05 Þubat 2012 Pazar

STERÝL MÜSLÜMANLIK

  Mahmut ÝÞCAN

          
         STERÝL MÜSLÜMANLIK
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 Ramazan ayýnýn güzellikleri o kadar çok ki, iftar anýný yaþamak, kardeþlik ve kaynaþma anlayýþýný geliþtiren iftar sofralarýnda bulunmak bu güzelliklerden biridir. Allah Rasulü (sav) bir hadis-i þerifinde þöyle buyurmaktadýr: "... Oruçlunun rahatlayacaðý iki sevinç aný vardýr: Birisi, iftar ettiði zaman, diðeri de orucunun sevabýyla Rabbine kavuþtuðu andýr”

Özellik sýcaklarýn oldukça aþýrý olduðu ve günlerdir devam ettiði þu günlerde iftar anýný beklemek biraz daha kendisini hissettirmektedir. Ancak, belki ekseriyetimize dan gelecek nice vakalar oluyor ki, o beklenen iftarlar hiç olmasýn, lokmalar boðazdan geçmesin istiyoruz.

Geçtiðimiz günlerde televizyonlarda izlediðimiz, gazetelerde okuduðumuz Hacý Örüç olayý; iftarda açlýk intiharý…’na getireceðim sözü ve biz Müslümanlarýn durumuna… (Zaten asýl adý da “Örüç” deðil “Hacý Oruç” olsa gerek.) Her neyse bizler hiçbir þeye karýþmayan, adeta soyutlanmýþ, bir þeye bulaþmayan steril Müslümanlar olarak akþama nasýl ve nerde, kimlerle iftar yapacaðýmýzý düþünelim duralým;bakalým þu Hacý Oruç ve O’nun gibi durumda olanlara. Bundan sonrasý Ergun Yýldýrým’dan:

Hacý Örüç, kýrk yaþlarýnda. Diyarbakýr’ýn Silvan ilçesinde yaþar. Seyyar satýcýlýk, baþka deyimle tablacýlýk yapar. Dört çocuðuna ve bir de onlara bakan karýsýna ekmek yetiþtirmeye çalýþýr.

Akþam, iftarýný yapmak üzere eve döner. Elinde yiyecek ve içecek namýna hiçbir þey yok. Kapýyý çalar, hanýmýna gülümser, acýyla. Etrafýna çocuklarý doluþur, içini kemiren bir kurt var. Ama bunu dýþa vurmaktan korkar. Sonunda hanýmýna “yemekte ne var” der.

Her koca gibi o da eþinin yemeklerini merak eder belki de. Ya da söz olsun diye söyler bunu. Çünkü evde piþirilecek hiçbir þeyin olmadýðýný o da bilir aslýnda. Belki de bunu duymak istemiyor ya da “Allahtan umut kesilmez, bir Allah dostu bize el uzatmýþtýr” diye geçiriyordur içinden. Milyonlarca oruçlunun yaþadýðý bir ülkede yoksunluðunu gören birinin olabileceðini düþünmüþtür.

Hacý Örüç, karýsýndan “yemek yok” cevabýný alýr. Karýsý bunu kim bilir nasýl bir edayla söyledi. Ýçi acýyla burkuldu. Bu söz Hacý Örüç ün içine bir hançer gibi saplandý. Üzüldü, yüzü gölgelendi, morardý, hayat belirtileri kayboldu. Yaþadýðýna piþman oldu. Ýçinden “benim gibi evine iftar ekmeði bulamayan babaya lanet olsun” dedi.

Çocuklarýna dönüp baktý. Odanýn bir köþesine sinip kalmýþlardý. Açlýktan süzülmüþlerdi. Bir deri bir kemik kalmýþlardý. Üzüntüsü bin kat arttý. Babalýðýndan daha da utandý. Yer yarýlsa içine girsem deriz ya, o da öyle geçirdi içinden.  Çocuklarýna yöneldi. Dördünü birden kucaklamaya çalýþtý.

Gözlerini tutamadý. Ýçinden kopup gelen üzüntü ve öfkeyle aðladý. Öptü onlarý. Sessizce aðladý.

Ýçinden gittikçe köpürüp büyüyen derin üzüntü dalgasý bütün bedenini esaret altýna altý.
Kendini can havliyle baþka odaya attý.

Sessizce ve usulca önceden kafasýndan geçirdiðini yapmaya baþladý. Çünkü evine, çocuklarýna yemek getiremeyen bir babanýn daha fazla yaþamaya hakký olmadýðýna inanmýþtý. Ýftarda çocuklarýný aç býrakan bir babanýn daha fazla yaþamamasý gerektiðini düþünüyordu.

Önceden tuttuðu ipi bir köþeden bulup çýkardý, tabanda uygun bir yer arayýp buldu, sonra hiç tereddüt etmeden boynundan geçirdi, arkasýndan þehadetini ve “Allah’ým beni affet” dedi. Ayaklarý altýnda duran sandalyeye bir ayaðýyla hýzlýca vurdu ve aðzýndan son kelimeler çýktý: “ekmeksiz iftar”

 Peki biz oruç tutanlar da yemeksiz kaldýk mý hiç, Hacý Örüç gibi? Ekmek eve getiremeyince çocuklarýmýzdan utandýðýmýz anlar oldu mu? Aðladýk mý, bir parça ekmek için? Oysa ne kadar da çok aðýz dolusu sepetlerle enva-i çeþit yiyecek taþýrýz marketlerden. Saray yavrusu kasýrlarda ve beþ yýldýzlý otellerde ne güzel iftarlar yaparýz! Çocuklarýmýza oruç tuttuklarý için bir dediklerini nasýl da iki etmeyiz. Çorbasýndan tatlýsýna kadar ne hoþ yemekler dizeriz iftar soframýza!

 Steril Müslümanlýk yaratýrýz kendimize! Günahlardan, yoksulluklardan, suçlardan ve tehlikelerden uzak! Halbuki bu steril sitelerimiz, özel okullarýmýz, kolejlerimiz, zenginliðimiz ne kadar da çok tehlikeler, hastalýklar ve günahlarla dopdolu!

Zenginliðin ve varlýðýn, iktidar ve gücün, içinde  gizlenmiþ nice yoksulluklarla yaþarýz. Ahlakýn, hissiyatýn, paylaþmanýn, vefakarlýðýn ve dürüstlüðün yoksulluðu bu her gün elimizde kayýp giden zamanýn içine koyma gücünü kendimizde bulamamanýn yoksulluðu bu. Hacý Örüç ü görmemenin, duymamanýn ve hissetmemenin yoksulluðu. Kalbin, gözün ve kulaðýn mühürlendiði ve tüm duyarlýlýklarýn körleþtiði yoksulluk.

Müslümanlýðýmýzýn yoksullaþýp günahlara karýþtýðý  bu oruç zamanlarýnda bize düþen en büyük görev Hacý Örüç’lerin vebalinden kurtulmayý ummak ve bunun yollarý üzerinde düþünmek.

2010-08-23 Bu yazý  1737  kere okundu

SON YAZILARI

‘ÜÇ DÝZÝMLE ÜÇ CÜZÜM VAR’ KAR KABUS MU BEREKET MÝ? EY OÐUL(!) FRANSA KENDÝ TARÝHÝNE BAKSIN NUR ÝÇÝNDE YAT AHMET AMCA ÖLÜME ATANAN ÖÐRETMENLER BAYRAMLARI DÝNLENCE OLARAK GÖRMEYÝN Bayramýnýz Þeker Tadýnda Olsun ELEKTRÝK KESÝNTÝLERÝ CAN SIKIYOR TURGUTELÝ ÇOCUKLARI

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
YENÝ BARO TEMSÝLCÝSÝ ÖZGÜR KAÇAR
Av. Mehmet Demiroðlu ndan boþalan Akþehir Baro Temsilciliðine Av. Özgür Kaçar at
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır