|
Bir halk adamý olan Nasreddin Hoca, yaþadýðý devirde Anadolu’nun Moðol istilasý altýnda geçirdiði zor günleri halkla yaþamýþ biriydi. Karýþýklýðýn, yoksulluðun, fakirliðin ve kýtlýðýn yaþandýðý Akþehir’de helva almak veya yapmak herkes gibi Nasreddin Hoca’ya da zor geliyordu.
Nasreddin Hoca’nýn helvayý sevdiðini ve ona ulaþmak için izlediði zorlu yollarý fýkralarýndan öðreniyoruz. Ýþte helva yapmayan bir bakkala sitem eden fýkrasý:
NASREDDÝN HOCA NEDEN HELVA YAPMIYORSUN?
Nasreddin Hoca’nýn caný bir gün helva istemiþ. Fakat cebinde helva alacak parasý yokmuþ. Doðruca karþýsýna çýkan ilk bakkala girip dükkân sahibine sormuþ:
“Unun var mý?”
“Var”
“Þekerin de var mý?”
“O da var”
“Peki yaðýn da var mý?
“Var Hoca, hepsi var” diye cevaplamýþ dükkân sahibi.
Hoca birden heyecanla baðýrmýþ:
“Ne duruyorsun yahu! Helva yapsana!”
diyerek helva özlemini dile getirmektedir. Yine Nasreddin Hoca’nýn bir diðer fýkrasý Konya’da helva yüzünden baþýna gelenleri anlatmaktadýr:
DÖVE DÖVE YEDÝRÝRLER
Bir gün Nasrettin Hoca yeni ulaþtýðý Konya da, yol yorgunu, karný aç, bir helvacý dükkânýnýn önüne çökmüþ, baþlamýþ helvalardan otlamaya. Helvacý önce ses çýkartmamýþ, ama bakmýþ olacak gibi deðil, gelip kafasýna, sýrtýna birkaç yumruk vurmuþ.
Hoca ellerini iki yana açmýþ :
"Güzelim Konya!" demiþ. "Ne hoþ! Ýnsana burda helvayý döve döve yedirirler." (Mehmet Fuat)
H.Zekai Yiðitler, bu fýkrayý þiirleþtirerek hesap soruyor Nasreddin Hoca aðzýndan:
HELVACI DA DÖVER ÝNSANI
Bir gün girerse helvacý dükkânýna, tepsi önünde
Konya’da Mevlana, Tanrý aþk, evren hepsi önünde.
Fazla atýþtýrma bozulacak helvacý
—Ne yapýyorsun be kardeþim
Burasý babanýn dükkâný mý?
—Görüyorsun ya helva yiyorum, diyeceksin
Bir güzel soba çekecek sana, aldýrma
—Ne iyi insanlar þu Konyalýlar doðrusu
Böyle düþünürsen daha çok dayak yersin!
Döve dövüle helva mý yenir, Tanrý aþkýna
Buna helva yemek mi denir, Tanrý aþkýna?
Bir daha ki Konya’ya gidiþinde Nasreddin Hoca helva yüzünden yediði dayaðý unutmamýþ ve sadece helvayý koklamýþ. Ýþte fýkrasý:
HELVA PARASI
Nasrettin Hoca þehirde gezerken, burnuna mis gibi helva kokusu gelir. Helvayý da çok sever doðrusu.Helvacý dükkânýnýn kapýsýna gelir. Tezgâhtaki taze helvalarýn kokusunu þöyle bir içine çeker.
Dükkân sahibi:
“Buyur Efendi! Ne kadar istiyorsun?” diye sorar.
Hoca:
“Helva istemiyorum. Ben sadece kokladým.” der.
Bunu duyan Adam, kýzarak:
“Sen benim helvamý öyle bedavadan koklayamazsýn. Ver parasýný!” der.
Hoca, sakin bir þekilde para kesesini çýkarýp þöyle bir iki sallar.
Helvacý:
“Bu da ne demek oluyor?” diye sorar.
Hoca:
“Eee! Ödüyorum ya iþte! Helvanýn kokusuna, paranýn þýngýrtýsý!” der.
Nasýlsa bir gün Hoca’nýn evine bir kazan helva gider ama mahalleye de dedikodusu yayýlýr. Ýþte o fýkra:
Bir gün Nasreddin Hoca eve doðru yürüyormuþ, bir arkadaþý arkadan seslenmiþ “-Aman Hoca gördün mü biraz önce geçen helva kazaný aðzýna kadar doluydu”. Hoca istifini bozmadan “-Bana ne” demiþ. Arkadaþý, “-Ama hoca helva kazaný sizin eve gidiyordu, buna ne dersin?” demiþ; Hoca yine istifini bozmadan “-O zaman sana ne?” demiþ.
Hoca, helva yapmak için sýk sýk komþudan kazaný ister ama helva malzemelerini bir araya getiremediði için uzun zaman kazaný geri veremez. Bu konuda fýkralara malzeme olur.
Yazýmýzý, dünyaca ünlü yemek kitabý yazarý Claudia Roden’in ‘Ortadoðu Mutfaðý’ adlý kitabýnda yer verdiði, deðerli Türk halk bilgesi Nasreddin Hoca’nýn helvayla ilgili bir fýkrasýyla sonlandýralým... Nasreddin Hoca, arkadaþlarýyla yemek üzerine sohbet ederken, söz döner dolaþýr helvaya gelir. Biri, “Þu anda neye sahip olmak istersin?” diye sorar Hoca’ya. Hiç düþünmeden cevap verir Hoca: “Helvam olsun isterim. Uzun zamandan beri helva yemeye fýrsatým olmadý”. Nedenini de açýklar hemen, “Unumuz olduðunda þekerimiz yoktu. Þu anda biraz þekerimiz var, fakat yaðýmýz yok. Yaðý bulduðumuzda da un bulamayýz. Bu yüzden helva yiyemedim.” Arkadaþlarý da, tüm malzemenin tam olarak bulunduðu bir anýnýn olup olmadýðýný merak eder. Bunun üzerine Hoca þöyle cevap verir: “Ha, o zaman da ben evde deðildim.
|