08 Þubat 2012 Çarþamba

BÝR DON JUAN HÝKÂYESÝ

  Sami BAÞAR

          
         BÝR DON JUAN HÝKÂYESÝ
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çok büyük þehirlerde de yaþasa, insanýn içinde yalnýzlýk her zaman vardýr ve sürekli insan kendi içerisine çekilme ihtiyacý duyar. Bu bir tür insanýn kendi kendisiyle konuþmasý, kendi kendisiyle söyleþmesi gibidir. Bazen annemizden, babamýzdan, hatta en çok sevdiklerimizden bile kaçtýðýmýz, çekildiðimiz kendi içerimize sindiðimiz, kabuðumuza çekildiðimiz günler olmuþtur.

Öyle zamanlar olur ki, annemize, babamýza, kardeþlerimize bile açamadýðýmýz sýkýntýlarla kendi kendimizle yüzleþtiðimiz olmaz mý? Kendi kendimize hüzünlenmez miyiz? Aðlamaz mýyýz?
Böyle üzüntülü günlerde, insan ne yapar ki? Ne yapabilir ki? Herhalde, eðlenceyi içki salonlarýnda bulmaz, ne bileyim iþte eðlence yerlerine gitmez. Benim kendi düþüncem, sevmem öyle kahvehaneyi, parklarý, içki hiç içmedim hayatým boyunca, gitmedim hiç birahaneye, meyhaneye hayatým boyunca, kendi düþüncemle þehri gezmeyi severim ben böyle durumlarda…
Yazmayý unuttum. Haklýsýnýz ben kim miyim?
Evvela azýcýk kendimden bahsedeyim. Ben, Akþehirliyim. Doðma büyüme Akþehirli. Mektebimi Akþehir Cumhuriyet Ýlkokulu’nda bitirdim Sonra, Ortaokul, lise, üniversite derken… Bir iþe girdim… Sormayýn, yýllarca müdürlük, amirlik yaptým… Hiç gözüm yükseklerde olmadý, ne müdürlüðü ne amirliði sevdim… Kimseye muhtaç olmayacak kadar kazancým olsun yeter dedim… Ara sýra da böyle hikâyecikler yazýyorum. Yazdýðým hikâye midir, deðil midir, onu da bilmiyorum… Resim yapýyorum, resim midir deðil midir, sanatsal deðeri var mýdýr onu da bilmiyorum… Yalnýz yaptýðým iþi seviyorum.
Neyse, uzatmayalým.
Bundan yýllar öncesiydi, ben diyeyim yirmi beþ yýl, siz deyin otuz yýl. O gün Güvendik Pastanesi’nden çýktým, aþaðýya doðru yol alýyordum. Aman Allah’ým o da ne? Bu gelen Leyla Haným deðil miydi? Ta kendisi…
Leyla þehre yeni gelmiþ, otuz beþ yaþlarýnda dul bir hanýmefendi. Nereden mi tanýyorum? Bir kamu kuruluþunda görmüþtüm; sanýrým memur olsa gerek, tayinle gelmiþ.. Hangi kurumda çalýþýyordu… Þimdi hatýrlayamýyorum ya bir iþyerinde görmüþtüm. Nerden gelmiþti? Onu da bilmiyorum, fakat aklýmda kaldýðý kadarýyla Ýzmir’den mi, Ankara’dan mý? Söylenti çoktu. Allah için, yalan yok, çok güzel bir bayandý…
Ýyi güzel de ya yanýndaki? Evet, evet onu da tanýdým… Piyasa vakti, hem de Leyla ile… Bizim mahalleden Hüseyin Aðabey…. Aramýzda Don Juan derdik, çapkýn derdik. Bizim Don Juan…Bizim Çapkýn…Evliydi… Birkaç da çocuðu vardý. Ne bilsin Leyla bu çapkýný… Biz ona aramýzda Çapkýn derdik. Hani bilmesek… Yardýmcý oluyor derdik.
Çapkýn mý? Kýrk yaþlarýnda uzun boylu, saçlarý yanlardan açýlmýþ bir Don Juan…Don Juan’lýðý, O’nun çapkýnlýðý, bundan birkaç yýl öncesine dayanýr…Hani ya, bir kýza takýlmýþtý da… Evine girip çýkarken görmüþlerdi, mahalle çalkalanmýþtý, kýz þehri terk edip gitmiþti ya… Kadýn yabancý, bilse… Semtine sokmaz bu Çapkýn’ý ya…
Her neyse… Beni gördüler ya utandýlar.
“Merhaba Hüseyin Aðabey!”
“Merhaba!”
“Nereye böyle?”
“Leyla Haným’a þehri gezdiriyordum”
 
 
Leyla biraz utanmýþ olacak ki… yüzüme bakmýyor..
“Ýyi akþamlar!”
 Kadýn da neden sonra:
  “Ýyi akþamlar!” diyor.
 Hüseyin Aðabeyin bana selam vermesi, hanýmýndan korktuðundan… o kýzla adý çýktýðýnda boþanacaktý ya, ondan olsa gerek…
             Hýzla Anýt Alaný’na doðru yürüyorlar..
             Bu arada nerden çýktý geldi bilmiyorum ya yanýma Furkan geliyor… Bu Furkan’da liseden arkadaþ..
             “Vayyy! Kerimciðim!”
             “Vay! Furkan sen ha!”
             Gülerek:
             “Bizim Don Juan’ý gördün mü?”
             “Biraz önce selamlaþtýk…”
             “Yanýndakini gördün mü?”
             “Ya sen?”
             Bizim Furkan:
             “Görmesem söyler miyim?”
             Gülüyoruz…
            Uzay Sinemasý’nýn film afiþlerine bakýyoruz…Bir fayton geçiyor önümüzden….Yýllar gelip geçiyor, ömür geçiyor…Nereden aklýma geliyor  bilmiyorum, þimdi Leyla’yý yanýnda gezenin Don Juan olduðunu, çapkýn olduðunu nasýl söylemediðime üzülmüyor deðilim…Bir bakýma da söylemediðime seviniyorum.Bir çapkýnla gezdiðini söylemek bana yakýþmazdý, belki de kýzardý.Bilemem ki ilk gördüðüm birisinin fikrini, zikrini….
Yýllar geçince hatýrladým þimdi… Leyla’ya söyleyemedim; söyleyemezdim de…benden duysun istemedim…
           Günler geçtikçe herkes gülüyordu Leyla’ya. Kadýn bilmiyordu ya âlem gülüyordu arkalarýndan kahkahalarla…
           Bizim Don Juan mý? Hiç sormayýn, sonunda boþandý… Leyla’yý da görmedim bir daha benim söyleyemediðimi baþkasý söyledi, baþkasý mý anlattý bilmiyorum ya… o da kýsa bir zaman sonra bu þehri terk etti.
           Nereden geldi bu hikâye þimdi aklýma… Boþandýktan birkaç ay sonra görmüþtüm ya bizim Çapkýn’ý Güvendik Pastanesi’nde,  yanýnda bir baþka kýzla…
 
            ****
 
Çok büyük þehirlerde de yaþasa, insanýn içinde yalnýzlýk her zaman vardýr ve sürekli insan kendi içerisine çekilme ihtiyacý duyar. Bu bir tür insanýn kendi kendisiyle konuþmasý, kendi kendisiyle söyleþmesi gibidir. Bazen annemizden, babamýzdan, hatta en çok sevdiklerimizden bile kaçtýðýmýz, çekildiðimiz kendi içerimize sindiðimiz, kabuðumuza çekildiðimiz günler olmuþtur.
            Sýkýntýlý anlarýmda görüyor musunuz, ne hikâyeler düþüyor aklýma?
 

 

Çok büyük þehirlerde de yaþasa, insanýn içinde yalnýzlýk her zaman vardýr ve sürekli insan kendi içerisine çekilme ihtiyacý duyar. Bu bir tür insanýn kendi kendisiyle konuþmasý, kendi kendisiyle söyleþmesi gibidir. Bazen annemizden, babamýzdan, hatta en çok sevdiklerimizden bile kaçtýðýmýz, çekildiðimiz kendi içerimize sindiðimiz, kabuðumuza çekildiðimiz günler olmuþtur.

Öyle zamanlar olur ki, annemize, babamýza, kardeþlerimize bile açamadýðýmýz sýkýntýlarla kendi kendimizle yüzleþtiðimiz olmaz mý? Kendi kendimize hüzünlenmez miyiz? Aðlamaz mýyýz?

Böyle üzüntülü günlerde, insan ne yapar ki? Ne yapabilir ki? Herhalde, eðlenceyi içki salonlarýnda bulmaz, ne bileyim iþte eðlence yerlerine gitmez. Benim kendi düþüncem, sevmem öyle kahvehaneyi, parklarý, içki hiç içmedim hayatým boyunca, gitmedim hiç birahaneye, meyhaneye hayatým boyunca, kendi düþüncemle þehri gezmeyi severim ben böyle durumlarda…

Yazmayý unuttum. Haklýsýnýz ben kim miyim?

Evvela azýcýk kendimden bahsedeyim. Ben, Akþehirliyim. Doðma büyüme Akþehirli. Mektebimi Akþehir Cumhuriyet Ýlkokulu’nda bitirdim Sonra, Ortaokul, lise, üniversite derken… Bir iþe girdim… Sormayýn, yýllarca müdürlük, amirlik yaptým… Hiç gözüm yükseklerde olmadý, ne müdürlüðü ne amirliði sevdim… Kimseye muhtaç olmayacak kadar kazancým olsun yeter dedim… Ara sýra da böyle hikâyecikler yazýyorum. Yazdýðým hikâye midir, deðil midir, onu da bilmiyorum… Resim yapýyorum, resim midir deðil midir, sanatsal deðeri var mýdýr onu da bilmiyorum… Yalnýz yaptýðým iþi seviyorum.

Neyse, uzatmayalým.

Bundan yýllar öncesiydi, ben diyeyim yirmi beþ yýl, siz deyin otuz yýl. O gün Güvendik Pastanesi’nden çýktým, aþaðýya doðru yol alýyordum. Aman Allah’ým o da ne? Bu gelen Leyla Haným deðil miydi? Ta kendisi…

Leyla þehre yeni gelmiþ, otuz beþ yaþlarýnda dul bir hanýmefendi. Nereden mi tanýyorum? Bir kamu kuruluþunda görmüþtüm; sanýrým memur olsa gerek, tayinle gelmiþ.. Hangi kurumda çalýþýyordu… Þimdi hatýrlayamýyorum ya bir iþyerinde görmüþtüm. Nerden gelmiþti? Onu da bilmiyorum, fakat aklýmda kaldýðý kadarýyla Ýzmir’den mi, Ankara’dan mý? Söylenti çoktu. Allah için, yalan yok, çok güzel bir bayandý…

Ýyi güzel de ya yanýndaki? Evet, evet onu da tanýdým… Piyasa vakti, hem de Leyla ile… Bizim mahalleden Hüseyin Aðabey…. Aramýzda Don Juan derdik, çapkýn derdik. Bizim Don Juan…Bizim Çapkýn…Evliydi… Birkaç da çocuðu vardý. Ne bilsin Leyla bu çapkýný… Biz ona aramýzda Çapkýn derdik. Hani bilmesek… Yardýmcý oluyor derdik.

Çapkýn mý? Kýrk yaþlarýnda uzun boylu, saçlarý yanlardan açýlmýþ bir Don Juan…Don Juan’lýðý, O’nun çapkýnlýðý, bundan birkaç yýl öncesine dayanýr…Hani ya, bir kýza takýlmýþtý da… Evine girip çýkarken görmüþlerdi, mahalle çalkalanmýþtý, kýz þehri terk edip gitmiþti ya… Kadýn yabancý, bilse… Semtine sokmaz bu Çapkýn’ý ya…

Her neyse… Beni gördüler ya utandýlar.

“Merhaba Hüseyin Aðabey!”

“Merhaba!”

“Nereye böyle?”

“Leyla Haným’a þehri gezdiriyordum”

Leyla biraz utanmýþ olacak ki… yüzüme bakmýyor..

“Ýyi akþamlar!”

 Kadýn da neden sonra:

  “Ýyi akþamlar!” diyor.

 Hüseyin Aðabeyin bana selam vermesi, hanýmýndan korktuðundan… o kýzla adý çýktýðýnda boþanacaktý ya, ondan olsa gerek…

             Hýzla Anýt Alaný’na doðru yürüyorlar..

             Bu arada nerden çýktý geldi bilmiyorum ya yanýma Furkan geliyor… Bu Furkan’da liseden arkadaþ..

             “Vayyy! Kerimciðim!”

             “Vay! Furkan sen ha!”

             Gülerek:

             “Bizim Don Juan’ý gördün mü?”

             “Biraz önce selamlaþtýk…”

             “Yanýndakini gördün mü?”

             “Ya sen?”

             Bizim Furkan:

             “Görmesem söyler miyim?”

             Gülüyoruz…

            Uzay Sinemasý’nýn film afiþlerine bakýyoruz…Bir fayton geçiyor önümüzden….Yýllar gelip geçiyor, ömür geçiyor…Nereden aklýma geliyor  bilmiyorum, þimdi Leyla’yý yanýnda gezenin Don Juan olduðunu, çapkýn olduðunu nasýl söylemediðime üzülmüyor deðilim…Bir bakýma da söylemediðime seviniyorum.Bir çapkýnla gezdiðini söylemek bana yakýþmazdý, belki de kýzardý.Bilemem ki ilk gördüðüm birisinin fikrini, zikrini….

Yýllar geçince hatýrladým þimdi… Leyla’ya söyleyemedim; söyleyemezdim de…benden duysun istemedim…

           Günler geçtikçe herkes gülüyordu Leyla’ya. Kadýn bilmiyordu ya âlem gülüyordu arkalarýndan kahkahalarla…

           Bizim Don Juan mý? Hiç sormayýn, sonunda boþandý… Leyla’yý da görmedim bir daha benim söyleyemediðimi baþkasý söyledi, baþkasý mý anlattý bilmiyorum ya… o da kýsa bir zaman sonra bu þehri terk etti.

           Nereden geldi bu hikâye þimdi aklýma… Boþandýktan birkaç ay sonra görmüþtüm ya bizim Çapkýn’ý Güvendik Pastanesi’nde,  yanýnda bir baþka kýzla…

 

            ****

 

Çok büyük þehirlerde de yaþasa, insanýn içinde yalnýzlýk her zaman vardýr ve sürekli insan kendi içerisine çekilme ihtiyacý duyar. Bu bir tür insanýn kendi kendisiyle konuþmasý, kendi kendisiyle söyleþmesi gibidir. Bazen annemizden, babamýzdan, hatta en çok sevdiklerimizden bile kaçtýðýmýz, çekildiðimiz kendi içerimize sindiðimiz, kabuðumuza çekildiðimiz günler olmuþtur.

            Sýkýntýlý anlarýmda görüyor musunuz, ne hikâyeler düþüyor aklýma?

 

 

2010-01-27 Bu yazý  1222  kere okundu

SON YAZILARI

GÜLE GÜLE Yaþanýlmamýþ aþklar, AKÞEHÝR’DE UNUTTUKLARIMIZ ADINA HABBABA SENÝ BEKLÝYORUM YAZARLIK VE DALKAVUKLUK HAKKINDA EMMÝLER EMMÝLER VAY ANAM! AKÞEHÝR HÝKÂYELERÝ AKÞEHÝR HÝKÂYELERÝ AKÞEHÝR HÝKAYELERÝ

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
YENÝ BARO TEMSÝLCÝSÝ ÖZGÜR KAÇAR
Av. Mehmet Demiroðlu ndan boþalan Akþehir Baro Temsilciliðine Av. Özgür Kaçar at
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır