22 Mayýs 2012 Salý

HÝKâYE MÜDÜRÜM

  Sami BAÞAR

          
         HÝKâYE MÜDÜRÜM
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Caný sýkkýndý. Adliye Parký’ný oturmuþ, izin öldürüyordu. Mutlaka ya Cuma günüydü, ya Perþembe günü. Dilencilerin de biri gelip birisi gidiyordu. Boyacý çocuklarýn ise haddi hesabý belli deðil. Neredeyse ayakkabýlarýný çýkartýp boyayacaklardý. Ay sonuydu. Malum cebinde fazla para da yoktu ya Mehmet ‘in. Küçük bir çocuk gelmiþti ayakkabýlarýný boyamaya. Ayakkabýlarýný boyatacak sevindirecekti; maksadý ona çalýþmanýn, emeðin, alýn terinin karþýlýðýnda para vermekti. Yoksa ayakkabý filân boyatmak içinden gelmiyordu ya ..Ayakkabýlarýný boyatmaya verdi. Bir de sanki her parkta oturanýn cep telefonu vardý ya.. bir birinin telefonu çalýyor, bir baþkasýnýn telefonu çalýyordu ki insaný deli ediyordu..Park deðil de sanki telefoncu dükkanýydý mübarek..

Neyse… Lafý fazla uzatýp da kabak tadý vermeyeyim. Çayýný yudumlarken Müdürü gördü. Birden oturduðu sandalyesinden kalkarak:

—Müdürümüm! Müdürümmm! Diye, baðýrdý Mehmet.

Müdür’de Mehmet’i görmüþtü. Ona doðru yaklaþarak:

—Vayyy Mehmettt! Dedi. Yanýna gelerek, tokalaþýp, öpüþtüler.

Hemen bir sandalye çekip Mehmet’in yanýna oturdu.

-Ne yapýyorsun Mehmet?! Dedi.

Mehmet oturduðu yerden:

—Seni sormalý Müdürüm. Dedi. Bu arada da garsona iki çay söylemiþti bile.

Müdür, Mehmet ‘in yüzüne bakarak:

—Yahu Mehmet, diye söze baþladý. Biraz önce Kaymakamlýkta idim. Orada birkaç arkadaþla görüþtüm, oradan da Milli Eðitim’e uðradým, oradan Adliye’ye, iþte biliyorsun, büyük baþýn derdi büyük olurmuþ, iþ güç meselesi, arkadaþlarý ziyaret ediyorum. Allah seni inandýrsýn, buradan da Akþehir 1. Noteri Yusuf Bey’in yanýna uðrayacaktým ki sen çaðýrdýn” dedi.

Mehmet biraz bozulmuþtu ya belli etmiyordu:

—Müdürüm bilir misin? Dedi. Seninle biz ayný mahallede doðduk. Ayný mahallede büyüdük Çay mahallesi’nde. Cumhuriyet Ýlkokulu’nda beraber okumuþtuk. Çay Mahallesi’nde bilya oynardýk, kavga ederdik. Birkaç kez de beni kavgada kurtarmýþtýn…” Dedi.

Müdür gülümseyerek:

—Doðru be Mehmet! Dedi. Doðru. Hey gidi günler hey! Ne günlerdi o günler. Hatýrlar mýsýn bir paket sigarayý ortak alýrdýk. Ortak alýrdýk da yarý yarýya paylaþýr içerdik. Seksenli yýllardý; Saray Sinamasý vardý. Saray Sinemasý’nýn makinisti de Mavili… Her film kopuþunda da baðýrýrdýk : “Makinist! Makinist Mavili!” diye, vefat etmiþ. Allah rahmet eylesin. Þimdi düþünüyorum da ne günlerdi o günler. Yine Uzay Sinemasý vardý. Sýrf vurdulu kýrdýlý filmler oynatýrdý da gelecek programýn filmlerini iple çekerdik. O zamanlar þimdiki gibi televizyon, video mu, bilgisayar mý, net kafeler mi vardý? Eðlencemiz sinemalardý. Birde çocukken oynadýðýmýz, çikolatadan çýkan artist resimleri. Her çikolata aldýðýmýzda, hangi artistin resmi çýkacak diye heyecanla çikolata kapaklarýný açardýk. Hatta açmaz o heyecanla yýrtardýk. Sonra bakardýk. Cüneyt Arkýn, Fatma Girik, Hülya Koçyiðit, Filiz Akýn, sonra da oynardýk; ütmecesine…

Müdür bunlarý anlatýrken, Mehmet’in ayakkabýlarý boyanmýþ gelmiþ, küçük çocuk sevindirilmiþ, hatta ardýndan birer çay daha söylenmiþti de çaylarý yudumlamaya baþlamýþlardý.

Mehmet bir yandan çayýný yudumlarken bir yandan da:

—Eeee Müdürüm anlat bakalým, daha ne var ne yok? Diye sordu.

Müdür gülümseyerek:

-        Ne olsun? Dedi. Þu karþýdaki arabayý görüyor musun:?

—Mehmet atýlarak:

—Görmez miyim Müdürüm. Görmez miyim? Gerçekten güzel araba.

Müdür:

—O araba benim iþte. Evim de var, iþimde çok güzel, fakat biliyor musun?

Mehmet:

—Neyi Müdürüm?

Müdür:

—Neyi olacak? Hala o eski günlerin özlemini Akþehir’de arýyorum. Eski arkadaþlýklarý, dostluklarý, Cumhuriyet Ýlkokulu’nu, Çay Mahallesi’ni, Müzeyyen Öðretmeni, Saray Sinemasý’ný, Uzay Sinemasý’ný, Manolya Aile Çay Bahçesi’ni, arýyorum iþte…

Mehmet üzüntülü gözlerle ona bakarak:

—Ben de Müdürüm; ben de, diyebildi.

Bu arada garson:

— Hesabý alýyoruz! Dedi.

Müdür:

—Kaç çay? Dedi

Garson:

—Kaç çay olsun aðabey? Dedi. Ýkidir çay söylüyorsunuz, karþýnýzda kimse yok! Size dört çay getirdim. Ýkisi içilmemiþ masanýzda duruyor. Neden her çay söyleyiþinizde ikiþer çay söylediniz anlayamadý. Dedi

Mehmet:

—Görmüyor musun? Karþýmda Müdürüm oturuyor, dedi.

Garson bozuntuya vermedi.

Mehmet hesabý verecekti. Diðer masalardan: “Onun hesabý bizden ondan alma. Müdürümü tanýyamadýn mý? Dediler.

Mehmet yerinden kalktý. Elinde sýký sýkýya tuttuðu 24 Aðustos Gazetesi ile Akþehir’in o özlem dolu günlerini, gazetenin sayfalarýnda arýyor, kendi kendine: Karþýmda Müdürüm vardý, Müdürüm vardý diye düþünürken, tanýþlarý Mehmet’i arabasýna binerken gördüklerinde:

—Güle güle Müdürüm, diyorlardý, Güle güle Müdürümmmm!      BÝTTÝ

2009-06-29 Bu yazý  1149  kere okundu

SON YAZILARI

YALAN FOTOÐRAF YAZAR BENÝ ANLAYAMAZSIN ÞÝMDÝ GÜLE GÜLE Yaþanýlmamýþ aþklar, AKÞEHÝR’DE UNUTTUKLARIMIZ ADINA HABBABA SENÝ BEKLÝYORUM YAZARLIK VE DALKAVUKLUK HAKKINDA

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
5+1 ORTAOKUL
Akþehir Lisesi ve N.Hoca Teknik Lise taþýnýyor, Ticaret Lisesi yer deðiþtiriyor
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır