|
Diyanet teþkilatýnda çok özverili ve fedakâr, görevini para için deðil de görev bilinciyle layýkýyla yapan insanlar pek çok. Davranýþlarýyla, konuþmalarýyla, verdikleri mesajlarý bizzat uygulamalarýyla toplumun önderleridir onlar. Ýmam ya da müezzin; top yekün ‘din görevlileri’ dediðimiz bu kardeþlerimiz, iþleri ve sorumluluklarý bakýmýndan diðer insanlardan farklý bir konumdalardýr elbet.
Rahmetli bir büyüðüm din görevlilerini baþlarýndaki sarýða benzetirdi ve derdi ki; “ din görevli baþýndaki beyaz sarýk gibidir. O sarýða küçük bir sinek pislese hemen belli eder” Din görevlisi beyaz bir kaðýttýr. Ne kendisi o kaðýdý kirletir, ne de bir baþkasýnýn kirletmesine izin verir.
Toplumda din görevlileri hakkýnda konuþulmasýndan çok rahatsýz olurum. Hele bir de onlar üzerinden fýkra türü þeyler üretilip konuþulmasýndan.. Özellikle de yemek hususlarýndan. Ama bu durumlara getirenler var ki konuþuluyor diye de bazen kendimi teselli ederim.
Toplumun önderleri olan bu kardeþlerimizin her alanda meslek içi ve meslek dýþý tüm tavýrlarýnda elbette titiz olmalarý gerekir. Her þeylerine; özellikle giyim kuþam, yeme içme ve konuþmalarýna dikkat etmeleri gerekir. Bir bakýma onlara gelen söz, dine gelmiþ gibidir. Oysa ki Ýslam dini, yüce bir dindir ve kiþilerin hal ve hareketleriyle küçülmez. Ama halel getirmemek gerekir.
Bir yerde, bir camide, din görevlisi ile cemaat arasýnda bir huzursuzluk varsa, orada yapýlan sevabýn da, ibadetin de tadý tuzu kalmaz. O yüzden bazý din görevlisi kardeþlerimiz darýlmasýnlar ama olar daha iyi bilirler; “tebdil-i mekanda ferahlýk vardýr”
Din görevlileri kendilerini sýradan memur gibi görmemeleri gerekir. Onlarýn yaptýklarý iþin sorumluluðu çok büyüktür. Hala Diyanet teþkilatýnýn içerisinde imamlýðý ya da müezzinliði ek iþ olarak algýlayan ya da mevlid, cenaze gibi þeylerin peþinde koþma çabasý içerisinde olanlar var. Kimse darýlmasýn gücenmesin ve alýnmasýn ama kiþi önce kendini bilmeli; konumunu, durumunu bir tartmalý. Yaptýðý iþten haz almýyor, bulunduðu konumdan tat almýyorsa yapmasýn bu iþi. Huzursuzsa ayrýlsýn; mekan ve çevre deðiþikliði yapsýn. Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý da teþkilat olarak çalýþanlarýnýn durumunu bir gözden geçirsin.
Nasýl ki, diðer kurum ve teþkilatlarda hizmet içi eðitimi varsa, bu teþkilatta da olmalý. Hatta her din görevlisi bu seminer ve kurslardan belli aralýklarla geçirilmeli. Bir an önce Diyanet teþkilatýna da zorunlu rotasyonun getirilmesi, çok sýk denetimlerin yapýlmasý, kamuoyunun anketlerle görüþlerinin alýnmasý gerektiði kanaatindeyim. Bu konuda geçtiðimiz aylarda Diyanet Ýþleri Baþkanlýðýnýn anket çalýþmasý olmuþtu. Bunun mutlaka devam etmesi ve verimsiz olan din görevlilerinin uyarýlmasý, emekliliði dolmuþ olanlarýn ise bir an önce emekli edilmesi gerektiðini düþünüyorum.
Bu arada yaz Kur’an Kurslarýnda da bu tür cami görevlilerinin çocuklara yaklaþýmý oldukça önemli. Bu konuya da çok dikkat edilmesi gerektiði kanaatindeyim.
Kimse alýnmasýn, camiler bizim mabetlerimiz ve birçok eksiði var. Camileri mükemmel yapýp din görevlilerini eðitmezsek toplumca ilerleyemeyiz. Niyetimiz kimseyi rencide etmek deðildir. Baþtan dedim ya; din görevlileri hakkýnda konuþulan her olumsuz þey, beni oldukça rahatsýz eder.
|