|
Türk edebiyatýnýn en büyük þairlerinden biri olan Orhan Veli KANIK, Nasrettin Hoca’nýn fýkralarýný þiirleþtirerek yayýnladýðý Nasrettin Hoca adlý kitabýnýn önsözüne gelen gelen eleþtirileri Nasrettin Hoca ve Yeni Adam yazýsýyla cevaplamýþtý.
Orhan Veli, “Bu önsözde hoca üstüne bir kaç söz söylemek gerekiyordu. Söyleyeceklerimi kendim uyduramazdým elbet. Saða sola baþvurdum; bir kaç kitap, bir kaç yazý okudum. Hoca’nýn hayatý hakkýnda fazla bir þey bilinmediðini, üstelik bilinenlerinde pek biri birini tutmadýðýný gördüm. Bütün bunlardan baþka Hoca’nýn dilden dile dolaþan hikâyelerini o bilgince yazýlarda anlatýlan Hoca’ya mal etmenin imkânsýz olduðunu anladým. Hikâyelerine baðlanamýyan hayatýn hiç bir deðeri olamýyacaðýný düþündüm. “Falanca vesikaya göre, falanca yýlda, falanca yerde doðmuþ; falanca vesikaya göre, falanca yýlda, falanca yerde ölmüþ” demedim de “Hikâyelerine göre söyle bir adam olmasý gerekir.” dedim. Hoca’nýn hayatý ile hikâyelerini inceleyenlerden bir Fransýz folklorcusu da benim gibi düþünmüþ; benim yaptýðýmý yapmýþ. Tuttum, onun sözlerinden de birkaç cümle aldým. Doðru bir iþ olduðunu sanýyordum. Deðilmiþ meðer.” þeklinde anlatmýþ Orhan Veli.
Eleþtirmenler, bir Frenk’in fikirlerine takýlýp kalacaðýna Ýsmail Hami Danýþmend’in yazýsýný okusaydýn þeklindeki eleþtirileri üzerine Orhan Veli, “Bir bilim meselesini bir milliyet meselesi haline getirmek için daha haklý sebepler bulmak gerek. Çünkü benim iki tek cümlesini aldýðým Fransýz folklorcusu Edmond Saussey, Ýsmail Hami Danýþmend’in yanýnda, çok daha yerli, çok daha bize yakýn. Kaldý ki Ýsmail Hami Danýþmend’in yazýsýnda ileri sürülen fikirler de Paris’te Bibliotheque Nationale’de bulunan Fransýzca bir Selçukname’den alýnmýþ. Danýþmend’in yüzyýllardýr içimizde yaþayan Nasrettin Hoca’yý Selçuk medeniyetinin Çobanoðullarý hanedanýna mal eden yazýsýna baþ vurmak milli bir iþ oluyor da, onun týpký bizim gibi anlayan Fransýz folklorcusunun yazýsýndan bahsetmek gayri milli oluyor”þeklinde cevaplandýrdý eleþtirileri..
Bu yazýdanda anlaþýlacaðý gibi Orhan Veli’ye göre Nasrettin Hoca’nýn hayatýný anlatýrken onun hikâyelerine dayandýrýlmalýdýr. Nasrettin Hoca fýkralarýna baðlanamýyan bir hayat hikâyesinin hiç bir deðeri olamayacaktýr. Orhan Veli’nin þiirleþtirdiði Nasrettin Hoca hikâyelerinden bir örnek:
KAVUK
Bir gün bir adam, elinde mektup
Der ki, Hoca yý tutup :
"Hocam, zahmet ya sana,
Þu mektubu bana bir okusana."
Mektup baþtan sona kadar Arapça
Þöyle bir iki evirir çevirir:
Sökemez; çaresiz, geri verir.
Der ki: "Baþkasýna okut bunu sen."
Adam þaþýrýr : "Niçin ?"
"Türkçe deðil bu mektup okuyamam."
Yine anlayamaz adam.
Hocanýn okumasý yok zanneder:
"Ayýp Hoca, ayýp!"der.
"Benden utanmýyorsan þundan utan!
Þu baþýndaki koca kavuðundan."
Hoca kavuðu çýkartýp uzatýr.
Sonra: "-Mademki" der, "iþ kavuktadýr;
Haydi giy de þunu,
Kendin oku bakalým mektubunu."
Kaynak: Orhan Veli,(1969), Denize Doðru, Varlýk yayýnevi, Ýstanbul. Sayfa 90-92
|