22 Mayýs 2012 Salý

AKÞEHÝR HÝKÂYELERÝ

  Sami BAÞAR

          
         AKÞEHÝR HÝKÂYELERÝ
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

                                                  FAYTONCU 


                         (Yazarýmýz Sami BAÞAR ýn  Tarýk Buðra Hikâye Yarýþmasý nda dereceye giren hikâyesi)

 

 

Cumhuriyet Ýlkokulu’nun karþýsýndaki çýkmaz sokakta kadýnlar kapý önlerine oturmuþ konuþuyorlar, bir yandan da Cumhuriyet Ýlkokulu’nun karþýsýndaki bakkaldan aldýklarý çekirdekleri çitletiyorlardý.
Bir fayton sesi geldi ara sokaklardan, çocuklar faytonun arkasýna tutunmaya çalýþýyorlardý. Sokaðýn baþýnda Faytoncu Sabri heybetiyle faytonundan indi. Çarþýdan satýn aldýðý simitlerden çocuklara birer birer daðýttý. Tüm Akþehirlilerin sevgilisi olduðu gibi tüm mahallenin çocuklarýnýn da sevgili faytoncu amcalarýydý. Faytonuyla her Çay Mahallesi’ne giriþinde çocuklar faytonun arkasýnda sallanmaya çalýþýrlar, onun üþenmeden simitçi fýrýnýndan aldýðý simitlerin ve faytonunun yolunu dört gözle beklerlerdi. Bugün de o günlerden bir gündü iþte. Faytoncu Sabri çocuklara aldýðý simitleri teker teker daðýttý. Mahallenin çocuklarýna dün de balon alýp daðýtmýþtý. Çocuklarýn sevgili faytoncu amcalarýydý. Bugün simitle sevindirmiþti; dün balonla, ondan önceki gün de bakkaldan aldýðý misketlerle sevindirmiþti çocuklarý.
Kapý aralarýnda oturan kadýnlar yüzlerini gizlemeye çalýþtýlar, sanki faytonun, faytoncunun heybetinden ürkmüþ gibiydiler. Kimisi de çocuklarýna baðýrýyordu:
— Ahmetttt! Oðlummmm!
—Yaþarrrrrr!
Faytoncu Sabri‘nin oturduðu Çay Mahallesi gerçek Akþehirlilerin oturduðu mahalleydi. Bundan altmýþ, hatta daha da geçmiþe gidersek seksen yýl öncesinin Akþehirlileri bilirler elbette. Herkesin herkesi tanýdýðý, bildiði, gülümsediði, selam verdiði dedikodu yaptýklarý Akþehir’in Çay Mahallesi’ni. Yaz günleri kadýnlarýn sokaklarda oturduklarý, çekirdek çitlettikleri, misafir kahkahalarýný taþýyan güzelim sokaklar. Þimdi de isterseniz yukarýda bahsettiðim Ahmet’in kim olduðunu size anlatayým. Bu Ahmet diye seslenilen küçük çocuk bizim bildiðimiz Pervasýz Gazetesi’nin sahibi Ahmet Þener’den baþkasý deðildir. Bana, Faytoncu Sabri’nin sürekli kendisine ve mahallenin çocuklarýna simit getirdiðini anlatýrken, sanki o günleri yeniden yaþardý. Bu arada da gazete çalýþanlarýna ikimize demli birer çay yapýlmasýný söyler, arada bir gözlüðünün üstünden bakar, sanki faytoncu Sabri’de beni görür, sanki o günleri tekrar yaþardý. Yine Yaþar diye seslenilen çocuk ise eski Akþehir Belediye Baþkanlarýndan Yaþar Cenikoðlu’dur ki Cumhuriyet Ýlkokulu’nun karþýsýndaki bu çýkmaz sokakta otururdu… Kimler geldi kimler geçti. Bakýn unutuyordum,  yine Akþehir Saray Sinemasý’nýn makinistliðini yapmýþ Bayram namý deðer Mavili, yine eski Belediye Baþkanlarýndan, rahmetli Cevdet Köksal Beyefendi’nin evi Çay Mahallesindeydi. Allah rahmet eylesin. Hepside güzel, hepsi de Akþehir’in sevilen insanlarýydý. 
Hatýrladýðým kadarýyla Çay Mahallesi’nde sular kesilir, elektrikler kesilir, sana yaðý, tüp gaz kuyruklarý ile ömür geçerdi, fakat yine de o günler güzel günlerdi. Çarþý pazara birlikte gidilir, birlikte dönülürdü. Bugün de olduðu gibi yorgunluktan omuzlarý çökmüþ, babalarýn eve yorgun argýn dönüþlerine tanýk olduðu, çocuklarýn saklambaç, misket oynamaktan, annelerin akþam olunca ne piþireyim kaygýsýyla eve girdikleri sokaklar. Ne çok elektriðimiz kesilirdi, ne çok sularýmýz. O zamanlar þimdi olduðu gibi her evde sular böyle Akþehir’in Ýbre suyu gibi akmazdý. Ortak bir çeþmeden su alýnýrdý. Çay Mahallesi’nde akmayan sularýn tek çaresi ise Cumhuriyet Ýlkokulu’nun bahçesindeki çeþmeydi.  
Neyse lafý fazla uzatýp da kabak tadý vermeyelim, Cumhuriyet Ýlkokulu’nun karþýsýndaki bu ara sokakta ne kadar da çocuk vardý böyle. Bu arada ilkokulun teneffüs zili çaldý. Çocuklar birer ikiþer mýsýr patlaðý gibi okulun kapýsýndan dýþarýya daðýlmaya baþladýlar. Bakkalýn önü bir anda öðrencilerle doldu. Bakkal Rýza çocuklara yetiþmeye çalýþýyordu. Kimine leblebi tozu, kimine misket, kimine þeker, kimine de kalem kâðýt satmaya çalýþýyordu. Bakkal Rýza’nýn her gün hatta her teneffüs zilinde olduðu gibi yine küçükler elini ayaðýný birbirine dolaþtýrmýþtý; dolaþtýrmasýna ya onun da bu yaramazlarý sevindirmekten baþka bir iþi, baþka bir gayesi yok gibiydi… Bu arada Cumhuriyet Ýlkokulu’nun çeþmesinden mahalleli kadýnlar sularýný doldurmuþ, ellerindeki güðümlerle, helkelerle evlerine doðru yol alýyordu.
Faytoncu Sabri çýkmaz sokaðýn karþýsýndaki evinin han kapýsý gibi iki kanatlý tahta kapýsýný iki yana ayýrarak faytonu içeriye sokmuþ, atlarýn koþumlarýný çözüyordu ki kapýdan bir sesleniþ duydu:
— Faytoncu Sabri Aðaaaa! Faytoncu Sabri Aðaaa!
Koþumlarý çözen faytoncu kapýya baktý. Yaþlý bir kadýn ile yanýnda bir kýz çocuðu, faytoncunun yanýna yaklaþtý:
—Buyur Zeynep bacý.
— Yarýn bizi Engili’ ye bahçeye götürecektin ya unutmadýn deðil mi? 
— Unutmadým, unutmadým Zeynep Abla. Yarýn mutlaka gelirim. Dedi. 
Abdestini bahçenin içindeki borusu bir yana eðilmiþ, çevresi küçük bir havuzla çevrili çeþmeden yüksek bir sesle besmele çekerek almaya koyuldu. Bu arada Ýmaret Camii’nden öðle ezaný okunuyordu : “Allahu ekber…..Allahu ekber….” 
Sokak aralarýndaki kadýnlar birer birer evlerine girmeye koyuldular. Akþehir Çayý’nýn sesi sokaklarýn sessizliðini bozuyor, Güneþ þehrin üstünden Akþehir’e gülümsüyor, ýþýklarýný daha bir güzellikte þehre yayýyordu. Faytoncu Sabri büyük bir huþu içerisinde namazýný kýlýyordu. 
                                               ********
Namazdan sonra Faytoncu Sabri öðle namazýný kýlmýþ faytonu ile birlikte çýkmaz sokaktan Cumhuriyet Ýlkokulu’na doðru yol alýyordu. Bir yandan da çocuklar arkasýndan baðýrýyordu:
—Sabri Amcaaaa! Sabri Amcaaa bizi de gezdir Sabri Amcaaaa…
Faytoncu:
—Yarýn gezdireyim çocuklar, yarýnnnn! Diyordu.
Faytonun týkýrtýlarý sokaðý kaplýyor, çocuklar faytonun arkasýndan tutunmaya çalýþýyorlar, fayton Cumhuriyet Ýlkokulu’nun önünden Þirin Irmak‘a doðru ilerliyordu. Þirin Irmak’ýn ortasýndan akan su þehre âdete bir serinlik veriyor, mahalleye ayrý bir güzellik katýyordu. Sokaðý ile bütünleþmiþ, yýllarca bu isimle anýla gelmiþ ne ala bir isimdi bu: Þirin Irmak Sokaðý. Mahalleli kadýnlar bahçelerini sulamak için ýrmak suyunu paylaþýma koyulmuþlardý bile. Neredeyse her yarým saatte bir baþka evin bahçesine su verilir, bahçesi olan sýrasýný bilir,  bahçesinin büyüklüðüne göre onbeþ dakikalýðýna, yarým saatliðine, ýrmaðýn suyunu bahçesine akýtýrdý.
Fayton sokaða girince yavaþladý.  
Fayton sokaða girince yavaþladý. Önce saðdaki at daha sonra diðeri huysuzlandý; atlar su içecekti. Faytoncu atlarý suladý. Bu arada mahalleli ýrmaktaki suyu býrakmýþ þimdi de faytonun ve atlarýn güzelliðine bakýyordu. Mahalleli faytonu da faytoncuyu da tanýyordu ya… Ýþte þu paçalarýný sývamýþ kilim yýkayan Menekþe Abla deðil miydi? Hem de ta kendisi. Faytoncu Sabri ile geçenlerde Ilgýn’a faytonla gitmiþti, öte komþusu Nigar‘ý da Bermende’de ki annesi hastalanmýþtý da Bermende’ye birkaç hafta önce götürmemiþ miydi?
Atlar suyu içtiler, faytoncu tekrar faytona bindi. Kadýn kýz çoluk çocuk faytona ve atlara hayranlýkla bakýyordu. 
            Bu arada Nalbant Mustafa ise öðle yemeðine evine bir telaþla geliyordu ki okuldan öðle yemeðine dönen çocuðu Kadir’i faytona bakarken buldu.
            —Aslan oðlum benim, güzel oðlum, yakýnda seninde sünnet düðününü yaptýracaðým, Faytoncu Sabri’nin yanýna seni oturtturacaðým. Sünnet arabanýn arkasýna faytonlar sýralanacak tabii en baþta Faytoncu Sabri Amcanýn faytonu olacak, yanýnda da sen oturacaksýn… Diyordu. 
Nalbandýn karýsý Müzeyyen:
— Mustafa Mustafaaa! Býrak artýk þu çocuðu! Faytonlarý sýralayacakmýþ… Sen bir sünnetini yaptýr, Kadir’i þöyle bir Çay Mahallesi’ni gezdir, çocuðu sünnet ettir de… Kaç zamandýr çocuðu sünnet ettireceðim dersin, ne sünnet yaptýrdýðýn var ne yaptýracaðýn, bari çocuðu kandýrýp durma…
Mustafa:
—Bu yaz sünnetini yaptýracaðým, yaptýracaðým, hem de Faytoncu Sabri Amcasýnýn faytonuyla gezdireceðim, diyordu. Hem de faytoncu Sabri Amcasýnýn faytonuyla…
Faytoncu Sabri faytonundan gülerek:
            — Ben Kadir ‘i istediði zaman gezdiririm, hele sünnet olsun da bak o zaman nasýl da gezdireceðim… Diyordu, 
            Bu arada mahallenin kadýnlarý da gülüþmeye baþladýlar. 
            Nalbant Mustafa karýsýný azarlar þekilde:
            —Gir kadýn gir içeriye, diyordu.
Faytoncunun , “Deehhh !” Demesiyle faytonun hareketlenmesi bir oldu. 
            Mahallenin fayton hayalleri tuzla buz oluvermiþti, onlara kalsa saatlerce faytonu seyredebilirlerdi. Kadýn kýz, çoluk çocuk tekrar ýrmaktan su kesme telaþýna düþtüler. 
            Bir kadýn bahçedeki kýzýna baðýrýyordu:
— Güldane kýzzzz su geldi mi?
           Bahçeden de bir ses cevap veriyordu ki, neredeyse tüm Þirin Irmak kýzýn sesini duyuyordu:
— Geldi anaaaaa! Geldi anaaaaa! 
            Faytoncu Sabri Þirin Irmak’tan yukarýya doðru çýkýyordu, Fýrýncý Fatma’nýn ekmek fýrýnýnýn yine önü odunlarla doluydu. Fýrýncý Fatma Abla evinin önünden geçen fayton týkýrtýsýný duymuþ, eline iki ekmek almýþ, kapýya çýkacaktý ki fýrýnda ekmek sýrasý bekleyenler:
            — Kadýn abam nereye gidiyorsun, hele fýrýnýn baþýnda dur… Sýra beklemekten zaten öldük… Þimdi iþ býrakýlýp ta gidilir mi? Diye söyleniyorlardý.
            Fýrýncý Fatma:
            — Þimdi geliyorum… Korkmayýn sizi ekmeksiz býrakmam. Sýranýz da kaybolmaz… Ekmeðiniz ben sað olduðum müddetçe çýkar… Bekleyin hele… Diyerek aceleyle kapýnýn önüne çýktý.
            Fýrýncý Fatma Abla faytonun önünü keserek:
--Sabri Aðaaaa! Dedi Sabri Aðaaaa dur hele!
Faytoncu atlarýn koþumlarýný çekerek faytonu durdurdu:
—Buyur Fatma Abla dedi, Buyur Fatma Abla…
Fýrýncý Fatma:
            —Sen buradan geçeceksin de benim yaptýðým ev ekmeðini almadan gideceksin öyle mi dedi, öyle mi?
            Faytoncu faytonundan inerek Fatma Abla’nýn fýrýnýndan getirdiði ekmekleri aldý. Para verecekti, kadýncaðýz almadý,
            —Olur, mu hiç oðlum. Dedi. Olur, mu hiç! Ben bir senden ekmek parasý almam. Dedi, Ben bir senden ekmek parasý alamam…
            Faytonun içine ekmekleri koydu. Sabri Aða Fatma Abla’nýn elinden öperek:
            —Sað ol Fatma Abla dedi, sað ol Fatma Abla…
            Fýrýncý Fatma‘nýn Faytoncu Sabri’ye sevgisi büyüktü. Hastalandýðýnda faytonuyla onu hastaneye yetiþtiren Faytoncu Sabri deðil miydi? Ondan ekmek parasý mý alacaktý… Faytoncu tekrar yola koyuldu. Fýrýncý Fatma arkasýndan dualar ediyordu: “Allah senden razý olsun oðlum. Allah senden razý olsunnnn” 
            Þirin Irmak’tan fayton yavaþ yavaþ Ýbre Çeþmesi’ne doðru yol alýyordu, yine çocuklar, faytonun arkasýna tutunmaya çalýþýyorlardý.
            Faytoncu:  
—Çocuklar çocuklar düþeceksiniz…
Faytonu durdurdu, faytonun durmasýyla çocuklarýn kaçýþmalarý bir oldu. Ýbre Çeþmesi gürül gürül akýyordu. Faytondan inerek kana kana Ýbre’nin þifalý suyundan içti. Hýdýrlýðýn çam kokularýný içine çekti. Hýdýrlýk’tan Akþehir’e doðru serin bir rüzgar esiyor, tüm aðaçlar birbirleriye yavaþ bir sesle sanki konuþuyorlardý. Kadýn kýz, çoluk çocuk ellerindeki su kaplarýyla Ýbre Çeþmesi’ne doðru yürüyorlardý. Akþehir’in bütün sularý güzeldi güzel olmasýna ya Ýbre Çeþmesi’nin suyu daha bir soðuk, daha bir güzel ve üstelik þifalý idi. Esen hafif rüzgâra karþý Faytoncu Sabri faytonuna bindi Hýdýrlýða doðru yol alýyordu.
 Bu arada ardýndan bir ses iþitti:
—Faytoncu, faytoncu Sabriiii!
Dað yamacýna yaslanmýþ, toprak damlý, tek kat evinin penceresinden baðýran yetmiþ yaþlarýnda bir dedenin sesiydi bu.
—Çok hastayým evlat, çok hastayým. Oturduðum þu sedirden kalkamýyorum. Ne olursun beni Kaytanlar Mahallesi’nde oturan oðlum Rüþtü ‘nün evine götürüver! 
Faytoncu faytondan inerek, dedenin koluna girdi, faytonun içine kendi elleriyle oturttu. Dedeninse dudaklarýndan dualar gökyüzüne yükseliyordu:
-Allah senden razý olsun, Allah tuttuðunu altýn etsin. Sað ol oðlummm! Sað ol evladýmmmm!
Fayton Kaytanlar Mahallesi’ne doðru ilerliyor, faytoncu Sabri’ye edilen dualar gökyüzüne yükseliyordu…
Faytoncu Sabri Akþehir’in sevilen faytoncularýndan birisiydi. Biz Faytoncu Sabri’yi, onun gibi nice güzel Akþehir insanlarýný unuttuk, oysa unutmak yok olmaktý, oysa unutmak bir þeylerin eksilmesiydi. Unutarak eksildik; unutarak çoðaldýk bir bir. Unutmaya çalýþtýklarýmýz, unuttuklarýmýz zevk verdi bize. Unutmaksa hayattan, insanýn kendi kendisinden kaçmasýydý. Kaçamadýk. Hatýrlamak için harcadýðýmýz çabadan fazlasýný unutmak için harcasak da Faytoncu Sabri daha koþunun baþýnda yakaladý bizi. Sadece anýlarda kalan geçmiþten günümüze gelen “Faytoncuuuu! Faytoncuuu! “ sesleri deðildi, Akþehir’de unuttuklarýmýzý hatýrlamak için deðil; günümüzden geçmiþin güzelliðine bir sesleniþti “Faytoncuuuu! Faytoncuuuu! ” sesleniþleri…
 Ýmaret Camii’nde kýldýðým Cuma Namazý’ndan sonra Nasreddin Hoca Mezarlýðý’nda gezerken mezar taþýnda yazan “Faytoncu Sabri” ismi neler neler de hatýrlattý bana, gözlerimden iki damla gözyaþý dua olarak süzüldü. “Faytoncu, faytoncu “ diye…

                                                                           BÝTTÝ

2011-06-20 Bu yazý  1485  kere okundu

SON YAZILARI

YALAN FOTOÐRAF YAZAR BENÝ ANLAYAMAZSIN ÞÝMDÝ GÜLE GÜLE Yaþanýlmamýþ aþklar, AKÞEHÝR’DE UNUTTUKLARIMIZ ADINA HABBABA SENÝ BEKLÝYORUM YAZARLIK VE DALKAVUKLUK HAKKINDA

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
5+1 ORTAOKUL
Akþehir Lisesi ve N.Hoca Teknik Lise taþýnýyor, Ticaret Lisesi yer deðiþtiriyor
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır