|
Günümüzde olduðu gibi tarih boyunca Akþehir hep bir meyve kentidir. Her türlü meyvenin yetiþtiði bu þehrimizde özellikle elmasý tarihi öneme sahiptir.
Akþehir elmasýna öncelikle Akþehir’in tarihi isimlerinde rastlýyoruz. Akþehir’in yerinde bulunan eski þehri tarih « Philomelium » seklinde adlandýrýr. Akþehir Orta Anadolu’nun meþhur bir meyve þehridir. Burada çok iyi elma da yetiþir, eski Akþehir’in balý da meþhur imiþ. Bizim tahminimize göre þehir adýný elmasýnýn veyahut balýnýn þöhretinden almýþtýr. Kelimenin sonundaki eki (yum) atýlýrsa «Philomel - Filomel» kalýr. Yunanca (filo) dost ve seven (meli) bal, (milo) da elma anlamýndadýr.
Akþehir’in bir diðer ismi de “Þehr-i Beyza”dýr. Rivayete göre Araplar Akþehir i, beyaz çiçek açmýþ elma ve erik aðaçlarýnýn görüntüsünden dolayý "Þehr-i Beyza" (Beyaz Þehir) olarak anmýþlardýr.
1466 yýlýnda doðan ve 1534 yýlýnda Ýstanbul’da vefat eden Basîrî, yiyecekleri anlattýðý küçük bir risalesi olan Benginame’de Akþehir elmasýna yer vermiþtir. Bengînâme yiyeceklerle kurduðu benzetmeler açýsýndan dikkate deðerdir. Akþehir elmasýnýn yer aldýðý Benginame’nin bölümü þöyledir:
“Ve bir türbedār ki ismi Bālì ola ve ‘avretinüñ adý Helvā Ĥātūn ola. Ve baþý Begbāzārý ķavunýndan ve ķulaķlarý börek tutmacýndan, gözleri bādāmdan ola ve yāĥud biþmiþ yumurdadan kim iki pāre etmiþ olalar. Ķaþý tatlu ķavun diliminden ĥayāl, alný börekden, beynisi karma bādemì helvādan, ŝaķalý peþìmānì helvāsýndan ve diþleri nebāt-ý hamevì hablardan ve aġzý sükkerì ĥandān pisteden; dili bādām yaġýndan biþmiþ, sükkerì cülābýna bulaþmýþ dil peynirinden; zenaĥdāný Aķþehrüñ Bedegānì elmasýndan, boyný ķasb ĥurmāsýndan, yüzi bayrām çöreginden, beñi ķara çörek otýndan boyný yaĥnìden, ķollarý levrek balýġýndan, dögünleri pullarý ola.”
Metindeki benzetmede Zenahdani yani çene çukuruna benzetilen Akþehir Bedegani Elma’sý (يتكان ) þeklindedir. Buradaki Bedegani’nin bir yer adýmý yoksa bir elma cinsi mi olduðunu belirleyemedik. Ancak Akþehir elmasýnýn ne kadar deðerli ve meþhur olduðunu anlayabiliyoruz. Bunun bir diðer kanýtý da 1502 tarihli ve zamanýn padiþahý Sultan II. Bayezid Han tarafýndan çýkarýlan "Kanunname-i Ýhtisab-ý Bursa" isimli yazýlý belgedir. Bu belge yaklaþýk beþ yüzyýl önce Akþehir, Bursa, Edirne, Sivas, Erzurum, Diyarbakýr, Çankýrý, Aydýn, Mardin, Karahisar, Musul, Rize, Amasya, Ýçel, Arapkir, Karaman ve daha pek çok yerin mahalli özelliklerine ve üretim çeþitlerine göre meyvelere standard kurallar koymuþtur.
Bursa Belediye Kanunu olan "Kanunname-i Ýhtisab-ý Bursa"’da Akþehir Elmasý ile ilgili kýsmýnda der ki:
“Ýktidar sahibi Padiþahtan gelen emirde:
“………………………………………………………….
Akþehir in Bedegani Elmasý, deve yükü yüz akçaya olursa üç yüz elli dirhemi bir akçaya olacak, sonra bu kýyas üzerine narh verilecek. Ve yine bu þehrin ekþi elmasýnýn bir okkasý bir akçaya olacak. Öteden beri gelenek böyledir. Amma fazla ve noksan olursa narh da ona göre verilir.”
Böylece Akþehir’den her bölgeye gönderilen elmaya bir standart getirilmiþtir. Ayrýca bu kanunda Akþehir armuduna þöyle yer verilmiþtir:
“Akþehir armudu, yükünün batmaný yirmi beþ akçaya olursa iki yüz elli dirhemi bir akçaya olacak.”
Buradan da anlaþýlacaðý gibi bir meyve memleketi olan Akþehir’e meyvecilik tarihi bir mirastýr.
|