05 Þubat 2012 Pazar

MELEK GÝRMEZ

  Sami BAÞAR

          
         MELEK GÝRMEZ
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 Bir kýþ sabahý. Kar sepeliyor. Akþehir’de Anýt Alaný’nýn karþýsýnda bir iþ haný: Melek Girmez Ýþ Haný. Meleðin girmediði iþ haný. Anýt Alaný’nýn önünden bir giriþi var þehrin göbeðinden, bir de Ýplikçi Camii’nin yanýndan, iki giriþi daha bulunuyor. Arasta’nýn yukarýsýndan tuvaletin bulunduðu kýsým ile Pervasýz Gazetesi’nin yanýndan yukarý çýkan bir yol daha  etti mi sana toplam dört tane giriþi olan bir iþ haný. Dört tarafý giriþlerle çevrili bir iþ haný : Melek Girmez Ýþ Haný. Meleðin girmediði yer. Evet, Akþehirli bu ismi münasip görmüþ. Ýyi de meleðin girmediði bu yerde kahvehaneler,  birahaneler, çay ocaðý, ortada büyükçe bir havuz. Pervasýz Gazetesi ve gazetenin giriþ kapýsý.

Birazdan kahvehaneler dolmaya baþlayacak, çay ocaklarý da öylesine. Üþüyerek gelenler birer birer kahvehanedeki yerlerini alacaklar, “demli olsun” sözleri çay ocaklarýndan, kahvelerden yankýlanmaya baþlayacaktý.

        Öyle bir kýþ sabahýydý Akþehir’de. Bir tatlý koþuþturma baþlamýþtý, her þey akþama eve götürülecek ekmek içindi, ekmek parasýydý, mücadeleydi, koþuþturmaydý hayat. Akþehirli bu iþ hanýna “Melek Girmez Ýþ Haný “ demiþti ya, belki kahvehanelerin bol olduðu bir  iþ haný olduðu için, iþsizliði, tembelliði sevmeyen, çalýþkan Akþehir halký bu ismi uygun görmüþtü ya, bundan sonra buraya “Melek Ýþ Haný” ismi verilse de bu isim artýk deðiþmez, bu sýfat artýk bu iþ hanýndan silinmezdi. Artýk burasý Melek Girmez’di.

        Akþehir halký iþ hanlarýna, sokaklarýna, caddelerine en güzel isimleri de veren bir halktý. Örneklerle doluydu bu isimler. Kaytanlar Mahallesi, Havva Kadýn Sokaðý, Nasreddin Hoca Mahallesi ki -bu mahalle Nasreddin Hoca’nýn yaþadýðý ve doðduðu bir mahalledir-, yine Faytoncu Sabri Sokaðý, Öpücük Sokaðý, Unuttum Sokaðý, Þirin Irmak Sokaðý, Çay Mahallesi, Ýbre… gibi. Bunlar þimdi ilk anda aklýma geliverenler..

        Akþehir halký biliyordu ki, öyle her görülen sokaða “atmasyon” isim verenlerden deðildi. Yoksa, her sokaða “Gül Sokak” “Bülbül Sokak” “Çýkmaz Sokak” gibi atmasyon-tutmasyon sokak isimlerine ancak gülünürdü. Bu sokak isimleri ki takým elbise üzerine yapýþtýrýlmýþ yama gibi gülünç dururdu, komik dururdu. Aslýnda, sokak isimleri konulurken de bir komisyon oluþturulmalýydý; yoksa üç – beþ kiþinin sokaklara “atmasyon- tutmasyon” isim vermeleri ancak gülünç ve komik olurdu.

Yoksa sokak ismi vermeye ne vardý, bakarsýn sokaða,  çýkmaz bir sokak mý at kafadan “Çýkmaz Sokak”, sapa bir yerde mi “Kuþ uçmaz kervan geçmez sokak”, atmasyon olduktan sonra, sokak ismi koymaya ne var, hele ki o sokaða can verenlerin, o sokakta yaþayanlarýn geçmiþini bilmeyenler tarafýndan konulacak isimler ne kadar da komik olurdu. Böyle bir þehir de ancak “komik sokaklar þehri” olurdu. Komisyon þarttý böyle durumlarda …O sokaða, o caddeye ismi verilmesi gereken insanlar… evet evet tarihimize geçmiþten günümüze ýþýk olanlarýn isimleri…

         Meleðin girmediði, çalýþkan Akþehir halký tarafýndan bu iþ yerine verilen isim de “Melek Girmez Ýþ Haný”ydý, iþte. Akþehir halký tarafýndan verilen sokak isimlerini, iþ yeri isimlerini  ne çok severim ben. Halktýr bu. Halkýn önünde bir þey duramaz.  Bu da çok sevdiðim isimlerden birisidir iþte. Bak unutuyordum, bir de Faytoncu Sabri Bey Sokaðý var. Bunu da Akþehir halký münasip görmüþtür. Faytoncu Sabri’yi yeni yetmeler bilmez. Hele ki yaþý kýrk ve kýrkbeþ olanlar hiç bilmez… Hani derler ya onlarýn fistan giydiði zamanlardýr bu zamanlar. Þöyle de söyleyebiliriz. Bilmemek ayýp deðil, ama öðrenmemek ayýp, denir ya… Hem bilmeyene, hem öðrenmeyene ne demeli?  “Ýlim ilim ilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen ya nice okumaktýr” sözünü mü söylemeli? Hem bilmeyene, hem öðrenmeyene, hem okumayana ne demeli, “cahal” mý? Hem de bu çaðda, tarihi bilmiyorsan, birkaç yaþlý insana gidip öðreneceksin, soracaksýn, araþtýracaksýn… Hele ki þehir tarihi çok önemlidir. Ya ben kime diyorum?             

        Hikâye yazýyorduk deðil mi? Nerelere geldik? Neyse lafý fazla uzatýp kabak tadý vermeyelim.

         Yazar: Kýsa boylu, saçlarý üstlerinden dökülmüþ, küçük gözleri yerlerinde heyecanlý, kara gözlü, býyýksýz, yetmiþ yaþlarýnda görünür, ufak tefek bir adamdý. Þehrin göbeðindeki Melek Girmez Ýþ Haný’nýn giriþinden yavaþ adýmlarla giriyordu ki zaten bu yaþýnda da bu normal yürüyüþüydü. Yine elinde o her zamanki çantasýyla, sepeleyen karýn altýnda Çay Mahallesi’ndeki evinden buraya kadar karlarýn gözüne bata çýka gelmiþ, odasýna girmiþti ki, iyice ýslanmýþ, seyrelen saçlarýnýn üzerine dolan karlarla mahalle aralarýnda kardan adam yapan çocuklarýn yaptýðý küçücük bir kardan adama dönmüþtü ki burnu da havuç gibi soðuktan kýzarmýþý. Çantasýný çalýþma masasýnýn üzerine attý. Kendi de bir sandalye alýp sobanýn baþýna oturdu. Bir sigara yaktý. Sobayý karýþtýran dizgici Fikret ile konuþurken, gazete sahibi de kapýdan içeriye girdi.

Gazeteci de yazarýn yaþlarýndaydý. Ayný mahallenin çocuklarý, ayný okulun öðrencileriydi zamanýnda. Gazeteci, yazara göre uzun boylu, gür kaþlý, kara gözlü, yazara göre biraz daha genç uzunca bir adam.

“Selamünaleyküm” diyerek içeriye girdi; ardýndan “erkencisin”

“Öyle oldu. Karda kýþta zor geldim.”

“Hele gelmiþsin ya” derken, kýzaran sobanýn baþýnda oturuyorlardý.

“Bu ne kardeþim? “ dedi, Yazar.

“Ne oldu yine?”

“Bu yollarýn hali ne? Belediye uyuyor mu? Sabahtan þu yollar temizlenmez mi? Gelinceye kadar bir hal oldum.”

“Temizlerler, temizlerler..”

“Yazacaðým bunu, yazacaðým, bu þehre yakýþmaz bu.”

“Yaz, yaz.”

Birazdan çaycý  elinde iki tane çayla geldi.

“Çaylar tavþan kanýýýý!”

“Biz burada iki kiþi miyiz? Neden iki tane getirdin?” dedi, Yazar.

“Pardon aðabey, pardonnnnn! Ben þimdi matbaacý arkadaþa da çayý kapar getiririm…”

O hýzla da çýktý.

 

****

 

       Öðleye doðru yavaþ yavaþ þehri kaplayan karlar erimeye baþlamýþ, belediye çalýþanlarý küreklerle, yollarý temizlerken, esnaf da eline geçirdiði küreklerle dükkanlarýnýn önünü temizlemeye baþlamýþtý.

        Ezan okunuyordu Ýplikçi Camii’nde.Camii’nin önü namaz kýlmaya gelen Akþehirlilerle dolmaya baþlamýþtý ki, Gazeteci : Haydi dedi, haydi!

        Birlikte camiye gittiler.

       Namazdan sonra gazete daðýtýcýsý da gelmiþti.

       Gazeteci : Evlat nerede kaldýn?

      Daðýtýcý: On yedi yaþlarýnda bir çocuktu. Yüzlerce gazete. Bu þehrin Sanayisi var, Belediyesi var, Hükümet Konaðý var,Adliyesi var, onca esnafý var, postaneye verilecek gazeteleri var..

      Gazeteci gülerek:

      “Sen de haklýsýn evlat! Sen de… Üþümüþsündür de dur sana bir çay söyleyeyim…”

      Þimdi Gazeteci, Yazar ve Daðýtýcý çocuk ile birlikte üçü oturuyordu.

      Gazeteye elinde bir dosya kaðýdý ile birisi girdi.

      Gazeteci ve diðerleri bu elinde dosya kaðýdý ile gelen bu kiþiyi yeni görüyorlardý.

       Ýçeriye giren otuz yaþlarýndaki bu adam da kimdi? Elindeki dosya kaðýdýný gazeteciye uzatarak:

            “Bir þiir getirdim…” dedi.

            Yýllarýn tecrübeli gazetecisi, önce þiiri getireni þöyle gözlüklerinin üzerinden bir süzdü, bu da kimdi?

            “Otur hele!”

            “Ýsmin: Þakir, þiir yazýyorum…”

            Þiiri þöyle bir okudu, yüzüne karþý “bu þiir beþ para etmez, “ diyecekti ya, karþýsýndaki de insandý.

            Kýrmamak için : “ Bugünlerde þiire pek yer vermiyoruz gazetemizde… Kusura bakma” dedi.

            Þair cevabýný almýþtý. Yavaþ adýmlarla kapýdan çýktý.

            Gazeteci : “Bu ne yahu! Herkes þair olmuþ, köþe baþýnda yazýp þiir diye getiriyorlar! Yazdýklarý da bir þeye benzese ya, hele bunun yazdýðý þiirden baþka her þeye benzer…”

            Yazar, Gazeteci’nin moralinin bozulduðunu anlýyor, cebinden bir sigara çýkartýp uzatarak : “Boþverrrr! Diyor, Boþverrrrrr!”

            Gazeteci: “Boþverdim” zaten diyor ya, morali de bozuluyor…

            “ Þiir yazmýþmýþ! “ diyor, “Þiir yazmýþmýþþþþþ!”

 

            ****

           

         Öðleden sonra yine yavaþ yavaþ kar sepeliyor. Matbaa makinesi yarýn çýkacak gazeteler için hazýrlanýyor. Harfler eritiliyor, diziliyor. Makine yine her gün olduðu gibi bugün de arýza yapýyor. Dizgici kýzýyor, baðýrýyor..

         Yarýna hazýrlanmak var. Haber gelecek mi?

         Yazar masasýnýn baþýnda, sigara üstüne sigara yakýyor. Odanýn için duman altý. Neden sonra baþ yazý da hazýrlanýyor.

         Yarýnýn gazetesi de hazýrlandý, fakat ne zorluklarla.

        Gazetecilik, hele ki yazarlýk çok zor, sepeleyen karýn altýnda kalmak, belki ölümün kýyýsýnda düþünce üretmek. Bir þeyler verebilmek. Gazetecisiyle, yazarýyla, dizgicisiyle, matbaacýsýyla, daðýtýcýsýyla, bütün mesleklerden zor bir meslek…

        Melek Girmez Ýþ Haný’nda gazetecilik..Yýllara meydan okumak, yazmak, okutmak.. zamana, mekana karþý, insanlarla birlikte, bazen fikir ayrýlýklarý içerisinde, fakat doðru bildiðini söylemek yýllarca…Melek Girmez Ýþ Haný’nda çalýþkan, üretken bir gazetecilik vardý. Bir gazeteci aðabeyimiz, bir yazarýmýz…

        Bir üzüntüyü yaþattý gazetemiz: Melek Girmez Ýþ Haný’nda yýllarca gazetecilik yapan, Akþehir’e ilk matbaayý, ilk gazeteyi getiren aðabeyimizi kaybetmiþtik. Ardýndan Akþehirli deðerli bir yazarýmýzý.

        Akþehirli bu hana bu ismi vermiþti ya bu handan “iki  melek gibi insan” aramýzdan ayrýlmýþtý.Zordu gazetecilik.. Her zaman mutluluk deðildi habercilik, “her zaman kalbimizde yaþayacak iki melek de bizleri bu dünyada yalnýz býrakýp, meleklerin yanýna gitmiþ, meleklerle komþu olmuþtu”

        Bana da önce yazmasý kaldý, ardýndan bir üzüntü, bir keder…

2010-08-05 Bu yazý  791  kere okundu

SON YAZILARI

GÜLE GÜLE Yaþanýlmamýþ aþklar, AKÞEHÝR’DE UNUTTUKLARIMIZ ADINA HABBABA SENÝ BEKLÝYORUM YAZARLIK VE DALKAVUKLUK HAKKINDA EMMÝLER EMMÝLER VAY ANAM! AKÞEHÝR HÝKÂYELERÝ AKÞEHÝR HÝKÂYELERÝ AKÞEHÝR HÝKAYELERÝ

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
YENÝ BARO TEMSÝLCÝSÝ ÖZGÜR KAÇAR
Av. Mehmet Demiroðlu ndan boþalan Akþehir Baro Temsilciliðine Av. Özgür Kaçar at
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır