|
Aþçý atýldý.
“Beyler burada kavga etmeyin…”
“Ulan hayvan, “ demiþim, “sen bana nasýl vurursun?”
Öyle bir sertlikte baðýrmýþtým ki adam kendisinden bir hayli zayýf bir yetmiþ boylarýnda altmýþ beþ kilo kadar aðýrlýðýndaki benden bir an korktuðunu düþündüm; fakat yanýldýðýmý anlamýþtým.
“ Dýþarý gel! “ diyordu.
Sinirle öfkeyle sarsýldým. Yaðan karýn altýna çýktýk. Bu arada aþçý ve birkaç þoför daha çýktýlar. Onlar için iyi bir eðlence çýkmýþtý. Üþüyen ellerim, ayaklarým yeni yeni ýsýnmaya baþlýyordu ki..Birden kendimizi yaðan karýn, uluyan rüzgarýn ortasýnda bulmuþtuk. Soðuk hava vücudumuzu adete kesiyordu. Dehþet verici bir soðuk hava vardý.
“Gel bakalým! Gellll!” diye haykýrdý.
Yumruklarýný sallayarak üstüme doðru geliyordu. Ýlk yumruðunu savuþturdum. Dönüp tekrar bir yumruk attý ki sanýrým bir diþimin kýrýldýðýný hissetmiþtim.
Diðer þoförlerde sevinç çýðlýklarý atýyor.
“Haydi, kýr þunun aðzýný burnunuuuu!” diye zevk çýðlýklarý atýyorlardý.
Öyle bir öfke nöbetine tutulmuþ, öyle bir sinirlenmiþtim ki… Aslýnda kavgacý, küfürbaz bir kiþi de deðilim ya…
“Ulan seninnnn!” diyerek, adamýn midesine bir yumruk vurdum, ardýndan çenesine vurarak, kasýklarýna bir tekme attým ki… Adamýn arkasýna yaklaþarak dönmesine fýrsat vermeden ardý ardýna sýrtýna ve ensesine yumruklarýmý indiriyordum.
Adam þimdi buz gibi havada uluyan kurtlar gibi ses çýkartýyordu.
Bu arada diðer þoförler bizi ayýrdýlar.
“Yeter artýk yeterrrrr! Adamý öldüreceksin… Katil misin?”
Karlarýn içinde ulayan þoför yavaþ yavaþ yerinden doðruldu. Etrafýna þaþkýn bir vaziyette bakýyordu. Kalkmasýna fýrsat vermeden tekmeleri yapýþtýrmaya baþlamýþtým.
Neden sonra baþta aþçý ve diðer þoförler bizi ayýrabildiler.
Þoförlerden birisi cep telefona sarýldý.
“Þimdi polis çaðýracaðým… Pis katillll!” diye baðýrýyordu.
“Gördünüz, gördünüz iþte… Ýlk o saldýrdý.” Dedim.
Elinde telefonla polisi arayan,
“Pis serseri, adamý öldürecektin. Polis çaðýrýyorum… Bir yere gitmiyorsun!”
Arabama doðru yol aldým…
Arkamdan baðýrýyorlardý.
“Bir yere gitme pis serseriiiii!
Ýþte her þeyi hatýrlýyordum… Ýlk önce o þoför sözle sataþmýþ, sonra da beni dýþarýya çaðýrmýþtý… Hatýrlýyorum iþte…
“Neden yaptýn?” diyorlardý..
Ýþte hatýrlamaya baþlamýþtým…
Kamyoncular garajýndan ayrýlýþýmýn onuncu kilometresinde bir ambulansla karþýlaþtým, ardýndan bir polis arabasý geliyordu.
Anladým, ambulans biraz önceki dövdüðüm þoförü almaya gidiyorlardý.
Beni polisler neden mi durdurmadýlar? Kardan göz gözü görmüyordu ki arabanýn plakasý görünsün. Ýþte polislerden de kurtulmuþtum.
Yaðan karýn ve ulayan fýrtýnanýn içinde, bir kamyon dolusu tuðla ile karanlýklarda yol alýyordum.
Allah kahretsin! Kamyonette ne kar lastikleri vardý, ne de yedek lastik. Arka lastikler yine kaydý. Yüklü kamyon kaymaya baþladý. Fabrikanýn sahibine bir küfür ettim, öyle bir küfür ettim ki... Neredeyse yarým saatlik yolu bir buçuk saatte alabildim. Hâlâ da önümüzde uzun bir yol vardý. Yollarda kaya kaya gidiyordum, fakat nereye kadar bilmiyordum, varmak istediðim yere de daha uzun bir yol vardý.
Allah’tan yolda fazla bir araba yoktu.
Her þeyi yavaþ yavaþ hatýrlamaya baþlamýþtým iþte.
Bir ses iþittim.
|