|
1934 yýlýnda Muðla Halkevi Reisi olan Mustafa Cavit, Akþehir Kitabeleri ve Tetkikat (Kitabeler-Türbeler-Mezarlar, Akþehir’de Gömülü Ünlü Ýnsanlar) isimli kitabýnda Akþehir’de bulunduðu 2 Aðustos 1923’de Nasreddin Hoca Türbesini iyice incelemiþ ve bu eserinde detaylýca anlatmýþtýr. Buna göre:
“Yalnýz isminin yadý ile bile ruhlarýmýzda kahkahalar yaradan Nasreddin Hoca merhum, pek çok ecdadýmýz gibi nisyan ve ihmal içinde kalmýþtýr. Onun zarif hikâyeleri, hikemi hazýrcevaplarý olmasa mezarý, nam ve niþaný bile çoktan harap ve türap olup giderdi.
Hoca merhum þarkýmýzýn yegâne nekre feylesofudur. Hikâyelerinin ekserisi namýna izafe edilmekle beraber, hakiki hikâyelerinde çok doðru ve ameli bir felsefe, çok tatlý ve kuvvetli bir hikmet ve fikir mevcuttur. Ne yazýk ki esaslý bir tercüme-i haline, tetkik edilmiþ doðru bir hayatýna bile vakýf deðiliz. Maalesef biz burada da böyle bir tercüme-i halini yazamayacaðýz. Yalnýz yaþadýðý devir ve meskatý re’si hakkýnda oldukça müsbet ve müdellel bir malumat verebileceðiz.
Hoca merhumun mezarý “Akþehir” þarkýnda kadim ve geniþ bir mezarlýk içindedir. Bu mezarlýk Selçukiler devrinden kalma olup bu halini muhafaza etmekte ve derununa cenazeler defnedilmektedir.
Mezarlýk duvarlarý ile dahilinde Selçukiler devrine ait pek çok musanna ve güzel mezar taþlarý mevcuttur. Bazý taþlarýn þekille yazýlarý, “Milas” civarýnda “Menteþeoðullarý”nýn merkezi bulunan “Beçin”deki kadim mezar taþlarýna pek benziyor. Hatta “Ahmet Gazi”nin mezar taþlarý þeklinde birçok taþlar burada da görülür.
Hoca’nýn türbesi mamur ve güzel olup, etrafý parmaklýklarla çevrilmiþtir. Mezarý üstünde müdevver bir kubbe ve altý adet somaki mermer sütunlar üzerine oturtulmuþtur. Kubbe kemerlere, kemerler direklere istinat ettirilmiþ, baþlýklarý kefeke taþýndan olup sanatkârane bir kýymeti haiz deðildir. Kubbenin üstü, mahruti çadýr þeklinde ve çinko kaplý bir dam ile örtülmüþ, damýn saçaklarý da parmaklýk dahilinde bulunan avluyu kaplamýþtýr. Parmaklýklarýn zemininden bir metrelik kadarý mermer bir divar ile çevrilmiþtir. Avlu damý da on iki beyaz mermer direklere istinat ettirilmiþtir.
Hoca merhumun kabri iki metre tulünde ve doksan beþ santimetre arzýndadýr. Mezar zeminin yirmi beþ santimetre mürtefi bir mustatil ve kireçten yapýlmýþ sandukasý da bu mustatilin üzerine çýkarýlmýþtýr. Hoca’nýn kabrindeki kavuðu gayet cesim ve heybetlidir. Þüphesiz bu kavuðun hoca merhumun devrinden kaldýðý iddia edilemez. Kavuðun bu cesameti zairler tarafýndan teberrüken sarýlan bezlerden hasýl olmuþtur. Anlaþýldýðýna göre her ziyarete gelen hoca merhumun baþýna bir bez sarmýþtýr.
Kabrin kitabesi iþte bu kavuðun cesim sayesine sýðýnmýþtý. Ve sandukanýn baþ uçunda teþkil ettiði müselles dâhilindedir.
Kitabe þudur:
“hazihittürbetülmerhumülmaðfur
Ýki Abdihilgafur
Nasraddin Efendi Ruhuna Fatiha
Sene 386”
Rakamlar saðdan sola okunacaktýr. Merhumun mezarýnda bile bir tuhaflýk yapýlmýþ. Gariptir ki biz merhumu “Hoca Nasreddin” namý ile yad ettiðimiz halde kitabesinde “Hoca” kelimesi yoktur. Acaba hocanýn hocalýðý sonradan mý ilave edilmiþtir?... Akþehir’de kuvvetle devran eden rivayette merhumun “Hoca” bulunduðunu müeyyettir.
“Hava kadýlýðý” hikayesi de bunu teyit eder. Zaten bütün dünyanýn “Hoca” diye andýðý merhumun bu sýfatý mümeyyizesini altý yüz bu kadar küsur sene sonra, mezar taþýnda yok diye kaldýrmakta bir mana yoktur deðil mi?
Kitabe sert bir mermer üzerinde ve kapartma olup yazýlar alel’lade Arabi kitaplarý yazýlarýna müþabihtir. Kitabenin altýnda bir delik vardýr. Ahali buradan sýtmaya þifadýr zamile toprak alýrlar. Türbenin her tarafý zairlerin birer hatýra olarak yazdýklarý yazýlarla doludur. Bunlarýn içinden bir danesi çok þayan dikkat ve hocanýn hangi devirde yaþadýðýný kat’iyyen tenvir edecek mahiyettedir.
Hoca Merhumun hangi devir ve asýrda yaþadýðý oldukça muzlim kalmýþtýr. “Timurlenge” muasýr gösterirler. Hemen hemen umumi telakki de bu tarzdadýr. Akþehirliler de bu iddia da bulunuyor.
Beyit þudur:
“Bugün kudret var iken eyle ihsan
Ýhsan eylersen olmazsýn piþman
Elhazzu baki velömrü fani
Vel’abdü asi verrabbü afi
Ketebetülhakir
Mehmet anni cemaat
Sipahi Hazreti Yýldýrým Han Tarih Vaki
Sene- 796”
Yazý gayet güzel yazýlmýþ ve sülüstür. Kerreye kadar olan kýsmý kalýn sülüs, kere içindekiler ince, fakat ayný kalemin eseridir. Hoca’nýn yaþadýðý devri bu kuvvetli ve vazýh tarihten çýkarabiliriz. Bilhassa Akþehirliler Hoca’yý Timurlenge muasýr bildikleri gibi ýsrar da ederler. Hâlbuki “Cemaati Sipahiyandan (Mehmet) (796 H.) tarihinde kabri ziyaret ediyor. Ankara Muharebesi ise (804H) tarihinde vaki olmuþtur. Binaen aleyh Hoca’nýn kabrindeki kitabede görülen tarihi kabul edebiliriz.
Hoca’yý alelumum “Akþehirli sanýrýz. Hâlbuki Akþehir’de kuvvetle devran eden ananevi rivayete göre merhum Sivrihisar’ýn “Hortu” karyesindendir. Yine bu ananevi rivayete göre “Akþehir” zevcesinin doðduðu yerdir.
Hakikaten hikayeleri arasýnda Hoca’nýn ekseriyetle “Sivrihisar” pazarýna gittiði görülür. Mamafih o devirlerde Sivrihisar’da da pazar kurulmasý ve Hoca’nýn alýþveriþ maksadýyla bu pazara gitmesi variddir. Elimizde baþka vesika yoktur. Ve þimdilik bu rivayeti kabul zaruridir.
Türbenin kapýsý yanýnda bir bayrak sýrýðý vardýr. Bunun tepesinde eski bir alem var. Bunda da Hoca’nýn kitabesinde görülen (386) tarihi vardýr. Kabrin ayakucunda ve sanduka kapýsýna konulmuþ diðer bir kitabe de görülmekte ise de bu kitabenin Hoca’nýn kabri ile bir alakasý yoktur.
Türbe dahilinde iki büyük taþlý diðer bir mezarda mevcuttur. Bunun baþucundaki taþ oldukça musanna ve etraflý korniþli ve çiçek tarzýnda kabartmalarla süslüdür. Taþýn ortasýnda ve dahilinde küçük bir kitabe mevcuttur.
Kitabe þudur:
“Vefatilmerhume Habibe Binti Mehmet Çelebi”
Yazý gayet güzel, girftt ve sülüstür. Bu taþýn zeminine mülasýk kýsmýnda da þu yazý vardýr.
“Elmevtü ke’sün ve külü nasün þaribüha”
Ayakucundaki taþýn ise bu taþla alakasý bulunmadýðý anlaþýlýr. Çünkü bu taþýn yazýlarý, kabartmalarý, çiçekleri daha kaba bir þekildedir. Bunda da kabrin dahiline gelen kýsmýnda ve bir mustatil dahilinde bir tarih vardýr.
“Ettarih senetün hamsin ve tis’emie”
Zemine mülasýk kýsmýnda da
“Ahül’mevtü eyyühel gafilun”
Tarih Hoca’nýn vefatýndan yirmi iki sene sonraki zamana aittir. Acaba bu mezar Hoca’nýn zevcesinin mezarýmýdýr? Buna dair ne rivayet ne de bir vesika mevcuttur. Zannýmýza göre bu mezar Hoca’nýn türbesi yapýlýrken dahilinde kalmýþ olsa gerek.”
|