22 Mayýs 2012 Salý

MÝLYON LÝRA…

  Sami BAÞAR

          
         MÝLYON LÝRA…
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 “Ulan Mustafa sen ha?”

 

“Vay Selim sen”

 

“Ben ya.”

 

Ýki arkadaþ hemen tokalaþýp kucaklaþtýlar. Liseden çýktýklarý yedi yýldan bu yana görüþmüyorlardý. Onlar için büyük bir mutluluk, büyük bir karþýlaþmaydý bu. Yýllar sonra karþýlaþan iki arkadaþýn mutluluðu görülmeye deðerdi. Mustafa ve Selim yýllar sonra 24 Aðustos Bulvarý’nda karþýlaþmýþ, tokalaþmýþ, kucaklaþmýþ, öpüþmüþlerdi.

 

Selim:

 

“Ne yapýyorsun?” dedi

 

“Hiç..”

 

“Bulvarda ne yapýyorsun?”

 

“Sayýsal Loto oynayacaðým. Ya sen?”

 

“Ben de Nadir Kýraathanesi’ne gidiyorum, dedi, Selim. Ýstersen sen de Sayýsal Loto oyna da birlikte Nadir Kýraathanesi’ne gidelim”

 

Ýki arkadaþ Ünlü Market’in önünden Sayýsal Loto Bayi’nin önüne doðru yürüdüler. Mustafa liseyi bitirdikten sonra iyice çökmüþ, yedi yýl gibi bir süreden sonra liseden her teneffüs arasýnda ýslatarak taradýðý saçlarý dökülmüþ, neredeyse elli yaþlarýnda bir insan görüntüsüne bürünmüþtü.

 

Loto Bayii’nin önü kalabalýktý. Kýr beþ yaþlarýnda bir adam elinde tuttuðu çocuðunu bayinin önüne getirmiþ, kalemle altý rakamýný iþaretlettirmeye çalýþýyor, kendi þanssýzlýðýndan yakýnýp:

 

“Aman oðlum, þu altý rakamý iþaretle de bir tuttur,” diyordu.

 

Bir genç kýz, oynadýðý sayýsal kuponlarýný bayie yatýrmýþ, parasýný çýkartmak için çantasýný açarken sýrada bekleyenler:

 

“Haydi, be kardeþim! Haydi! Ýnsan önce parasýný hazýrlar, bu kadar da olmaz ki! Sýrada daha çok insan var…” diyerek söyleniyorlardý.

 

Selim:

 

“Mustafa, haydi sen de oyna da kahveye gidelim. Birer çay içeriz, dedi

 

Mustafa elindeki sayýsal loto kuponunu göstererek:

 

“Ben akþamdan iki kolon oynadým. Altý yüz bin lira diyerek, kuponu bayie yatýrdý. Cebinden buruþmuþ paralarý çýkartarak altý yüz bin lirayý uzattý.

 

Loto Bayii:

 

“Hayýrlý olsunnnn! Bol þanslarrrr!” dedi.

 

Ýkisi de yirmi yedi yaþlarýndaydý. Bekârdýlar. Çoluk çocuk yoktu. Mustafa – eski At Arabasý Pazarý’nda, hani Akþehir’de eskiden nalbantlarýn bulunduðu yerde- gün boyu iþ çýkacak diyerek, kahvenin önünde diðer hamallarla birlikte iþ bekliyor, iþ çýkarsa, odun kýrmaya, kömür çekmeye, eþya taþýmaya, kazma kürek iþlerine gidiyordu.


Mustafa:

“Nerede o lisede okuduðumuz günler? Dedi. “Neredeee?”

Selim Mustafa’nýn omzuna vurarak:
“Doðru söylüyorsun, neredeee? Keþke yine o günlerde olsaydýk, ama unutma ki Mustafa, eski çamlar bardak oldu. Biz bu güne bakalým. Þimdi senin halini görüyorum da üzülmüyor deðilim hani…”
Nadir Kýraathanesi’ne girdiler. Kahvenin camekânýna yakýn bir masaya oturdular. Selim cebinden sigara paketini çýkartarak:

“Yak bir sigara, dedi, yak!”

Mustafa bir Selim’e, bir de uzatýlan sigaraya baktý. Okuldayken de filtresiz sigara içerlerdi ya… Selim’in tuttuðu sigara hem filtreli, hem de filtrelilerin en güzeliydi. Üstelik de yabancý. Hemen uzatýlan paketten bir sigara çekti. Sigarasýný Selim yaktý.

“Sigara deðil, mübarek mis! “ diyordu Mustafa .”Missss!”

 “Ýç, iç de ciðerlerin bayram etsin”

Bu arada çaylar da gelmiþti, Mustafa:
“Sene yapýyorsun Selim?
“Hiç..”
“Aðbi böyle hiç olur mu? Kýlýk kýyafet yerinde. Sigara desen en iyisini içiyorsun. Üstelik de yabancý marka…”
Selim ne demeliydi? O’nu dinler gibi yapýyordu ya aslýnda ona karþý söylemek istediklerini kendice ölçüp tartýyordu. Mustafa bu kez Selim’in omzuna vurarak:

 

“Aðbi, dedi, sermaye olarak sýrtýmdaki þu iptan baþka sermayem yok. Ankara’da sýnav açýlýyor, sýnava gireceðim, fakat cebimde para yok. Sen de varsa bir on milyon borç verebilir misin?”

 

Selim cebinden on milyon yerine yirmi milyon çýkartýp Mustafa’ya verdi. Bu arada garsona da “iki çay daha getir buraya, dedi iki çay daha…” Üzülmüþtü Mustafa’nýn haline. Biliyordu verdiði paranýn kendisine dönmeyeceðini, biliyordu ya. Mustafa bu parayý iþe girebilmek, yol parasý etmek için kendisinden istemiþti. Gönül rahatlýðýyla, içindeki sevgiyle, parayý uzatýp vermiþti. Kahveden çýkýyorlardý. Selim Mustafa’ya cebinden yeni açtýðý sigara paketini de vererek : “Al iç” dedi. “Ýç”

 

Mustafa’nýn gözlerinden iki damla gözyaþý döküldü.

 

“Hay Allah senden razý olsun Selim kardeþ! Allah senden razý olsun. En kýsa zamanda borucumu ödeyeceðim, “ diyordu.

 

Þehir sessiz ve sakindi. Herkes kendi dünyasýnda, kendi âlemindeydi. Mustafa bu þehrin içinde, kendi halinde, sessizliðinde, yavaþ yavaþ yürüyor, acý gerçeklerini açýkça söyleyecek, en yakýn arkadaþý olarak yýllar sonrasýnda Selim’i bulabiliyordu.

 

Selim, Mustafa’nýn ardýndan bakarken, kendi kendisine: “ Aslaným Mustafa’m! Yiðit Mustafa’m! Sen de bir gün gelir iþsizlikten kurtulursun. Dayan Mustafa’m dayannnn!” diyordu.

 

                                                            BÝTTÝ

 

(Not: Yazar Sami Baþar’ýn 2004 yýlýnda yazdýðý ve yayýnlatmýþ olduðu  bir hikâyesidir.)

 

2009-09-01 Bu yazý  1047  kere okundu

SON YAZILARI

YALAN FOTOÐRAF YAZAR BENÝ ANLAYAMAZSIN ÞÝMDÝ GÜLE GÜLE Yaþanýlmamýþ aþklar, AKÞEHÝR’DE UNUTTUKLARIMIZ ADINA HABBABA SENÝ BEKLÝYORUM YAZARLIK VE DALKAVUKLUK HAKKINDA

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
5+1 ORTAOKUL
Akþehir Lisesi ve N.Hoca Teknik Lise taþýnýyor, Ticaret Lisesi yer deðiþtiriyor
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır