22 Mayýs 2012 Salý

YAÞASIN KÜLTÜRRRR! YERÝM KÜTÜR KÜTÜRRR!!!

  Sami BAÞAR

          
         YAÞASIN KÜLTÜRRRR! YERÝM KÜTÜR KÜTÜRRR!!!
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

           Hasan Usta uzun yýllar sanayide kaportacýlýk yaptýktan sonra Bað-Kur’dan emekli olmuþtu. Yýllar onu yormuþtu da iþleri oðlu Mehmet’e devir etmiþ, kendisi de mahallede bir bakkal dükkâný açmýþtý. Uzun yýllar sanayide çarpýlan, çarpýþan, yamulan arabalarýn yok tamponunu, yok kasasýný düzeltmekten adamcaðýza bir hal olmuþtu; ama sonunda da Bað-Kur’dan aldýðý aylýk ve bakkal dükkânýnýn geliri ile geçinip gidiyordu iþte. Hasan Usta’yla benim döküntü arabayý kaportaya götüre getire iyice tanýþ olmuþtuk. Beni her sanayide görüþünde “yine senin döküntünün neyi var?” diye, gülerek sorardý. Benim döküntünün neyi yoktu ki? Ele alýnýr saðlam bir yeri yoktu ya, hani ne derler, ayaðýmýzý da yerden de kesmiyor deðildi hani.

Uzun yýllar önce tanýmýþtým Hasan Usta’yý. Gözlüklerinin üzerinden bakar, mavi gözleri sevimli sevimli gülerdi. Hele tombul elleri ile bir çekiþ bir tornavida tutuþu vardý ki… Sanayinin Hasan Usta’sý dendiði zaman bütün çýraklar saygýda kusur etmezler, ona karþý büyük bir saygý gösterirlerdi ki onlarýn ustalarýný da kaportacý Hasan Usta yetiþtirmiþti. Sanayide kaportacýyým diyen onun eline su dökemezdi, gerçekten de ustanýn ustasýydý; fakat yaþlanmýþtý artýk. Bir de emekliye ayrýlýnca “yeter artýk, demiþti, yeter artýk” Þimdi de mahallede bakkallýk yapýyordu.
O gün yine mahallenin bakkal dükkânýnýn önüne oturmuþ, müþteri bekliyor, elindeki Pervasýz Gazetesi’ni okuyordu.
Dükkânýnýn önünden geçerken gördü.
Gazete okumayý býrakýp gözlüklerinin üstünden:
“Üstadým gel hele! Gel!”
Selam verip yanýnda bulunan diðer sandalyeye de ben oturdum.
Elindeki Pervasýz Gazetesi’ni göstererek:
“Gerçekten çok güzel bir gazete. Akþehir’in sorunlarýna, kültürüne büyük hizmet veriyor.”
“Haklýsýn Hasan Aðbi.”
Gülüyor:
“Sayfalarýnda deðerli yazarlarýn bize okutmuþ olduklarý Akþehir’e dair çok güzel tarihi romanlar var. Ayrýca Akþehir’i anlatan hikâyeler…”
“Evet!”
“Bu eserler Akþehir’in tarihinden bahsediyor…”
“Hangisi?”
“Örneðin: Son Akþehirli romaný. Akþehir’in yakýn tarihini anlatan muhteþem bir eser”
“Evet!”
“Bu eseri Pervasýz Gazetesi’nde okumuþtum. Hele ki Milli Mücadele’de Akþehirlilerin anýlarý isimli eser… satýr satýr okudum…”
Gülerek:
“Keþke herkes sizin kadar duyarlý olabilse..”
Yüzünde hüzün bulutlarýný hissediyorum:
“Bu büyük bir roman… Yine Akþehir’i ve Akþehir insanlarýný anlatan hikâyeler. Yine TRT Arþivine kazandýrýlan Milli Mücadelede Atatürk ve Akþehirlilerin anýlarý isimli eser…”
Hasan Amca oturduðu yerden öfkeyle:
“ Akþehir’i ve insanýný anlatan hikâyeler kitap olarak piyasada var mý?”
“Hayýr”
“Akþehir ‘in yakýn tarihini anlatan bir roman var mý?”
Ben yüzündeki kýzgýnlýðý görüp çekinerek:
“Hayýr” diyorum
Oturduðu sandalyeden kalkýp elini neredeyse gözüme sokacak þekilde sallayarak:
“Milli Mücadelede Atatürk ve Akþehirlilerin anýlarý ile ilgili bir eser var mý?”
“Hayýr.”
“Bir sizin çalýþmanýz var. Yýllarca baþarýlmayaný baþaran örnek eseriniz. Onda da zaten anýlarýný anlatan bu kiþilerden üçü de vefat etti…. Bul artýk bulabilirsen baþkalarýný….”
             “Akþehir hikâyelerinden derleme bir kitap yok, roman yok, belgesel yok, tarihini anlatan kitap yok. Bu mudur kültür?”
Þimdi ne demeli? Bu desem, al deliyi yoðurt ye, bu deðil desem temelli kýzacak en iyisi gülüyorum:
“Haklýsýn, haklýsýn da diyorum, alacaðýn yok…” Aklým baþýma neden sonra geliyor ki “Hem sen deminden beri bana ne baðýrýp duruyorsun Hasan Aðbi?! Pervasýz Gazetesi var ya! Eserlerimi bastýrmaya kalksam onca para… Kolay mý? ” diyorum.
 
 
Bu kez kýzgýn bir þekilde:
“Gazeteler günlük yayýnlanýr, okunur, biriktirilmez, atýlýr bir kenara… Günlük olarak okunur geçer… Kitap öyle mi?”
“Öyle deðil mi?”
“Deðil tabii! Bu devirde kültür pop, kültür top olmuþ evlat! Kültür buysa yaþasýn kültür! Yerim kütür kütür! ” diyor.
Ýçimden : “ Ýster ye, ister suyunu sýk iç” diyorum ya adam kýzgýn yüzüne karþý da:
“Pervasýz’da yazýyoruz ya benim sadece yazmaya gücüm yetiyor, bastýrmaya deðil.. “ diyorum, fakat nafile..
Söyleyecek bir söz bulamýyorum. Aramýzda derin bir sessizlik oluyor neden sonra:
“Nereye gidiyordun?” diye soruyor.
“Alýþ veriþ yapacaktým”
“Benim yardýmcý olabileceðim bir þey varsa, dükkan senin..”
“Sað ol, sað ol da bu alacaklarým bakkaliye iþleri deðil.”
“Bizden söylemesi evladým…”
Ardýndan da bakkal dükkânýndaki megafondan çay ocaðýna yüksek bir sesle:
“Evladým iki çay kap gel Bakkal Hasanaaaa!”
Çaylarýmýz geliyor, yudumluyoruz.
“Havalarda güzelleþti “ diyor.
“Öyle, gerçekten de çok güzel oldu.
“Þimdi bu havalarda Akþehir’in Hýdýrlýðýna çýkacaksýn, bu güzel þenlik günlerinde tiyatrolara gidecek, sergileri gezecek, efendime söyleyeyim konserlere gideceksin… Olmadý mý Engilli’ye, Bermende’ye, Tekke’ye…”
“Doðru dersin, diyorum, doðru dersin… Þimdi tam gezme zamaný…”
“Kaç zamandýr hanýmda bir Engili’ye pikniðe gidelim der durur ya… Nerde bizde Engili’ye gitmek…”
“Gidin, gidin… Ben geçen hafta oradaydým…”
“Deme ya?”
“Dedim bile Hasan Usta. Engili’nin giriþindeki pýnar var ya o pýnarýn üstünde, yemyeþil çayýrlarýn üstünde hanýmla oturduk. Bir de mangal yaptýk ki sorma gitsin… Arada insan böyle yerlere de gitmeli, ne gam ne tasa…”
“Ýyi dersin, hoþ dersin de nasýl gidelim. Minibüsle gitsek geliþ saatini bilmezsin, gelirsin gelemezsin… Hani senin külüstür vardý ya duruyor mu?”
“Durmaz mý Hasan Usta, senden sonra dilinden pek anlayan çýkmadý ya, idare edip gidiyoruz, bazen o beni, bazen de ben onu taþýyorum ya…”
Hasan Usta sevinçle:
“Diyorum ki bu hafta sonu senin külüstürü versen de bir Engili’ye gitsek. Haným da çoktandýr…”
Hasan Usta kýrýlýr mý hiç. Kýrmýyorum. Bizim külüstürün anahtarýný veriyorum.
Hasan Usta’nýn gözleri gülüyor:
“Bir çay daha iç, diyor, otur, bir çay daha iç…
Oturduðum sandalyeden kalkýyorum. Alýþveriþ yapacaktým, aklýmda bir þeyler vardý ama…
“Hasan Usta diyorum, Hasan Usta! Gördün mü þimdi yaptýðýný?”
Þaþkýn bir þekilde:
“Ne yaptým ki evlat?”
“Alacaklarýmý unuttum,” diyorum.
Yanýndan kalkýp, tekrar evimin yolunu tutarken, Hasan Usta daha doðrusu sanayinin eski kaporta ustasý, þimdinin Bakkal Hasan’ý arkamdan baðýrýyor;
“Sað olllllll! Sað ollllll!!”
Yorgun argýn tekrar evime unuttuðum alacaklarýmýn listesini çýkartmak için dönerken, ne diyeyim?
“Sen de sað ol Hasan Ustaaaa!”diyorum, “sen de sað olllll!!!”
 
 
          BÝTTÝ

                             

2009-08-06 Bu yazý  1460  kere okundu

SON YAZILARI

YALAN FOTOÐRAF YAZAR BENÝ ANLAYAMAZSIN ÞÝMDÝ GÜLE GÜLE Yaþanýlmamýþ aþklar, AKÞEHÝR’DE UNUTTUKLARIMIZ ADINA HABBABA SENÝ BEKLÝYORUM YAZARLIK VE DALKAVUKLUK HAKKINDA

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
5+1 ORTAOKUL
Akþehir Lisesi ve N.Hoca Teknik Lise taþýnýyor, Ticaret Lisesi yer deðiþtiriyor
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır