22 Mayýs 2012 Salý

DÝRENÝÞ VE ZAFER

  Sami BAÞAR

          
         DÝRENÝÞ VE ZAFER
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

( MÝLLÝ MÜCADELE’DE AKÞEHÝRLÝLERÝN ZAFERE GÝDEN YOLDA GÖSTERDÝKLERÝ KAHRAMANLIKLARI )

Nasýl oluyordu da Rumlar Türklere karþý böylesine düþman olabiliyordu. Sabri bunu anlayamýyordu. Geceleri pencerelerinin önünden Rumca türküler söyleyerek giden bu insanlarýn amacý neydi? Akþehirlileri korkutmak, sindirmek mi? Naralarýyla Akþehirlileri korkutup sindireceklerini mi sanýyorlardý, ne Akþehirliler ne de Türk Milleti hiçbir zaman sinmedi, sinmeyecekti de. Bunu tüm dünya yakýnda anlayacaktý.

Sabri ve Oriste’nin arkadaþlýklarý böyle baþlamýþtý.
ÇINARALTI
Akþehir Ýplikçi Cami’nde öðle ezaný okunuyordu. “Allahü ekberrrr! Allahü ekberrr!”
Namaza yetiþmek isteyen Mehmet Ali hýzlanmaya baþlamýþtý, baþlamasýna ama saðlam bir ayak ve bir koltuk deðneðiyle nasýl hýzlanýlabilirse o da öyle hýzlanmýþtý iþte. Bir an sendeliyor, toparlanýp yeniden yoluna koyuluyordu.
Aniden bir silah sesi duyuldu; ardýndan bir daha… “Patttt! Patttt!”
Çatýlardan güvercinler, dallardan serçeler uçtu.
Mehmet Ali:
—Yine Ýtalyanlar, kudurdu bunlar diyordu, kudurdu köpekler! Allah vere de bir Akþehirliyi vurmasalar.
Silah seslerinin ardýndan güvercinlerin kanat sesleri geliyordu; Akþehirliler pencerelerini kapatýyor, kadýn kýz, çoluk çocuk evlerine kaçýþýyordu.
Çýnaraltý bugün sessizdi, ortalýkta kimseler yoktu. Ne Kahveci Hamdi, ne Terzi Kadir, ne de Nalbant Mustafa, her gün buraya gelip giden Ýtalyanlardan býkmýþ olmalýydýlar. Belki de Kahveci Hamdi ‘nin kahvehanesinde toplanmýþlardý.
Camiye yaklaþtý. Caminin kapýsý önünde kalýn çizmeleri ile kýsa boylu bir Ýtalyan subayý, yanýnda on kiþiye yakýn askeri ile duruyordu.
Komutan küstahça:
—Ateþþþþ! Dedi. Ateþ edinnnn!
Birkaç asker yeniden Ýplikçi Cami’nin avlusundaki asýrlýk çýnara ateþ etmeye baþladýlar.
Silah seslerinin ardý arkasý kesilmiyordu.
Mehmet Ali:
—Ne yapýyorsunuz, ne yapýyorsunuz siz, deli misiniz? Burasý kutsal bir mekân, dedi.
Komutan pis pis sýrýtarak:
—Atýþ talimi!
Yanýndaki askerlerden birisi:
—Sen de kimsin, sana hesap mý vereceðiz? Defol git buradan, dedi,
Mehmet Ali:
—Gidin baþka yerde taliminizi yapýn… Sizin inancýnýz yok mu? Bizler sizin kilisenizin yanýnda atýþ talimi yapýyor muyuz?
Bu sýrada kahveci Hamdi, terzi Kadir ve nalbant Mustafa da geldiler. Akþehir halký da yavaþ yavaþ Ýtalyan subayý ile askerlerinin etrafýný sarmaya baþlamýþtý.
Ýtalyan askerleri Mehmet Ali’nin üzerine doðru yürüyeceklerdi ki Akþehirliler birden askerlerin etrafýný sardýlar.
Kahveci Hamdi, Terzi Kadir, Nalbant Mustafa ve Akþehir halký canlarý pahasýna da olsa askerlerin etrafýný sarmýþlardý. Mehmet Ali biraz geride kalmýþ olsa da sol ayaðýna destek olan deðneðine sýký sýký sarýlmýþ, ilk gelen askerin kafasýna yerleþtirecek gibi azimle duruyordu.
Komutan:
—Ýstediðimiz yerde atýþ talimi yaparýz, anladýnýz mý?
Kahveci Hamdi:
—Burada yapamazsýnýz!
Terzi Kadir:
—Buradan gidin!
Nalbant Mustafa:
—Biraz saygýlý olun.
Ýtalyan subayý, bu arada ellerinde çapalarla, küreklerle, sopalarla gelen Akþehirlilerden korktuðunu belli etmemeye çalýþarak:
—Sizin yeni efendileriniz bizleriz. Ýstediðimiz yerde atýþ talimi yaparýz! Þimdilik gidiyoruz yarýn yine geleceðiz. Sizleri ve yaptýðýnýzý unutmayacaðým. Hele o topalý, hele o topalý asla diyordu.
—Haydi, çocuklar gidiyoruz…
Akþehir istasyonuna doðru geldikleri gibi gitmeye baþladýlar.
KÜÇÜK HASAN
Bu arada Oriste’nin karný doyurulmuþ, eli yüzü yýkanmýþtý. Kapý çalýndý.
Sabri’nin annesi Habibe:
—Sabri, Sabri bak oðlum arkadaþýn Hasan geldiii!
—Ýçeriye gelsin anneeee!
Hasan içeriye girdi.
—Hoþ geldin!
—Hoþ bulduk. Bu kim?
—Oriste!
Sabri, Hasan’a Oriste’yi nasýl kurtardýðýný, biraz mahcup biraz böbürlenerek anlattý.
Hasan sedire geçip oturdu.
Hasan ‘da on iki yaþlarýnda, Selanik’te Yunan zulmünden çok çekmiþ mübadele esnasýnda da Mustafa Kemal tarafýndan Akþehir’e gönderilmiþ bir ailenin çocuðuydu. O da uzun boylu, kývýrcýk sarý saçlý, yeþil gözlü, afacan bir çocuktu.
Sabri ve annesi Hasan’ý çok severlerdi, hele ki annesi. Onun her geliþinde ismini Mustafa
 
Kemal’in nasýl koyduðunu sorar, uzun uzun dinlerdi.
Habibe:
—Bakýn bir arkadaþýnýz daha oldu, iyi geçinin tamam mý? Kavga yapmayýn. Hasan sana ismini Mustafa Kemal’in nasýl verdiðini, bir kez daha anlat da arkadaþýnýz Oriste’de öðrensin, ben de size içecek bir þeyler getireyim, olur mu? (Sürecek)

 

2009-05-25 Bu yazý  1016  kere okundu

SON YAZILARI

YALAN FOTOÐRAF YAZAR BENÝ ANLAYAMAZSIN ÞÝMDÝ GÜLE GÜLE Yaþanýlmamýþ aþklar, AKÞEHÝR’DE UNUTTUKLARIMIZ ADINA HABBABA SENÝ BEKLÝYORUM YAZARLIK VE DALKAVUKLUK HAKKINDA

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
5+1 ORTAOKUL
Akþehir Lisesi ve N.Hoca Teknik Lise taþýnýyor, Ticaret Lisesi yer deðiþtiriyor
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır