22 Mayýs 2012 Salý

AKÞEHÝR HÝKAYELERÝ

  Sami BAÞAR

          
         AKÞEHÝR HÝKAYELERÝ
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Allahaýsmarladýk 
Pek çok küçük þehirde binlerce insanýn üst üste yaþayýp, güzelim topraklarý çirkinleþtirmek, havayý  kirletmek için olanca çabalarýný harcarken, bu güzelim Akþehir’de, filizlenen her bitkiye bu þehir insanlarý tarafýndan gözbebekleri gibi bakýlmýþ, atmosferin doðal yapýsý korunmuþ, þehrin her yerini süsleyen çimenler yalnýz 24 Aðustos Bulvarý’ný deðil, kaldýrým taþlarýnýn arasýnda bile kendisini göstermiþ, boy atmýþ yeþermiþti. Hýdýrlýk yolunu süsleyen ýhlamur aðaçlarý kokularýný daha bir güzel yayýyor, sadece, güvercinler, serçeler, böcekler deðil; gelin görün ki gül düþün ustasý Nasreddin Hoca’sý gibi velhasýl tüm insanlarý da neþeliydi. Pek çok büyük kentte olduðu gibi bu þehirde kendilerine yetiþkin dediklerimiz birbirlerini kandýrmayý, sabahtan kalkar kalkmaz, karþýsýndakini nasýl aldatacaðým düþüncesinde de deðillerdi. 
            Hafifçe esen rüzgârýn taþýdýðý Hýdýrlýðýn çam kokusu, þehir þelalelerinin serinliði, þehrin mis kokulu havasý Akþehir’in her yerinde hissediliyordu.
            Süleyman genellikle yaz tatillerini Akþehir’de bulunan evlerinde geçirirdi. Fakat o yýl yaz tatilini 5–10 Temmuz Akþehir Nasreddin Hoca Þenlikleri’ne denk getirmiþti. 
            O yaz her yaz olduðu gibi Süleyman annesinin yanýnda þehrin yeni bir baþka güzelliðiyle karþýlaþmýþtý. Akþehir’de Akþehir Kültür Merkezi yapýlmýþtý. Hem de üç ay gibi kýsa bir süre de bu devasa binanýn yapýlmasýna bir türlü aklý ermiyordu. Oysaki kendisi de inþaat mühendisliðinde okuyordu, okumasýna ama… Hala üç ay gibi kýsa bir sürede bu binanýn yapýlmasý… Kendi kendisine :” Hayret! Diyordu. Hayret doðrusu… Hayatýnda insan üzerine düþen görevinin layýkýyla yapýldýðý, görev bilinciyle yapýlan her iþin güzel olabileceði ayýrýmýna bir kez daha vardýðýný anladý…
            Süleyman’ýn ailesi pek zengin deðildi, zengin olmasýna fakat o okumayý çok seviyordu. Akþehir Kültür Merkezi’nin yapýmýnda emeði geçenlere kendi adýna teþekkür etmek istiyordu… Hem bu arada binanýn yapýmý ile bilgilenecekti; üniversite hayatýnda da bu projenin kendisine yardýmcý olabileceði inancýný taþýyordu. 
            Süleyman yirmi yaþlarýndaydý; küçük yaþlarda babasýný kaybetmiþ, küçüklükten annesi her þeyiyle ilgilenmiþ, onu kendi istediði gibi yetiþtirmiþti.
            Akþehir Kültür Merkezi’nin çevresinde dolandý. Alýcý gözüyle, ilerinin bir mühendisi olarak inceledi. Ýçinden :”Gerçekten güzel düþünülmüþ, çok büyük bir proje” diyordu.
            Film afiþlerine gözleri takýldý. “Dünyalar Savaþý, Mumya Evi, Karabasan” gibi film afiþlerini, artistlerini okudu. Sinemaya girecekti ya elini cebine götürdü. Kendi kendisine : “ Ankara’da Mumya Evi’ne parasýzlýktan girememiþtim. Dedi. Burada da yirmi milyon lira ise yine zor girerim ya…” diye düþünüyordu. 
            Merdivenlerden giþeye yaklaþarak:
            —Kaç para? Diye sordu. 
            Giþede önündeki liste ile uðraþan gençten biri:
            —Üç milyon lira aðabey! Dedi. 
            Süleyman tekrar:
            Kaç para dediniz?
            Giþedeki genç:
            —Üç milyon! Diyerek, tekrarladý. 
            Süleyman:
            —O zaman akþam seansýna “Dünyalar Savaþý”na birinci salondan bir yer alayým! Dedi.
            Biletini aldý. 
            Gülmece Parký’nda doyasýya gezdi. Nasreddin Hoca’nýn minyatür heykellerine baktý. Nasreddin Hoca’nýn fýkralarýný teker teker okudu.
            Kendi kendine deðiþen, günden güne güzelleþen kendi gördükçe “ Ankara’nýn kirli havasýndan býkmýþtým, Akþehir’e gelmem iyi oldu. Üniversitem burada olsa da daima burada kalabilsem, özlemiþim memleketimi, özlemiþim güzel Akþehir’imi” diyordu.
            Sonra Ankara düþlerine daldý. Þöyle bir düþündü üniversitedeki günlerini, sonra Akþehir’i, tertemiz havasýný, Hýdýrlýðý’ný, Tekkesi’ni, Ulu Camisi’ni, Nasreddin Hoca Türbesi’ni, Sultan Daðlarý’ný… Aslýnda gitmemeliydi Ankara’ya… Boðulmamalýydý o kirli havasýnda… Sabaphtan giydiði beyaz gömleðin akþama nasýl da simsiyah olduðunu düþündü… Sonra þehrin gürültüsünü… Ýnsan kalabalýðýný… Lokantalarýnda çýkan yemekleri… Her þeyin para olduðu koca kendi düþündü bir de güzelim Akþehir’i… Ýbre suyu geldi aklýna… Tertemizdi Akþehir’in Ýbre suyu… Kendi kendisine :”Ýbre suyu gibi var mý be kardeþim? Diyordu. Ýbre Suyu gibi var mý? Pet þiþelerde parayla satýlan sularýna deðiþmem… Adý güzel kendi güzel Akþehir’imin… .Ne hava kirliliði, ne kalabalýk, ne arabalarýn egzoz gürültüsü, iþte yaþanacak þehir bu ..Ýþte güzel Akþehir…” diye düþüncelere dalmýþ yürüyordu….
            Neden sonra gözü 5-10 Temmuz Þenlikleri’nde gelecek sanatçý afiþlerine takýldý. Kimler yoktu ki, kimler yoktu… Þarkýcýsý, türkücüsü, tiyatro sanatçýlarý, her þeyden önemlisi de yüzyýllardan bu yana zekâ inceliði, nükte gücü ile Nasreddin Hoca bu yýl da anýlacaktý. En güzeli de bu deðil miydi? Üstelik adýna bu yýl mevlit de okutulacaktý… Kendi kendisine “Yaþanýlacak bir þehir varsa orasý da Akþehir’dir, diyordu, Akþehir.” 
            Gece Akþehir Nasreddin Hoca Tiyatrosu’nda sanatçýlarýn konserlerine gidiyor, geç saatlerde döndüðünde, onun için günün sabahý geç oluyordu. Çoðu zaman sabahtan Çay Mahallesi’ndeki evlerinden kalkarak Hýdýrlýk’a çýkýyor, öðle üzeri Ýbre’ye, öðleden sonra Akþehir Evi’ne doðru yürüyordu.
Yemekte neþesiyle annesini güldürüyor, geceleri çoðunlukla – ay olduðu Akþehir gecelerinde-Akþehir’in güzelliðine doyamýyor, hayat sevinci bütün coþkunluðuyla duyduðu için gözlerine uykular girmiyor, þehrin hayalleriyle baþ baþa kalarak bazen ortalýk aydýnlanýncaya kadar evlerinin bahçesinde dolanýyordu. 
            Süleyman annesinin yanýnda ilk beþ gününü böylesine mutlu, huzurlu, neþe içerisinde geçirdi. 
            Ayrýlýk vakti geldiðinde, annesi Süleyman’a okþayýcý, sevgi dolu sesiyle:
            —Güle güle git Süleyman’ým, güle güle git, derken, evine girerken gözlerinden biriken yaþlarý tutarak aðlamamak için içeriye koþmuþtu. 
            Ya Süleyman?
            O da annesinden güzel þehrinden ayrýlýrken gözyaþlarýný tutamamýþ, aðladýðýný belli etmemek için arkasýna bile bakmadan:
            —Allah’a ýsmarladýk anne. Allah’a ýsmarladýk. Diyebilmiþti. 
 
BÝTTÝ 

2011-06-15 Bu yazý  1094  kere okundu

SON YAZILARI

YALAN FOTOÐRAF YAZAR BENÝ ANLAYAMAZSIN ÞÝMDÝ GÜLE GÜLE Yaþanýlmamýþ aþklar, AKÞEHÝR’DE UNUTTUKLARIMIZ ADINA HABBABA SENÝ BEKLÝYORUM YAZARLIK VE DALKAVUKLUK HAKKINDA

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
5+1 ORTAOKUL
Akþehir Lisesi ve N.Hoca Teknik Lise taþýnýyor, Ticaret Lisesi yer deðiþtiriyor
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır