|
Söz uçar, yazý kalýrdý bildiðimiz,
...ve bazý þeyleri unutuyoruz, sözü unutuyoruz, özü unutuyoruz, yazýyý da..
iyiden iyiye unutkan olduk ya hayýrlýsý...
ya belgeler...
Gazeteler ve dergiler...
Osmanlý Tokatý oluyor..
Gazete oluyor vuruyor yüzümüze, dergi olup vuruyor yüzümüze...
Yirmi yýl önce, yirmi yýl sonra..
Kendi kendimize þunu söylüyoruz : “ Ya bu münevver kiþilik, yirmi yýl öncesinden söylemiþ bu sözü, yirmi yýl öncesinden uyarmaya çalýþmýþ....”
iþte gazete, iþte dergi...
Çatttttt! Çattttttt!
Pattttt! Patttt!
Hayatýn gerisinden takip etmek..
Zamaný geriye kurmak..
Olmuyor iþte..
Akýp gidiyor Akþehir in Çayý...
Geçmiþi bilmeyen, geçmiþini bilmeyen, geleceðini de bilmiyor ya..
Gülüyorsun kahkahalarla...
-Hahhahaaaaa!
-Hohhohoooo!
Öyle bir geçiyor ki zaman...
Unuttura unuttura, uyuttura uyuttura..
Çevrenize bir bakýn...
Münevver diyoruz ya..
Ölünce kýymete biniyorlar...
Antika eþya gibi..
Anýtlar dikiliyor..
Sokaklara isimleri veriliyor...
Belgelerin gözü kör olsun...
Okumuyoruz ya..
Okuyup da ne olacaksýn ki?
“Katip mi olacaksýn !”derlerdi ya eskiden,
Bir türkü “uykuda mýsýn sevgili yarim, uyannnnn! Uyannnn!”
Bir pop, bir caz...
Uyuma zamaný...
Münevvere verilen deðer, plaket, ödül, altýn þu bu hikaye,
Lafýn çürüðü...
Uyanmalý..
Artýk deðer verilmeli,
Türkülere inat...
Popa, caza, cýza inat...
Uyanmalý artýk..
|