2009-12-25 - 01:39
Ülkenin geleceðine duyduðu güçlü inançla bu ülke için can vermiþ þehitlerimizin, bu ülke için kanýný akýtmýþ, elini, kolunu, bacaðýný - insanlýk adýna bir daha hiç yaþanmamasýný dilediðimiz - o cephelerde ve savaþ meydanlarýnda býrakmýþ eli öpülesi gazilerimize ve onlarýn en deðerli Komutanýna hiç vefa borcumuz yok mu? Bu kadar basit mi kuruldu bu ülke? Ne oldu da deðerlerimizi ve duygularýmýzý yitirdik. O isimsiz kahramanlar, belki ilelebet adý anýlacak bir mezarý bile olmayan o güzel insanlar boþuna mý verdi canlarýný?
Ýnanýyorum ki bu ülke yeryüzünün en yaþanýlasý ve en anlamlý ülkesi. Bu ülkede hepimiz için bir yer ve hepimiz için bir hayat var. Sorun, onurlu yaþamýn sýrrýný bilmekte. Onur için gerekirse her þey feda edilmez mi bizim kültürümüzde.
Þimdilerde alaycý, aþaðýlayýcý ifadelerle küçümsenmeye ve küçültülmeye çalýþýlan, resmi tarihin temsilcileri gibi söylemlerle horlanan ve zihinlerimizden silinmek istenen, bu ülkeye deðer vermiþ, deðer katmýþ ve her þeylerini bu ülke için feda etmiþ atalarýmýza, aydýnlarýmýza ve bilim adamlarýmýza sahip mi çýkýyoruz. Madýmakta yakýldýk, Maraþ’ta ve daha bir çok yerde katledildik. Taa 1940’lý yýllardan beri Atlantik ötesinde plânlanan ve iþbirlikçilerinin de marifetiyle bu güne kadar acýmasýzca uygulanan zalim bir projenin mahkumu olduk. Artýk kendimizle ve birbirimizle barýþýk deðiliz. Bu topraklarda yetiþen deðerlerimiz yok edilip kültür ve yazýn hayatýmýz çoraklaþtýrýlýrken biz ne yapýyoruz. Yoksa son zamanlarda moda olduðu üzere bu deðerlerimize acýmasýzca sövmekle mi meþgulüz.
Devletimizin onuru ayaklar altýna alýnýyor. Dýþarýda artýk ciddiye alýnmýyor. Ehliyetsiz yöneticilerin ellerinde devletimizin egemenliði, samimiyeti ve inandýrýcýlýðý sorgulanýr hale geldi. Önemli toplumsal dönüþüm projeleri yanlýþ ellerde propaganda malzemesi olarak kullanýlýyor. Günümüzde çadýr mahkemeleri gibi oluþumlarla gerçek suçlular suçsuz, yurtseverler suçlu olarak gösterilmeye çalýþýlýr, güzelim ülkemiz bir muz cumhuriyetine dönüþtürülmek istenirken binlerce yýllýk insanlýk tarihinin onurlu mücadeleler geçmiþiyle deðiþmez bir anlam kazanan ortak deðerlerimiz çarpýtýlýyor. Baðýmsýzlýk, Demokrasi, Hukuk, Ýnsan Haklarý ve Özgürlük gibi kavramlarýn içi organize ve bilinçli bir þekilde boþaltýlmaya çalýþýlýyor. Temel kavramlar ve etik deðerler yer deðiþtiriyor. Mutasyona uðratýlýyor…
Toplumumuz ve kültürümüz yozlaþtýrýlmaya çalýþýlýrken ayný zamanda kendi gerçekliðimizi, önümüzü ve özümüzü görmemiz engelleniyor. Yabancý hayranlýðýndan gözlerimize inen perdeyi göremiyor, özendiðimiz yabancý ülkelerin Yurdumuz üzerindeki fûtursuz, açýk ve gizli hesaplarýný boþa çýkaramýyoruz. Gençlerimiz kimliksiz ve amaçsýz, ruhsuz, sorumsuz, cývýk yapay bir kültürün esiri haline getiriliyor. Özenti kültürüne o kadar saplanmýþýz ki kendi deðerlerimize sarýlmýyor, onlara inanmýyor, kör, saðýr ve dilsiz muamelesi yapýyoruz.
“Kapansýn el kapýlarý, bir daha açýlmasýn.
Yok edin insanýn insana kulluðunu, bu davet bizim.
Yaþamak bir aðaç gibi tek ve hür,
ve bir orman gibi kardeþçesine, bu hasret bizim.” diye seslenen koca çýnarýmýz Nazým Hikmet gibi,
“Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz.” diyen bir Uður Mumcu,
”Ýmanýn ticaretini yapanda, iman arama” diyen bir Necip Fazýl dikkate alýnsaydý,
“Sevgide güneþ gibi ol, dostluk ve kardeþlikte akarsu gibi,
Hatalarý örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi,
Öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol,
ya olduðun gibi görün, ya göründüðün gibi ol.” diyen bir Mevlana’mýza hak ettiði deðeri verseydik,
“Zehirle piþmiþ aþý, kim yemeye gelir.
Derviþlik baþtadýr, taçta deðildir, Kýzdýrmak addadýr, sacda deðildir,
Cümleler doðrudur sen doðru isen, Doðruluk bulunmaz sen eðri isen.”
diye yüz yýllar ötesinden seslenen bir Yunus Emre’yi ve,
Dünyadaki ilk kadýnlar teþkilatý olan Anadolu Kadýnlar Birliði’nin kurucusu “Ýþine, Aþýna, Eþine sahip ol" diyen Ahi Evran gibi daha yüzlerce deðerimizi unutmasaydýk bizi bu hale getirebilirler miydi.
“Bayraklarý bayrak yapan üstündeki kandýr,
Toprak, eðer uðrunda ölen varsa vatandýr”
diyerek pek çok mýsrasý bir atasözü gibi hafýzalara kazýnan Mithat Cemal KUNTAY ve,
Âtiyi karanlýk görerek azmi býrakmak.. Alçak bir ölüm varsa, eminim, budur ancak.
Karþýnda ziyâ yoksa, saðýndan, ya solundan, Tek bir ýþýk olsun buluver... Kalma yolundan.
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böðründe yatan, þaþkýn adam, kalk!
Diye haykýran Mehmet Akif sanki bu günkü duyarsýz toplum manzaramýzý resmetmiyor mu?
Bu topraklarda bize ait olan, görüþleri, düþünceleri ve memleket projeleri farklý da olsa bizim bütün renklerimizi, Anadolu’yu temsil eden, bu güzelim memleketimizin aydýnlýk ve mutlu geleceði için yüzlerce yýldýr namusuyla, þerefiyle, onuruyla ve olanca dürüstlüðüyle alýn teri akýtan bilim ve düþün adamlarýmýz, aydýnlarýmýz, þair ve yazarlarýmýz varken, kýsacasý müthiþ bir kültür derinliði yaratýlmýþken bu topraklarý sýð, ithal ve barýþýmýzý dinamitleyen projelerin sahiplerine ve taþeronlarýna mý teslim edeceðiz?
Unutma!
Tarihte bu topraklarda zaman zaman ayrýk otlarý gibi hainlerde yetiþti. Onlarca misli yurtsever de. Ancak bu topraklar tarihin hiçbir döneminde yaban otlarýna ve karabataklarýna teslim olmadý. Þimdi mi olacak?
Unutma!
Eðer bu topraklar bir gün yaban otlarýnca teslim alýnacak olursa... Aymazlýk galip gelir ve gök kubbe tepemize çökerse … Allah korusun da… Analar iþte asýl o zaman aðlar…
Onlarýnda sevgilileri, özlemleri vardý. Onlarda mutluluk istiyor, gelecek güzel günlere inanýyorlardý. Hayalleri vardý herkesinki gibi, kocaman da deðildi belki bu hayalleri, fütursuzca ellerinden alýnmadan önce. – hani bir tanesi yüz küsûr liralýk asker maaþýnýn yüz lirasýný yoksulun yoksulu ailesine gönderiyordu ya – Ýçimiz acýmýþ, içimiz yanmýþtý deðil mi. Tokat’ta þehit edilen Mehmetçiklerimizin aziz hatýralarýný anmak istemiþtik bir süre önce. Unutmayacak ve unutturmayacaktýk. Kaç kiþi katýldý? Kabahat kimin? Yanýtý Nazým’ýn dizelerinde mi yoksa? “Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eðer ve hâlâ þarabýmýzý vermek için üzüm gibi eziliyorsak, kabahat senin,- demeðe de dilim varmýyor ama - kabahatin çoðu senin, caným kardeþim! “ N. Hikmet
Deðerler kolay yetiþmiyor… Birbirimize ve deðerlerimize sahip çýkalým… Türkülerimiz bizi asla yanýltmadý ve utandýrmadý. Sözlerimizi Sesleniþ’ten birkaç pasaj ve Sevgili þiiri ile bitirelim…
SESLENÝÞ
Dað gibi kara yaðýz birer delikanlýydýk. Babamýz, sýrtýnda yük taþýyarak getirirdi aþýmýzý, ekmeðimizi. Bizler bir mum ýþýðýnda bitirirdik kitaplarýmýzý. Kendimiz gibi yaþayan binlerce yoksulun yüreðini yüreðimizde yaþayarak katýldýk o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asýldýk. Vurulduk ey halkým, unutma bizi...
Yoksulluðun bükemediði bileklerimize çelik kelepçeler takýldý. Ýþkence hücrelerinde sabahladýk kaç kez. Ýsteseydik, diplomalarýmýzý, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanýrdýk. Mimardýk, mühendistik, doktorduk, avukattýk. Yazlýk kýþlýk katlarýmýz, arabalarýmýz olurdu. Yaþamýmýzýn en güzel yýllarýný birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkým, unutma bizi...
Fidan gibi genç kýzlardýk. Hayat, þakýrdayan bir þelale gibi akardý göz bebeklerimizden. Yirmi yaþýnda, yirmi bir yaþýnda, yirmi iki yaþýnda, iþkencecilerin acýmasýz ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreðimizle, direndik genç kýzlýk gururumuzla. Tükürülesi suratlarýna karþý bahar çiçekleri gibi, taptaze inançlarýmýzý fýrlattýk. Utanmadýlar insanlýklarýndan, utanmadýlar erkekliklerinden. Vicdan sustu. Ýnsanlýk sustu.
Hücrelere atýldýk, Göz göre göre öldürüldük ey halkým, unutma bizi…
Baðýmsýzlýk Mustafa Kemal’den armaðandý bize. Emperyalizmin ahtapot kollarýna teslim edilen ülkemizin baðýmsýzlýðý için kan döktük sokaklara. Ülkemiz baðýmsýz deðil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluþ Savaþý’nda emperyalizme karþý dalgalandýrdýðýmýz bayraðýmýzý daha dik tutabilmekti bütün çabamýz. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkým, unutma bizi... Henüz çocukluðumuzu bile yaþamamýþtýk. Bir kadýn eline deðmemiþti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile almamýþtýk daha.
Asýldýk ey halkým, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasýnda vuranlar, aðabeyimiz, babamýz yaþlarýndaydýlar. Ya bu düzenin kirli çarklarýna ortak olmuþlardý ya da susmuþlardý bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile, karþýsýndakilere baðýrmamýþ insanlarýn önünde, öldürüldük. Hukuk adýna, özgürlük adýna, demokrasi adýna, Batý uygarlýðý adýna, bizleri, bir þafak vakti ipe çektiler. Korkmadan öldük ey halkým, unutma bizi...
Bir gün mezarlarýmýzda güller açacak. Ey halkým, unutma bizi...
Bir gün sesimiz hepimizin kulaklarýnda yankýlanacak. Ey halkým, unutma bizi... unutma bizi…
Uður Mumcu
SEVGÝLÝ
Hayat bize mutlu olma þansý vermedi be sevgili…
Biz kendimizden baþka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz, acýsýný acýmýz yaptýk çünkü.
Dünyanýn öbür ucunda, hiç tanýmadýðýmýz bir insanýn göz yaþlarý bile içimizi parçaladý.
Kedilere aðladýk, kuþlarýn yasýný tuttuk.
Yüreðimizin yufkalýðý kimi zaman hayat karþýsýnda zayýf yaptý bizi.
Aslýnda ne güzel þeydir,
Ýnsanýn insana yanmasý sevgili…
Ne güzeldir, bilmediðin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak…
Ben, bütün hayatýmda hep üzüldüm, hep yandým…
Yaþamak ne güzeldir be sevgili…
Sevinerek, severek, sevilerek, düþünerek…
Ve o vazgeçilmez sancýlarýný duyarak hayatýn.
Yýlmaz Güney
Halkýmýzýn yeni yýlýný kutlar, memleketimiz ve barýþýmýz üzerindeki kara bulutlarýn bir daha çökmemek üzere yeni yýl rüzgarlarýyla daðýlmasýný dilerim.
Sevgi ve saygýlarýmla…
Gürsel YILDIRIMER
CHP Akþehir Ýlçe Baþkaný
Bu Haber 1062 Defa Okundu
|