|
Aðustos.Sýcak mý sýcak, aðýr bir hava…Termometreyi tut tutabilirsen. Termometrenin sýcaðý sevdiði saatler. Öyle baskýn bir hava var ki “offff!” layaný mý ararsýn “puflayaný” mý.. Öyle bir hava iþte. Güneþ ýþýnlarýný öyle bir vuruyor ki balyoz gibi…
Öðle ezaný okunuyor. Ýplikçi Camii’ne doðru koþturan bir kalabalýk.
Kepenkleri açýk, fakat boþ müþterisiz dükkanlar, sessiz bir kalabalýk..Yollar daha asfaltý tanýmamýþ, satýcýlar esnemekte..Aðustos ayýnýn sýcaðýnda, kimi dükkanýn bir gölgelikte müþteri beklemekte, kimi de önündeki sandalyede uyuklamakta, ya da uyudu uyuyacak bir esnaf…
Ýplikçi Camii’nin ulu çýnar aðacýnýn altýnda ayakkabý boyacýlarý.. Akþama kadar kimlerin ayakkabýlarýný boyuyorlar? Ya kazançlarý, gelirleri.. Bu sýcakta… Ekmek parasý…Aslanýn aðzýnda mýydý, boyanacak ayakkabýlara atýlan fýrçalarda mý? Zordu hayat, üstelik pahalý ve acýmasýz..
Uzay Sinemasý’nýn önünde genç bir topluluk, okuldan kaçan çocuklar mý demeli, yoksa anne ve babalarýnýn verdikleri harçlýklarý harcayýp, film perdesinin hayal dünyasýna dalýp birkaç saat film perdesinde oyalanmak isteyenler mi? Duvar film afiþi sýðacak þekilde oyulmuþ. Film afiþleri burada. Biraz ötede sinema kapýsýnýn giriþinde tahtadan film afiþlerini gösteren bir tabela daha. Bir çýðýrtkan baðýrmakta: “Haydi gençler film baþlýyorrrr1 Son haftasýýýý!”
Salim, yirmi yaþlarýnda. Bugün aynada kendisine bakmýþtý. Evet, aynada gördüðü kendisiydi. Bu zayýf, bu hayatýn çileleri ile yoðrulmuþ bu genç aynada kendisine bakmýþtý.Bu kendisi miydi, yoksa kendisi aynadaki aksi miydi.
Üstündeki elbiseleri ne zaman almýþtý da ne zaman bu kadar kararmýþ, yaðlanmýþ, pislenmiþti?
Yüzündeki esmerliðe ilk defa tanýk oluyordu. Bu esmerliði hayatýn bir cilvesi miydi?
Yok yok, bu kendisi olmamalýydý. Elâ gözleri kendisini yanýltýyor muydu?
Bugün ustasý “iþler yok” diye, izin vermiþti ya o da bu Aðustos sýcaðýnda sanayiden buraya kadar yürüyerek gelmiþti.
Sinema yolunun arasýndaki dar sokakta kestaneciye gözü takýldý.
Küçük bir mangal baþýnda kestaneci..Çocuk denecek yaþta. Bu sýcakta kestaneci çocuk.
“Kestane kebapppp!”
Hayatýn neresindeydi bu çocuk, ya kendisi? On dört, bilemedin olsa olsa on altý yaþlarýndaki bu çocuða baktý.
Onun arkadaþlarý hep kendisi gibi sanayide çýraktý. Onlarla dost onlarla arkadaþtý ya.. Bu çocuk, bu çocuk. Bir gariplik vardý bu çocukta. Bu çocukla arkadaþ olmak istiyordu. Kendisinden belki üç dört yaþ küçüktü ya.. O zaten kendisinden büyüklerle akranlýk, yarenlik yapmayý sevmezdi, sevmiyordu iþte. Onlarýn kendisini küçük görmelerinden, öðütlerinden býkmýþtý.
Çok küçük yaþlarda babasý da vefat ettikten sonra, annesinin kahveci Nihat’ýn yanýna verdiði bu çocuk kahvecinin yanýnda belki beþ yýldan fazla çalýþmýþ, oradan ayrýlýp sanayi de oto kaportacý Kadir Usta’nýn yanýnda çalýþmýþtý, günleri de hep böyle geçiyordu.
“Salimmm çekici getirrrrrr!”
“Salimmm çay söyleeee!”
“Salim tornavidayý verrrr!”
Bir gün müþterilerden birisi:
“ Bu çocuk ne zaman büyüyecek! Ben yýllardýr bu dükkâna gelir giderim bu çocuk ben bildim bileli böyle be usta!” demiþti.
Yýllarýn kaporta ustasý Kadir Salim’e biraz da acýyarak bakarak:
“Bakma böyle ufak tefek olduðuna, iþi yarý yarýya öðrendi. Annesinin elinden tutup da bana getirdiði gün hala gözlerimin önünde, dün gibi…”
Müþteri :
“Ben hep bu çocuðu böyle görüyorum. Yüzü, elleri, vücudu hiç deðiþmiyor.Hep ayný Salim…”
Cebinde bir sinema bileti parasý ile birkaç kuruþ vardý.
Kestanecinin önünde durdu.
Kestaneci çocuk:
“Mis gibi kestaneeee! Sýcacýkkkk!
“Adýn ne senin?”
“Ahmet aðabey!”
Kestanecinin mangalýna doðru eðildi.
“Kaçý kaç kuruþ?”
“Beþi beþ kuruþ aðabey!”
“O zaman beþ kuruþluk ver!”
Çocuk beþ tane kestaneyi maþayla alarak bir kaðýda sarýp verdi.
“Sað ol çocuk!”
“Aðbi sen de sað ol!”
Sinemaya doðru yöneldi.
Çocuk baðýrýyordu:
“Kestane kebappp!”
“Aðbiii!” diye bir ses duyuldu.
Salim arkasýna dönüp baktý.
Çocuk:
“Aðabey sinema nasýl bir þey? Kaç kuruþ? “
“Yirmi beþ kuruþ çocuk”
“Ben hiç gitmedim aðabey!”
“Hiç mi?”
“Hiç!”
“Gitmek ister misin?”
“Evet aðabey “ dedi, gözlerinin içi parlýyordu.
Salim eline cebine götürdü. Cebindeki yirmi beþ kuruþu kestaneci çocuða vererek:
“Al haydi! Dedi. Alll! “
Çocuk sevinçle, kestane mangalý ile maþasýný sinemanýn giriþinde bilet giþesinin yanýna býraktý.
“Sað ol aðabeyyyy! Sað olllll!!”
Sinemaya öyle bir giriþi vardý ki görülmeye deðerdi.
Salim bir çocuðu sevindirmenin verdiði mutlulukla Aðustos sýcaðýnda gölgeliklere sýðýnarak evine doðru yürüyordu ya kulaklarýndan o ses çýnlýyordu “Kestane kebapppp!”

|