|
BENÝM DELÝ DAMARIM BÝR TUTARSA
Siz daha beni bilmiyorsunuz! Siz daha beni tanýmýyorsunuz arkadaþ!
Necmettin yine kýzmýþ, dumaný burnundan soluyordu. Hani görünüþüne bakýlýrsa da bir altmýþ boylarýnda, elli kilo kadar, zayýf mý zayýf, çelimsiz, kaytan býyýklý birisiydi ya… Hani görünüþte sinek sýklet birisiydi, fakat görünüþe aldanmamak gerekiyordu; demek ki Necmettin’in cevheri de içindeydi…
Deminden beri masasýnda uyuklayan Kazým:
— Aman aðabey sen kýzma! Dedi.
Altý yýldýr bu iþletmede çalýþan, fakat genelde doðum yaptýðý için yýllarýnýn çoðunu doðum izninde geçiren Nuran Haným:
— Seni hiç bilmez miyiz Necmettin Bey! Dedi. Seni hiç bilmez miyiz?
Bu arada çaycý Cemal çay servisi yapýyordu:
—Vay dedi, Necmettin Aðabeyim, seni bugün sinirli görüyorum.
Necmettin oturduðu masadan kalkýp, kendisine uzatýlan çayý alarak:
—Yok, bir þey Cemal! Dedi. Yok, bir þey!
Cemal:
—Aðabey patron Necmettin’e söyle bir aydýr çay paralarýný vermiyor. Diyor. Seksen çay borcun olmuþ ona göre…
Çayýný yudumlayan Necmettin:
—Tamam, tamam sen git aslaným, ben þimdi patronunu arar konuþurum!
—Patron bozuluyor Necmettin aðabey, ona göre.
—Baþlatma þimdi patronundan da çayýndan da… Diyerek, pencerenin yanýna doðru yaklaþarak elini sigara paketine doðru götürdü, pencereyi açýyordu.
Bu arada oda hizmetlisi Oðuz içeriye girerek:
— Müdürümmmm! Dedi. Müdürümmmm!
Necmettin:
— Ne var? Dedi. Ne var? Müdür yokken þurada pencerenin önünde bir sigara içsem olmaz mý? Ýlla ki benim sinirlerimi bozacak, deli damarýmý tutturacaksýn! Þeytan diyor daðýt þurayý!
Oðuz:
—Burada sigara içme Necmettin. Dedi. Burada sigara içme. Hem sen burada sigara içmenin yasak olduðunu bilmiyor musun?
—Biliyorum ne olacak?
Oðuz:
—Müdürümmmm! Müdürümmmm!
Bu arada Müdür Ahmet Bey odaya girdi.
—Ne var Oðuz? Dedi.
—Hiç Müdürüm Necmettin Bey çay söyledi, bir çay fazla geldi, içer misiniz? Diye soracaktým.
—Oooo teþekkür ederim Necmettin! Dedi.
Mal bulmuþ gibi çaya birden saldýrarak:
—Haydi, arkadaþlar, kolay gelsin! Yine çay söyleyecek olursanýz, bir sesleniverin ben hemen gelirim. Diyerek, elindeki çayla birlikte odasýnýn yolunu tuttu.
Necmettin’in sinirleri biraz yatýþmýþtý ki müdürün arkasýndan:
— Bedavacý, bu da Allah’ýn bedavacýsý. Bedava mezar bulsa içine girecek. Diyordu.
Masasýna oturup, elindeki kalemle oynarken:
— Bakýn þimdi arkadaþlar!
Necmettin ne zaman böyle bir giriþ yapsa, mutlaka baþýndan geçen bir olayý anlatacaðý için herkes elindeki iþi býrakmýþ, Necmettin’i dinlemeye koyulmuþtu.
Bakalým þimdi de ne anlatacaktý.
Necmettin:
—Dinliyorsunuz deðil mi? Dedi.
Deminden beri hiçbir iþ yapmayan kalemle oynayan Kazým ile yýllarýný doðum izinleriyle geçirmiþ Nuran Haným oturduklarý sandalyelerini Necmettin’in masasýna doðru çevirerek, ikisi de bir aðýzdan:
— Hiç dinlemez miyiz Necmettin Bey! Dediler.
Necmettin kendisine dinleyici bulmanýn verdiði sevinçle:
— Önceki iþ yerimde çalýþýrken yine böyle deli damarýmýn tuttuðu, sinirlerimin bozuk olduðu bir an. Hizmetli, Müdür seni çaðýrýyor dedi. Pardon, yalan olmasýn, Genel Müdür çaðýrýyor dedi. Genel Müdür çaðýrýyormuþ. Çaðýrsýn, dedim. Ýþlerim çok, istiyorsa o benim ayaðýma gelsin!
Kazým:
—Gerçekten mi? Diye sordu.
Nuran Haným:
— Haydi, caným sende? Dedi. Genel Müdür çaðýracak da sen gitmeyeceksin!
Necmettin:
—Ýsteyen inanýr, isteyen inanmaz!
Oðuz:
— Amma da attýn haaa!
Necmettin:
— Ne atmasý Oðuz Bey! Biz palavracý mýyýz?
Oðuz:
— Onu demek istemedim ama Necmettin Bey siz deki de amma cesaret!
—Cesaretliyiz tabii oðlum. Siz daha beni tanýmýyorsunuz! Neyse, nerede kalmýþtýk. Tabii Genel Müdürün yanýna gitmedim. Ýkinci kez çaðýrmýþ. Yine gitmedim. Hizmetliye de söyledim. Git Genel Müdüre söyle beni çok istiyorsa o gelsin, dedim. Bu da gidip Genel Müdüre efendim, biraz iþi varmýþ, iþini bitirip birazdan yanýnýza gelecekmiþ diyormuþ… Tabii ki gitmedim. Birazdan Genel Müdür gelmez mi?
Kazým:
—Vay be aðabey sen neymiþsin?
Nuran Haným:
—Gerçekten büyük cesaret!
Necmettin:
—Bu arada arkadaþlar isterseniz size birer çay daha söyleyeyim, ama o avantacý Müdüre söylemem ona göre, diyerek, dört çay daha söylemiþti.
Kazým ve Nuran Haným:
—Teþekkür ederiz, dediler.
Necmettin:
—Ne diyordum? Genel Müdür yanýma gelerek, niye gelmiyorsun? Dedi. Bak dedim, bak iþlerimin çokluðuna! Nasýl geleyim? Diye baðýrmýþým. Þimdi benim deli damarýmý tutturacaksýn? Daðýttýracaksýn burayý þimdi! Dedim. Nasýl süklüm püklüm, özürler dileyerek yanýmdan ayrýldý. Siz þurada sigara içmeme bile izin vermiyorsunuz. Bu kadar da olmaz ki.
Nuran Haným:
— Hadi caným sende?
Kazým Bey:
—Gerçek mi?
— Biz de yalan yok aslaným! Senin gibi biz dün iþe girmedik. Yok, bizde ne yalan, ne de palavra… Siz daha beni tanýmýyorsunuz. Benim deli damarým bir tutarsa…
Elini tekrar sigara paketine götürdü.
Oðuz:
—Ama Necmettin Bey…
— Tamam, tamam burada sigara içmeyeceðim, sigara içmek için kapýnýn önüne çýkýyorum, çay gelirse kapýnýn önüne gönderiverin. Dedi.
Birazdan çaylar da geldi. Bu arada çayýn kokusunu hisseden Müdür: (SÜRECEK)
|