|
Ziya Gökalp, Halk Klasikleri -1- Nasreddin Hoca’nýn Latifeleri isimli kitabýnda Nasreddin Hoca’nýn çeþitli alanlarýndaki felsefelerini ortaya koymuþtur. Bu eser, Ziya Gökalp’ýn eski Türkçe el yazýsý ile 38 sahifelik çizgili bir okul defterine yazýlmýþ ve sonraki yýllarda yayýnlanmýþtýr. Ýþte bu kitaptan Nasreddin Hoca ile ilgili bazý alýntýlar:
“Nasreddin hoca Türklüðün mümesili “Representant(temsilci)”ý deðil, temsilkâr “representatif (temsil eden)” bir ferdidir. Hatta, “mesleðinde dahidir.”diyebiliriz.”
…………………….
Nasreddin Hoca, ince ve derin olmakla beraber, bilhassa: nezihtir. Nasreddin Hoca adi bir adam deðil, (Diyojen) gibi, hadesi(çabuk idrak eden) bir filozoftur. Tabii bir filozofun ince ve derin manalý sözleri, adi mizahçýlarýn tuhaf sözlerinden tefrik (seçilir) ve temyiz (ayrýlýr) edilebilir.”
……………………………..
“Araplar Hoca’yý (Cuhai Rumi) unvanýyla Arapçaya tercüme etmiþler. Fakat; Hoca’yý Cuha’ya benzetmek doðru deðildir. Hoca: Son derece zeki olduðu halde, Arap’ýn Cuha’sý gayet budaladýr.”
…………………………….
“Nekregûluk(fýkra ve güldürücü söz söyleme) adi bir mizahtan çok farklýdýr. Nekregûlukta(fýkra ve güldürücü söz söyleme), büyük bir incelik, gizli bir felsefe, felsefi bir derinlik vardýr. Nekregûluðun(fýkra ve güldürücü söz söyleme) gayesi; yalnýz güldürmek deðil, güldürürken ayný zamanda derin ve ince duygular hissettirmek ve düþündürmektir.
Türklerde eskiden beri nekregûluk(fýkra ve güldürücü söz söyleme) çok yüksektir. Nasreddin Hoca, Türk nekregûluðuna(fýkra ve güldürücü söz söyleme) bir misaldir. Fakat Türk nekregûluðu (fýkra ve güldürücü söz söyleme), Nasreddin Hoca’ ya münhasýr(yalnýz kendine ait) deðildir. Mamafih, Türk nekregûluðunun en yüksek simasý Nasreddin Hocadýr. Nasreddin Hoca yalnýz Türkiye’ye münhasýr(ait) deðildir. Bütün Turan kýt’asý, bütün Türk alemi Nasreddin Hoca’yý ve fýkralarýný bilir. Bütün Türk aleminde kendisinin ve fýkralarýnýn tanýnmasý, Nasreddin Hoca’nýn Türklüðünün hakiki bir timsali (sembolü) olduðunu gösterir.
………………
Nasreddin Hoca, her iþte ÝLAHÝ bir kudredin ve basiretin hakim olduðuna kanidir. Beþeri iþlerde müessir olan amil kullarýn deðil, Allah’ýn takdiridir. Bakýnýz; Hoca ne diyor; “Ben kendimi bildim bileli, hep CENABÝ HAK’kýn dediði oluyor. Eðer þayet bütün iþler KUDRETÝ REBBANÝ’nin tasarrufunda olmasaydý, bir kere de benim dediðim olurdu.” (Letaifi Hoca Nasreddin: S.82)
………..
Nasreddin Hoca merhuma bir gün Timurlenk: “- Ýnsanlar ne vakte kadar doðar ve ölürler.” diye sormuþ. Hoca hemen: “-Cennetle Cehennem doluncaya kadar” cevabýný vermiþ.
………..
Hoca, Diyojen gibi, Ebülûla gibi, Ömer Hayam gibi derin ve ince bir filozoftur. Hocada katiyyen dini bir taas’sub, içtimai (sosyal) bir ananecilik (gelenekçilik) yoktur. Hoca ananelerin eskimiþ ve ölmüþ olanlarýný felsefi hadesi (sezgisi) ile seziyor ve ayýrýyor. Ýnsanlarýn köhne ananelere ne kadar gülünç taassüble (körü körüne baðlanma) sarýldýklarýný bize gösteriyor.
…………..
Hoca müstahsildir( üreticidir): “Sabah hava yaðmurlu olursa! Oduna, olmazsa çifte gideceðim” diyor. “Parayý veren düdüðü çalar” cümlesi de iktisadýn(ekonominin) esasýný iyi anladýðýný gösterir.
…………………
Hoca’daki siyasý ahlak çok yüksektir. Hiçbir beyden, hükümdardan hatta ! Timurlenk gibi kan içmekten zevk alan bir kahhar (kahreden) ve hunrizden(kan dökücü) korkmazdý.
Hocanýn siyasi kahramanlýðýna bir delil olarak: Hoca, Timur’la beraber hamama girmiþ . Timur: “-Ben bir kul olsaydým. Kaç akçe ederdim.” diye Hocaya sormuþ. Hoca: “-Elli Akçe” demiþ. Timur þiddetle. “-Be izansýz! Yalnýz belimdeki futa (peþtamal, havlu) elli akçe eder.” deyince, Hoca fütursuz (pervasýz, çekinmez): “-Ben de zaten futaya paha biçmiþtim.”demiþtir.
………………………
Nasreddin Hoca, Timur karþýsýnda büyük bir tehlike içindeydi. Fakat onun futursuzluðu( pervasýzlýðý), metaneti, hayatýný istihfaf ediþi (hafife alma), her þeyde güldürücü bir sahne görüþü ona büyük bir kuvveti kalp (cesaret) veriyordu. Felsefesinin derinliði, inceliði, þe’niyetperverliði (gerçekçiliði) ve mefküreperestliði (idealistliði), ona zakai bir þecaat (nesir halindeki yazýnýn kafiyeleri) vermiþti. Onun her yaþayýþ anýnda, bir tehlikeculuk (tehlike durumu), bir muhatereperverlik (hýz severlik) vardýr.
Kaynak: Gökalp, Ziya (1972) Halk Klasikleri-1- Nasreddin Hoca’nýn Latifeleri Anadolu Matbaasý
Ziya Gökalp dilimize pek çok yeni kelime kazandýrmýþtýr. Bunlardan biri de Mefküre’dir.
|