NASREDDÝN HOCA FIKRALARININ TASAVVÛFÎ YÖNÜ
2009-07-06 - 11:43
Türk milletinin bilge þahsiyetlerinden olan Nasreddin Hoca halk dilinde, duygu, tefekkür, mizah ve hoþgörümüzü gösteren fýkra türünün öncüsüdür. Baþta Türk ülkeleri olmak üzere Dünya’nýn bir çok ülkesinde tanýnan Nasreddin Hoca, sosyal hayatta karþýlaþýlan içinden çýkýlmaz güç isleri, aklý bilgisi ve hazýr cevaplýlýðýyla mizahi biçimde çözen, güldüren ama güldürürken düþündüren keskin Türk zekasýnýn sembolü aktüel bir tiptir.
Nasrettin Hoca, Sivrihisar yöresinde 1208 yýllarýnda doðmuþtur. Babasý Hortu köyü imamý olan Abdullah Efendi, annesi ayný köyden Sýdýka Hatun’dur. Nasreddin Hoca ilk derslerini babasýndan almýþtýr. Daha sonra Sivrihisar Müftüsü Hasan Efendi’nin ‘Mecmua-yý Maârif’ adlý tamamlanmamýþ eserinden hocanýn Mutasavvýf Seyyid Muhammed Hayrânî’nin talebesi olduðunu ve hocasýnýn Aksehir’e göçmesi dolayýsýyla onun da Akþehir’e eðitim için gittiðini öðrenmekteyiz.
Önce Sivrihisar’da medrese öðrenimi gören Nasreddin Hoca, babasýnýn ölümü üzerine Hortu’ya dönerek köy imamý oldu. 1237’de Akþehir’e yerleþerek, Seyyid Mahmud Hayrânî ve Seyyid Hacý Ýbrahim’in derslerini dinledi. Bir rivayete göre medresede ders okuttu, kadýlýk görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayý kendisine Nasuriddin Hâce adý verilmis, sonradan bu ad Nasreddin Hoca sekline dönüþmüstür. Onun hayatýyla ilgili bilgiler, halkýn kendisine olan sevgisi yüzünden, söylentilerle karýsmýs, yer yer olaðanüstü nitelikler kazanmýþtýr.
Nasreddin Hoca saðlam bir Ýslam inancýna köklü bir dinî bilgiye ciddi bir ahlakî yapýya sahiptir. Tasavvuf kültürüne de vakýf olan hoca, bir çok tarihî yazma eserlerde evliyalar arasýnda zikredilir. Nasreddin Hoca Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde “hakîm ulu bir can” olarak tanýtýlýr. Nasrettin Hoca ile ilgili en eski kaynak olan Ebu’l-Hayr Rûmî’nin Saltuknâmesi’nde (M. 1495) Sarý Saltuk, Nasreddin Hocaya bir hediye göndererek dua talebinde bulunur. Hoca evde olmadýðý için hocanýn hanýmý, onun yerine dua eder. Bu duanýn bazý cümleleri su þekildedir: “.. dünyada fâsýk, fâcir ile alâka eyleme, ve dahi kötü kiþiye karsý kendini ve hem malýný güvenip emanet etme ve dilinden tevbe ve istiðfarý koma kendin için isteyeceðini baþkasý için de iste, Allah’tan korkup Rasül’den utanasýn ve ahiret için burada güzel amel isleyesin, yaramaz islerden kaçasýn, günahlarýný çoðaltmayasýn ki gönlün kararmasýn. Böylece gönül aynanda gizli sýrlarý keþfedebilesin Hakk’ý müþahede edebilesin.
Nasreddin Hoca Miladi 1284 tarihinde Akþehir’de vefat etmiþtir. Türbesi üzerindeki yazýda “ Yazý bâkî, ömür fânî, kul âsî, Rab affedicidir.” sözleri yer almaktadýr.
Nasreddin Hoca’nýn sosyal hayatla ilgili fýkralarý zengin bir konu çeþitliliði göstermekte, toplum hayatýnýn hemen hemen bütün alanlarýný kapsamaktadýr. Bunlarýn çoðunda mizahýyla, güler yüzüyle ders veren bir halk eðitimcisinin olumlu davranýþýný görürüz.
Nasreddin Hoca birçok fýkrasýnda halkýmýzýn meselelerini pratik bir þekilde hallederek hadiseler karsýsýndaki tavrý ve eleþtiri becerisi, kullandýðý dili ile Anadolu insanýnýn duygularýna tercüman olmustur.
Nasreddin Hoca’nýn temsil ettiði sýradan bir kurnazlýk deðil imbiklenmiþ zekanýn arkasýnda doðruyu, iyiyi, güzeli, sabýr ve dürüstlüðü telkin eden bir akýl yürütme sistemidir. Nasreddin Hoca fýkralarýnýn temel özelliklerinden birisi de sözlü geleneðe uygun olarak kýsa, açýk, yalýn ve özlü olmasýdýr. Bu fýkralar Türkçemizdeki halk söyleyiþleri için zengin bir kaynak durumundadýr. Diyaloglarda da söz uzatýlmadan gaye kýsa bir þekilde anlatýlmýþtýr. Nasrettin Hoca’nýn aðzýnda vurucu sözler kalýplaþmýþtýr. Bu kalýplardan ipe un sermek, bindiði dalý kesmek, kazýn ayaðý, kuþa benzemek, vb. bir çoðu özlü söz ya da deyim olarak kullanýlmaya baþlamýþtýr.
Bir çok fýkrada insanlarýn ibret alacaðý konular sembollerle anlatýlýr: “Ye kürküm ye, kürküm eski sözüm geçmez” ifadeleriyle toplumun gerçeðe deðil dýþ görüntüye önem verdiði eleþtirilir. “Kazan doðurdu, kazan öldü” fýkrasý çýkarýný koruma uðrunda tabiatýn kanunlarýna karsý gelmeyi eleþtirir.
Nasreddin Hoca’nýn fýkralarýnda, halký eðiten ve ona ders veren yaklasýmlar bulunmaktadýr. Anadolu insanýnýn bir çok meseleyi Nasreddin Hoca’nýn dilinden, aðzýndan ifade etmekten hoþlanmasý onun aklý ve zekasý ile ilgili meseleleri yargýlamasý, hükme baðlamasý, tenkit etmesi, üzerinde ciddiyetle durulmasý gereken ayrý bir mevzudur. Çünkü bu ortak güç, halkýn ortak gücüdür, Nasreddin Hoca kalýbý içinde aksediþidir. Nasreddin Hoca’nýn þahsiyetinde þekillenen Türk halk düsüncesi, dünya görüsü, insan anlayýþý ve cemiyet hayatýnda cereyan eden olaylara karsý alýnan tavýr ve tutumlarýn genel yapýsý fýkralara yansýmýþtýr. Nasreddin Hoca’ya baðlý olarak anlatýlan fýkralar adeta Türk düþüncesinin oluklarý, çesitli ifade kalýplarý gibidir. Bu sebeple de Nasreddin Hoca, bir fýkra tipi olduðu kadar, Türk düþüncesini, dünya görüsünü, insan anlayýþýný en iyi þekilde anlatan, ifade eden bilgemizdir.
(SÜRECEK)
Bu Haber 1725 Defa Okundu
|