|
24 Aðustos 1922 günü Akþehir’deki ikametgâhýnda sabah erkenden uyanan Mustafa Kemal Paþa yolculuk hazýrlýklarýna baþlamýþtý.Akþehir tarihinin en heyecanlý gününü yaþýyordu. Erkenden Akþehir - Afyon yolu üzerindeki bütün binalarýn damlarý, sokak baþlarý, Gazi Baþkumandaný, Büyük Erkâný harbiye Reisini ve 9 ay 10 gündür misafir ettikleri Garp Cephesi Kumandaný Ýsmet Paþa’yý uðurlayacak, selametleyecek ve alkýþlayacak olanlarla dolmuþtu. Karargâh Binasý’nýn önüne heyecanlý bir kalabalýk gelmiþti. Bütün büyük misafirler birer birer Akþehir’i terk ettiler. Nihayet Garp Cephesi Komutaný Ýsmet Paþanýn otomobili Karargâh Binasý önüne yanaþtý. Aþaðýya inen Ýsmet Paþa alkýþlar arasýnda otomobiline bindi, yanýna Erkânýharbiye Reisi Asým Bey’i de aldý. Otomobil gözyaþlarý, alkýþlar ve dualar arasýnda uzaklaþtý. …
Biraz sonra minarelerde verilen Es-salâlarýn yankýlarý yaslý ve hüzünlü þehrin
üstünde gözle görülmeyen fakat sezilen bir baþka tül serpiyordu. Sessizliðe gömülen Akþehir büyük zaferin müjdesini, Gazi Mustafa Kemal önderliðindeki askerlerinin dönüþünü bekliyordu. Mustafa Kemal Paþa Nutukta bu ayrýlýþý: “24 Aðustos 1922’de
karargâhýmýzý Akþehir’den, taarruz cephesi gerisindeki Þuhut kasabasýna getirttik”
þeklinde belirtmektedir.
AKÞEHÝR TELGRAFHANESÝ KONTROL ALTINDA
24 Aðustosta yaþananlarý Korgeneral Nuri Berköz anýlarýnda: “Batý Cephesi Karargâhý, Akþehir’den savaþ alanýna hareket ederken, istihbarattan bir tel gelmiþti; bunda Trikopis ile Diyenis’in arasýnýn açýk olduðu bildirilmekteydi. Teli Cephe Kumandaný’na ben götürmüþtüm:
“-Ýþte bu iyi haber” dedi ve karargâh Kocatepe’ye doðru harekete geçti. Cephe karargâhýnýn otomobil kýsmýný, Adanalý zenginlerin Garp Cephesi Karargâhý’na hediye ettikleri otomobiller teþkil ediyordu. Biz tam hareket ediyorduk ki, Baþkumandan beni çaðýrarak:
“- Nuri sen burada kalacaksýn, telgrafhaneyi emrine alacak, hiçbir yere haber sýzmamasýný saðlayacaksýn. Gelen haberleri bana ulaþtýrýrsýn!” buyurmuþlardý. Hemen telgrafhaneyi, Üçüncü Þube Müdürü Rasim Bey ile beraber, emrimize aldýk. Taarruzun baþladýðý 26 Aðustos’tan 30 Aðustos’a kadar telgraf memurlarýný evlerine bile göndermedim. Yemeklerini yanýmýzda yiyorlar, tuvalete bile nöbetçi yanýnda çýkýyorlardý. Herkes bu sükûttan þüphelenmiþti. Sýk sýk meclisten arýyorlar, Baþvekil Rauf Bey, Dâhiliye Vekili Adnan Bey, Mustafa Kemal Paþa ile görüþmek istiyor, durmadan nerede olduklarýný soruyorlardý. Ben de verdiðim cevapta: “Efendim, Baþkumandan
kýtaatla beraber, teftiþte” gibi sözlerle oyalamaya çalýþýyordum. 27 Aðustos’ta Rauf Bey, çok kýzgýn olarak telgraf baþýnda:
“Nuri Bey, ne oluyor? Herkes merakta, burada türlü rivayetler dönüyor…” diye çýkýþmýþtý. Ben de, cevabýmda: “Efendim Cepheden top sesleri geliyor…” diye cevap verdim. Hâlbuki ben Akþehir’deydim. Cepheden gelen top sesleri duyulamazdý, taarruz baþlayalý iki gün oldu, düþmandan bir hayli yer kazanýlmýþtý. Ertesi gün Rauf Bey merakla tekrar sordu; ben gelen sorularý cepheye ulaþtýrýyorum, Baþkumandandan aldýðým talimata göre idare ediyordum. Ertesi gün, “Nuri Bey, cepheden ne haber diye sordular. Cevabýmda: “Efendim top sesleri uzaklaþýyor, derinden geliyor.” diyerek, bir endiþenin olmadýðý, sevinecek bir haberin, yakýnda resmi bir aðýzla ulaþabileceði hissini uyandýrýyordum. 1 Eylül’de ise, Akþehir’den Baþkumandanýn imzasý ile meclise þu teli
çektim:
“Garp Cephesinde, 26 Aðustos’ta baþlayan taarruzumuz, Afyonkarahisar, Altýntaþ, Dumlupýnar arasýnda, büyük bir meydan savaþý halinde, beþ gün beþ gece devam etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordularý’nýn kahramanlýðý, zaferimizin saðlanmasýný mümkün kýldý. Zalim ve maðrur bir düþmanýn asýl kuvvetlerini, akýllara dehþet verecek katiyetle imha etti. En büyük kumandandan en gencine kadar, ordularýmýza hakim olan ikir, milletinin gösterdiði vazife uðurunda, hayatýný bile seve seve vermektir. Bunu muharebe meydanýnda görerek bütün milletime haber veriyorum.”
Bunu çektikten sonra Akþehir’de vazifem bitmiþti. Doðru cepheye geldim.” þeklinde belirtmektedir
|