|
duygularýna, ya duygularý mantýðýna galip gelecek, ya da her ikisi de kendisini yiyip bitirecekti.
Bu þehrin geçmiþi, geleceði, þu andaki zamaný, iþsizliði, parasýzlýðý, Leyla’nýn “Seni sevmiyorum” sözü, onun karþýsýnda iþsizliði, ezikliði, þehrin tüm güzellikleri, Nasreddin Hoca’sý, Tekke’si, Hýdýrlýðý, Engilli’si, bu þehrin tüm renklerinin ayrý ayrý güzellikleri, güzel þehrin anne koynunda anne beþiðinde sallanan çocuk misalý kendisini hayaller âlemine kaptýrývermiþti.
***
Neden sonra Salih’in omzuna dokunan bir el kendisini hayaller âleminden sýyýrýverdi.
Gýrgýr Kerim, Hayta Selim, Çýrak Kemal’e de haber vermiþti ki üçü birlikte gelmiþlerdi.
Hayta Selim elindeki bira þiþeleri dolu paketi göstererek:
“Býrak Salih bu çayý, çeþmeyi, nevaleler hazýr oðlum! Biralar, çerezler bugün bendennn!”
Çay parasýný ödeyerek dördü birlikte yine dünkü biralarýný içtikleri, halkýn bulunduðu mahalden baya bir uzak çam aðacýnýn yokuþuna doðru yol aldýlar.
Bu þehirde onlar dört arkadaþtýlar. Üniversite mezunu Salih, Hayta Selim, Çýrak Kemal ve Gýrgýr Kerim. Dördü de hem mutlu, hem huzurlu, hem coþkulu, hem çocuksu hem de korkusuzdular. Baþkalarýnýn hayatýna dokunmadan, kendi hayatlarýnýn yalnýzlýðýnda biralarýný yudumlayacaklar, bu þehre, insanlarýna, Manolya Aile Çay Bahçesi’ne, hayata, aþka sevgililerine dair kelimelerle yaþayacak, belki bu havanýn güzelliðinde çam kokularý altýnda saatlerce konuþacaklardý. Biranýn verdiði rahatlýkla Hýdýrlýk yokuþundan aþaðýya doðru sallana sallana inecekler, birlikte oturduklarý Çay Mahallesi’ne doðru yol alacaklar, bilmem gecenin bir saatinde Bekçi Mustafa’nýn düdüðü ile irkilecekler, gizlice evlerinin tahta kapýlarýný açmak için çalýþacaklar, sonra da dipsiz, derin bir uykunun verdiði rahatlýða dalacaklardý.
Onlar dört arkadaþtýlar; onlar dört can. Biz onlarý, bu þehri, Saray Sinemasý’ný, Uzay Sinemasý’ný, Uður Sinemasý’ný, Bizim Sinemasý’ný, Manolya Aile Çay Bahçesi’ni, geçmiþte güzel olan ne varsa unuttuk. Oysa unutmak yok olmaktý. Unuta unuta çoðaldýk bir bir. Ne çok unuttuklarýmýz vardý. Unutmak eksilmekti. Unuta unuta unutkanlýktan zevk almaya baþladýk. Hayattan, geçmiþten ne kadar kaçsak boþtu. Hayattan kaçýlýr mýydý? Kaçamadýk!
Onlar dört arkadaþtýlar, onlar dört güzel can. Üniversite mezunu Salih, Hata Selim, Çýrak Kemal, Gýrgýr Kerim…
BÝTTÝ.
duygularýna, ya duygularý mantýðýna galip gelecek, ya da her ikisi de kendisini yiyip bitirecekti.
Bu þehrin geçmiþi, geleceði, þu andaki zamaný, iþsizliði, parasýzlýðý, Leyla’nýn “Seni sevmiyorum” sözü, onun karþýsýnda iþsizliði, ezikliði, þehrin tüm güzellikleri, Nasreddin Hoca’sý, Tekke’si, Hýdýrlýðý, Engilli’si, bu þehrin tüm renklerinin ayrý ayrý güzellikleri, güzel þehrin anne koynunda anne beþiðinde sallanan çocuk misalý kendisini hayaller âlemine kaptýrývermiþti.
***
Neden sonra Salih’in omzuna dokunan bir el kendisini hayaller âleminden sýyýrýverdi.
Gýrgýr Kerim, Hayta Selim, Çýrak Kemal’e de haber vermiþti ki üçü birlikte gelmiþlerdi.
Hayta Selim elindeki bira þiþeleri dolu paketi göstererek:
“Býrak Salih bu çayý, çeþmeyi, nevaleler hazýr oðlum! Biralar, çerezler bugün bendennn!”
Çay parasýný ödeyerek dördü birlikte yine dünkü biralarýný içtikleri, halkýn bulunduðu mahalden baya bir uzak çam aðacýnýn yokuþuna doðru yol aldýlar.
Bu þehirde onlar dört arkadaþtýlar. Üniversite mezunu Salih, Hayta Selim, Çýrak Kemal ve Gýrgýr Kerim. Dördü de hem mutlu, hem huzurlu, hem coþkulu, hem çocuksu hem de korkusuzdular. Baþkalarýnýn hayatýna dokunmadan, kendi hayatlarýnýn yalnýzlýðýnda biralarýný yudumlayacaklar, bu þehre, insanlarýna, Manolya Aile Çay Bahçesi’ne, hayata, aþka sevgililerine dair kelimelerle yaþayacak, belki bu havanýn güzelliðinde çam kokularý altýnda saatlerce konuþacaklardý. Biranýn verdiði rahatlýkla Hýdýrlýk yokuþundan aþaðýya doðru sallana sallana inecekler, birlikte oturduklarý Çay Mahallesi’ne doðru yol alacaklar, bilmem gecenin bir saatinde Bekçi Mustafa’nýn düdüðü ile irkilecekler, gizlice evlerinin tahta kapýlarýný açmak için çalýþacaklar, sonra da dipsiz, derin bir uykunun verdiði rahatlýða dalacaklardý.
Onlar dört arkadaþtýlar; onlar dört can. Biz onlarý, bu þehri, Saray Sinemasý’ný, Uzay Sinemasý’ný, Uður Sinemasý’ný, Bizim Sinemasý’ný, Manolya Aile Çay Bahçesi’ni, geçmiþte güzel olan ne varsa unuttuk. Oysa unutmak yok olmaktý. Unuta unuta çoðaldýk bir bir. Ne çok unuttuklarýmýz vardý. Unutmak eksilmekti. Unuta unuta unutkanlýktan zevk almaya baþladýk. Hayattan, geçmiþten ne kadar kaçsak boþtu. Hayattan kaçýlýr mýydý? Kaçamadýk!
Onlar dört arkadaþtýlar, onlar dört güzel can. Üniversite mezunu Salih, Hata Selim, Çýrak Kemal, Gýrgýr Kerim…
BÝTTÝ.
|