22 Mayýs 2012 Salý

AKÞEHÝR’DE SICAK BÝR TEMMUZ GÜNÜYDÜ

  Sami BAÞAR

          
         AKÞEHÝR’DE SICAK BÝR TEMMUZ GÜNÜYDÜ
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

            Temmuz baþlarýndayýz. Havalarýn ýsýndýðý, insanlarýn oturduklarý yerlerde bile ter taneleri döktükleri günlerdeyiz. Ýnsanlar oturuyor, oturuþ o oturuþ; oturduðu yerden deðil kalkmasý, yürümesi imkânsýz, bazen de oturdu yerde uyuklayanlar oluyor. Sýcaklar baþa bir balyoz misali vuruyor. Yürü yürüyebilirsen, öylesi bir sýcaklýk ki güneþ tepenize vurmuþ. Sýcaklýk kýrk dereceleri gösteriyor. Civanýn yükselmeyi sevdiði zamanlar; barometreyi tut tutabilirsen; mübarek ha bire yükseliyor.

            Ýnsanlar güneþin sýcaklýðýnýn altýnda oturacak bir aðaç altý, oturacak bir sandalye arýyorlar. Çok dükkân sahibi de güneþin yaydýðý bu sýcaklýk altýnda sandalyelerinin uyumaya, þekerleme yapmaya baþlamýþlar bile. Yorgun geçen saatler, yorgun geçen zamanlardýr daima iç sýkýntýsýyla, hep güneþin solgunluðuna ereceði saatleri bekleyen zamanlardýr.

            Böyle zamanlarda þehrin yemyeþil aðaçlarý altýndan, bina altlarýndan, ya da bir aðacýn gölgeliðinden yavaþ yavaþ yürüyerek, dükkânlarýnda sýcaktan pinekleyen esnafý ve vitrinlerdeki eþyalarý seyretmeyi çok severim. Güneþin baþýma balyozlarýný indirmesinden sakýnarak yürürüm. Yürümek hem saðlýklý hem de zevkli bir spordur, üstelik de Akþehir’de.

            Simit satan çocuklar öncelikle þehrin Adliye Parký ‘nýn önünden çýkýverirler. Daha sonra Adliye Parký’nýn önündeki seyyar satýcýlarý görürsünüz, üç tekerlekli simit arabalarýný… Boyacý çocuklarý… Parkýn aile kýsmýna oturan gençleri, akþamüzeri alýþ veriþ yapmak varken ellerinde çantalarý ile Adliye Parký’na oturmuþ eþleri… Adliye Parký’nda salýncakta sallanan çocuklarý. Biraz ötede Adliye vardýr. Ellerinde çantalarýyla gelen avukatlarý, yanlarýndaki taraflarýný, konuþarak, hýzlý hýzlý adýmlarla yürürler.

            Kývrak, kývrak olduðu kadar da güzel kýzlar geçer, süslü püslü… Onlar için güneþin yaydýðý sýcaklýðýn belki ehemmiyeti yoktur. Gençtirler. Kanlarý kaynamaktadýr. Onsekiz yaþýnda güneþin onlara verdiði ateþ nedir ki? Ya þu elinde bastonuyla gelen fötr þapkalý ihtiyari bir görseniz, nasýl da yavaþ yavaþ yürüyor. Fötr þapkasýnýn altýnda bastonuna yaslana yaslana gelen bu ihtiyar… Adliye Parký’na doðru geliyor. Yol da uzadýkça uzuyor mübarek. Dinlenecek, bir aðacýn altýna kendisini atacak ki sýcaklýktan da korunabilsin. Otursun bir aðacýn altýna ki garsona “evladým bana bir gazoz verir misin?” diye seslenebilsin. Hava sýcaklýðý oldukça aðýr mý aðýr… Ýçinizden “yürü be amca yürü” dersiniz; “ Yürü be amca yürü, parka az kaldý !”

            Akþehir’de ne sýcak bir Temmuz günüydü. Postanenin karþýsýnda kirazcýlar sergilerini açmýþlar kiraz satýyorlardý. Yazýn habercisiydi kirazlar, sonra viþneler… ama daha viþneler satýlmaya gelmemiþti. Olsun birkaç güne kadar viþneler de gelirdi, gelmesine ya… Bir kir kilosunun fiyatý bir yevmiyecinin günlük yevmiyesine denkti. Al alabilirsen… Görüntüleri güzel de fiyatlarý ne kadar da çirkindi…

            Kirazcýlarýn kirazlarý seyirlikti, seyrettim. Sinirlerime dokundu fiyatlarý almadý, doðrusu alamadým. Ýþ Bankasý’nýn yanýndan gölgeliklerine sýðýna sýðýna yürüdüm. Örnek Lostra Salonu’nun önünden Sayýsal Loto oynamaya çalýþanlara baktým. Nasýl da hayatlarýný Loto’ya baðlamýþlardý. Sanki birbirlerinin üstüne çýkacak akþamki çekiliþte þanslarýný deneyeceklerdi. Bir baba yanýna yaramazlýk yapan oðlunun elinden tutmuþ, kendi kolonunun yarýsýný da oðluna oynatmaya çalýþýyordu ki seslerini duyuyordum. “Haydi, oðlum, diyordu, Haydi o rakamlardan altý tanesini iþaretle “ Milyarda bir þansa baba oðul ortak olmuþlardý, bu bir þanstý; þansýzlarýn, þanslarýný deneme zamaný ise bu akþam… Milyonlarýn þansý da toplarla dönecekti… Onlarýn hayallerini, evler, yatlar, katlar, arabalar süsleyecekti… Her insan biraz ümitle yaþar ya ümit de fakirin ekmeðiydi…

            Yukarýya doðru çýkarken fark etmiþtim kitap sergisini. Kýrk beþ yaþlarýndaydý serginin baþýndaki. Büyük ela gözleri, küçük bir burnu, top bir sakalý vardý. Kitaplarý masanýn üzerine dizmiþ müþteri bekliyordu. Nereden tanýyordum ben bu adamý bilmiyorum. Ama tanýyordum. Bana yabancý gelmiyordu, bilemedim. Belki de hiç tanýmamýþtým. Biraz öteden seyyar köftecinin köfte kokularý geliyordu. Yanýnda dört tekerlekli arabasýyla limonatacý sürekli baðýrýyordu. “ Buzzzzzzz! Buzzzzzz! Köfte kokularý etrafa yayýlmýþtý, biraz ötelerinde ise tablo satýcýsý… Tablolarý bankanýn önüne koymuþ, kendisi ise karþý dükkânýn gölgeliðinde gölgeleniyordu.

            Top sakallý kitapçýya:

            —Kitaplarý dizmiþsiniz, dedim.

            —Öylesine dizdim ya okuyan nerede? Dedi.

            —Neden kimse okumuyor mu?

            — Okumuyor ya. Öðretmenler bile okumuyor… Þu gördüðün kitaplarýn çoðu sipariþ üzerine getirdiðim kitaplardýr. Görüyor musun? Sipariþ veriyorlar, sipariþ verdikleri kitaplarý bile gelip almýyorlar. Oysa bunlarý getirtmek için yayýnevlerine onca telefon ediyorum. Fakslar çekiyorum. Kitap ücretini, ambar ücretini yatýrýyorum. Yine de gelip kitaplarýný almýyorlar. …

            —Gerçek mi söylüyorsunuz?

            —Ýster inan, istersen inanma…

            Top sakallýya acýyorum. Güneþin altýnda yanmýyor, adamcaðýz adeta kavruluyordu. Sýcak,  bunaltýcý bir hava.  Bu arada baþýna dükkânýndan girip bir þapka getiriyor.

            Terleyen alnýný, yüzünü, gözünü, ensesini, elinin tersiyle silerken:

            —Üstadým diyor, siz ne tür bir kitaba bakmýþtýnýz…

            —Klasiklere, diyorum, Öylesi kitaplar var ki bunlarýn çoðu okunmaz…

            —Haklýsýn… Eskinin güzel yazarlarýný okuyan kalmadý… Tarýk Buðra, Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Sait Faik… Daha nicelerini okuyanlar bir bir azalýyor, bazýlarý da sýrf kitap yazmak için kitap yazýyor…

            Birkaç kitap beðeniyorum. Fiyatlarý da oldukça tuzlu… Kitaplarý alýyorum. Sarýyor…

            Arkamdan:

            —Üstadým, bir çay içseydik…

            —Sað ol, diyorum, Sað ol…

            Ýçimden de Akþehir teklifi mi yaparsýn, diyorum… Hani yola çýktýktan sonar “elma da verecektim ama eþek gitti “ hesabý…

            Temmuz baþlarýydý. Ben evimin kýsa yolunu uzun tuttum. Kendimi bu sýcak altýnda bitkin hissediyordum ya güneþ de sýcaklýðýný yavaþ yavaþ üzerinden atýyordu. Yukarýdaki parka girdim. Bir sigara yaktým. Düðün salonundan çiftetelli havalarý geliyordu. Ben de dudaklarýma bu türküyü yapýþtýrdým. Çayýmý yudumlamaya koyuldum. Ne Temmuz ayýnýn sýcaklýðý, ne kitapçýnýn sözleri ne ihtiyar amcanýn Adliye Parký’na girerken o hali ne de Örnek Lostra Salonu’nda çocuðuna loto oynatmaya çalýþan babanýn hali gözlerimin önüne geldi.

            Sýcak bir Temmuz günüydü, Temmuz sýcaðýnda sýcaktan bunalmamýþ, mesut bir adam gibi oturuyordum. Biraz önce düðün salonundaki türküyü dudaklarýma yapýþtýrmýþ, vitrinleri seyrederek evime doðru yürüyordum.

 

                                                                     

2009-06-08 Bu yazý  1047  kere okundu

SON YAZILARI

YALAN FOTOÐRAF YAZAR BENÝ ANLAYAMAZSIN ÞÝMDÝ GÜLE GÜLE Yaþanýlmamýþ aþklar, AKÞEHÝR’DE UNUTTUKLARIMIZ ADINA HABBABA SENÝ BEKLÝYORUM YAZARLIK VE DALKAVUKLUK HAKKINDA

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
5+1 ORTAOKUL
Akþehir Lisesi ve N.Hoca Teknik Lise taþýnýyor, Ticaret Lisesi yer deðiþtiriyor
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır