|
Bütün bilgiler, Nasrettin Hoca’nýn gerçekten yaþamýþ bir kiþi olduðunu göstermektedir. Fýkralarýna göre güler yüzlü, þakacý, babacan bir kiþilik olan Hoca; kavuðu, cübbesi, kürkü, evi, karýsý, çocuklarý, komþularý ve eþeði ile belli bir çevrede ve kýlýkta yaþamýþtýr. Yine fýkralarýndan anlýyoruz ki Hoca kürkünü özel durumlarda ve özel yerlerde giyerdi.
Fýkrayý bilmeyen yoktur; Nasrettin Hoca bir gün, günlük elbisesi ile bir törene katýlýr. Fakat kimseden itibar görmez, yemek sofrasýna da çaðrýlmaz. Ýtibarýn elbiseye olduðunu anlayýnca eve gider, üstünü deðiþtirerek yeniden törene döner. Ýhtiþamlý kürküyle Hoca’yý görenler hemen yemeðe davet ederler. Hoca sofraya oturur oturmaz tabaða kürkünü uzatarak “Ye kürküm, ye!” diye söylenmeye baþlar. Yanýndakiler “N’oluyor Hocaefendi, hiç kürk yemek yer mi?” diye sorunca “Ne münasebet! Bu sofraya oturmamý bu kürk saðladý, yemek de onun hakkýdýr!” der
Nasreddin Hoca’nýn kürkü ile ilgili bir baþka fýkra da: “Komþusu Hoca’ya:
– Hocam sizin evden dün gece bir gürültüdür koptu, hayýrdýr ne oldu?
– Hiç ne olsun, benim kürk merdivenden yuvarlandý da.
– Ama Hocam kürkten bu kadar çok ses çýkar mý?
– Çýkar tabi, içinde ben de olursam çýkar.” þeklindedir.
Yukarýda iki örneðini verdiðimiz Nasreddin Hoca fýkralarýnda kürk toplumda bir itibarýn sembolü olarak gözükmektedir. O devirde herkesin hangi sýnýf memur ya da asker olduðu baþýndaki kavuðundan, sýrtýndaki kürk ve cübbesinden anlaþýlýrdý. Kürk, özellikle soðuk iklime sahip coðrafyalarda tarih boyunca insanoðluna giysi kaynaðý olmuþtur.
Anadolu yu yurt bellemiþ Türkler anayurtlarý Orta Asya da deri iþlemeyi biliyor, ondan çeþitli amaçlar için yararlanýyorlardý. Orta Asya Türkleri açýsýndan dericilik, çobanlýktan sonra ikinci meslek konumundaydý. Orta Asya nýn kültür tarihinde deriden eþya, özellikle de giysi yapýmýnýn son derece önemli olduðunu ve derinin günlük giyimde kullanýldýðýný görmekteyiz.
Yine Anadolu da, Nasreddin Hoca’nýn yaþadýðý Selçuklular döneminde derinin kürk giysi biçiminde yaygýn kullanýmýnýn söz konusu olduðu bilgilerimiz arasýndadýr. Selçuklular döneminde deriden yapýlma kürk giysiler önemliydi. Bu deriden yapýlan kürk giysiler toplumsal katmanlara göre farklýlýklar göstermekteydi. Örneðin devlet ileri gelenleri samur kürk giymekteydiler.
Memeli hayvanlarýn doðal giysisi olan kürkü insanlarýn giyebileceði þekle getirebilmek bir sanatkârlýktýr. Türklerde ve Anadolu’da kürkün nasýl yapýldýðý ve nerelerde ve nasýl giyildiði Böcü zade tarafýndan yazýlan Isparta Tarihi kitabýnda anlatýlmýþtýr. Buna göre: “Memleket eþrafý, ayaný ile hükümet erkâný ve ulema zümresi kürk giyerlerdi. Her sýnýfýn giydiði kürklerin cinsi ve biçimi ayrý idi. Çiftlik ve katýrcý aðalarýnýn ve posta tatarlarýnýn giydiði kürklerde ayrý bir cinsti ve hatta yolcularýn, arabacýlarýn ve katýrcýlarýn giydikleri gocuk tabir edilen kürklerde daha baþka bir cinsti. Bununla beraber bu sýnýflarýn kürkcüleri de ayrý idi.
Yüksek tabakanýn giydiði kürkler:
Elma kürk, samur kürk, sansar, sincap ve porsuk kürkleri ve bilhassa bahri köksü ve ördek baþý adlarýyla anýlan kýymetli kürklerdi. (Bahri köksü: Bir nevi deniz kuþudur. Köksünün tüyleri göz kamaþtýracak kadar güzeldir, Ördekbaþý: Denizlerde ve göllerde bulunan ördek cinsinden bir kuþtur Bunun baþý ve boynunun tüyleri pýrýl pýrýl yanar döner ve renkârenktir.) Bu kürkler biçim itibariyle çeþitleri, sanat itibariyle sýnýflarý vardý.
Hükümet erkânýnýn giydiði kürkler :
Divan kürkü, erkân kürkü, kaftan kürkü ile gündelik uzun kürk. Divan kürkü; huzura girerken, erkân kürkü: bayramlarda, resmi günlerde ve teþrifatta, kaftan kürkü mansýp ve rütbe yükseldikçe, uzun boy kürkü her gün giyilirdi.
Eþraf, Ayan ve Aðniyanýn giydiði kürkler :
Boy kürkü, kýsa kürk, iç kürkü... Boy kürkü: daimi, kýsa kürk: soðuk günlerde boy kürkünün altýna giyilirdi, ince kürkler ise : umumiyetle ilk ve son baharda giyilirdi.
Ulema zümresinin giydiði kürkler :
Biniþ kürkü, boy kürkü, ince kürk... Kollarý geniþ olan boy kürkü; makamýnda otururken ve bayram muayedelerinde, biniþ kürkü; makamýndan gayri yerlerde, ince iç kürkü; soðuk günlerde boy kürkünün altýna giyilirdi.
Parçalý denilen kürkler: Ördek baþý ve Bahri Köksünden yapýlan kürklerdir ki : Bunlarýn parçalarý gayet küçük olup, bu minimini parçalarý birbirine münasip ve mutabýk surette ve renklerini de birbirine seviþtirerek, üstüne kaplayacaðý kürk kabýna göre bir biçim vererek eklemek gayet ince ve nazik bir iþ olup, sanat, maharet ve zarafet itibariyle gönül çekici bir manzara arz ederdi. Bir ressam gibi, bir minyetör gibi iþlemek çok hassas ve nazik bir iþ idi. Bu sebeple bu ustalar adý anýlýr, hatýrý sayýlýr kimseler idi.
Bu iki türlü kürkün hem parçasý bahalý ve hem imâli güç olduðundan, bunun giyiciside, yapýcýsý da azdý.
Bu kürklerin bir de orta derecesi vardý ki: Buna da (geniþ parçalý) deniliyordu. Bu parçalarýn en büyüðü sincap, sansar ve porsuk postlarýydý. Bunlarýn kürkleri de ikinci dereceden sayýlýrdý.
Ceylan, yavru tay, kuzu postlarýndan yapýlan ve küçük tabir edilen kýsmi vardý ki : Bunlarda üçüncü dereceden sayýlýrdý.
Eski devirlerde kürk; yalnýz eþrafýn, ayanýn ve aðniyanýn giydiði þeyler deðildi. Kürk ayný zamanda devletin resmi üniformasýydý.
Kürk dikici ustalarýn itibarý terziden üstündü. Yukarda arz ettiðimiz gibi : Eni, boyu dört parmak kadar olan mini mini parçalan birbirine ekleye ekleye bir palto, bir biniþ haline koymak ve bu eklenen parçalarýn renklerini birbirine seviþtirmek, düzenlemek ve bu manzarayý beðendirmek her usta için kolay baþarýlabilen bir muvaffakiyet deðildi.
Kürk devri Meþrutiyete kadar can çekiþerek devam etti. Meþrutiyet devri baþladýktan sonra eski kýymetini ve resmi mahiyetini tamamen kaybetti. Devlet erkâný için kürk giymek yasak oldu. Ve ancak zenginlerle hocalarýn sýrtýnda kaldý. Cumhuriyet devrinde onlarda terk ettiler. Fakat; kürk giyme adeti bundan sonra moda olarak doðrudan doðruya kadýnlara intikal etti.
Kürk; esasen vücudun sýhhatini muhafaza için yapýlmýþken yavaþ yavaþ resmi üniforma, süs, zevk ve moda saltanatý haline gelmiþti. Þimdi giyilen kadýn kürkleri ise: Ters tarafý kullanýlmakta ve kadýnlýðýn bugünkü süslenme ihtiyacýný tatmin eden varda kosta ihtiþamlardan biri oldu.
Bugünün kürkçü ustalarý da zarif kadýn kürkleri yapmakta iseler de Bahri göksü, ördekbaþý gibi mini mini parçalardan vücude getirilen ince sanat eseri yoktur. Fakat post itibariyle nadir bulunan hayvanlarýn kýymetli ve bahalý postlarýndan yapýlmaktadýr.”
Buradan da anlaþýlacaðý üzere hem derisinin elde edilmesinin zor olmasý hem de elbise haline gelmesi büyük bir uðraþ ve sanat istediði için kürkün maliyeti artacaktýr. Ýþte o devirde Akþehir’de sýradan bir halk adamý olarak yaþayan Nasreddin Hoca için kürk bir lüks giysidir.
|