|
Çaðýmýzýn firavunlarý olan diktatörler ve Karun’dan zengin krallar tarafýndan ezilerek yönetilen ülkelerdeki kýpýrdanmalar ve isyanlar karþýsýnda; Batý dünyasý ne yapacaðýný þaþýrmýþ durumda mý acaba? Yoksa o diktatörleri ülkelerin baþýna bela eden büyük güçler; yeni tuzaklar kurabilmek için onlarý sýrayla kurban mý ediyor? Saddam’ý, Ýran’a karþý on yýllarca kim kullandý? Sonunda, onu kim yok etti?
Sömürgecilerin þaþýrmýþ olma ihtimali yok. Kullandýklarý maþalarý, günü dolunca kýrýyorlar. Sömürülen ülkelerin baþýna geçirdikleri diktatörler epeyce semirince; ya idam ediyorlar veya sefaletten bunalan kalabalýklarýn kucaðýna itiverip parçalattýrarak zevk alýyorlar. Ülkeleri sömürmek ve kendi hizmetlerinde kullanabilmek için, yeni maþalar buluyor ve eskilerini bir þekilde imha ediyorlar. Sefaletten caný çýkmýþ kalabalýklar da; eski diktatörleri çiðneyip, tiranlaþacak yeni yöneticileri kendilerinin bulduðunu sanýyor.
Sömürgeciler, yoksul ülkelerin insanlarýný ve kaynaklarýný rahatça sömürüp saltanatlarýný babadan oðluna devreden diktatörleri, her dönemde ve her ülkede yaratýp desteklemiþtir. Çünkü saltanatlarýný rahatça sürdürmek isteyen diktatörler, halklarýný rahatça soyabilmek için; azgýn ve zalim sömürgecilere akla gelmeyecek kadar büyük tavizler verir.
*O tavizler, kendi ceplerinden deðil, ülkelerin ve halklarýn sýrtýndan ve boðazýndan kesilerek veriliyor.
*Zaten çalýnan servetler sömürgeci ülkelerin bankalarýnda saklanýp gizleniyor. Onlarýn iþine yarýyor, onlara ucuz sermaye oluyor.
20-30 yýl sonra o diktatörden býkýnca, yenisini iþbaþýna geçirmek için; kanlý baþkaldýrýlarý ve isyanlarý da, gene sömürgeciler tertipliyor. Böylece oyunlarýný oynamýþ, silahlarýný satmýþ; vahþi zevklerini tatmin etmiþ bulunuyorlar.
Oysa sömürgecilerin, zavallý ülkelerin ve halklarýn kaynaklarýndan ve milli servetlerinden yararlanmak için; bu dalaverelere ve vahþetlere ihtiyacý yok! Yoksul býrakýlan ülkeler, kendi kaynaklarýný iþletebilmek için geliþmiþ ülkelerin sermayesine, teknolojisine ve müteþebbislerine her zaman ihtiyaç duyar. 1-Karanlýk ve tuzaklý yollara sapmadan, yoksul býrakýlmýþ ülkelerin de demokrasiye geçmesine ve kendini yönetmesine izin verseler…
2-Barýþçý ve iki tarafýn çýkarlarýný da koruyan anlaþmalarla iþleri yürütseler; ne kadar iyi olur! Çatýþmalar olmazsa; insanlar diktatörlerden kurtulmak için büyük mücadeleler ve savaþlar vermek zorunda kalmazsa; iþin zevki çýkmýyor galiba. 3-Hem de, her þey barýþlarla sonuca gitse; dev silah tekelleri mallarýný nasýl ve kime satacak? Ýþin en önemli sýrrý, bu üçüncü konuda! Dünya politikasýný yönetenler, Silah üretici kompradorlarýn sürekli zenginleþmesini ve daha öldürücü silahlar yapabilmesini saðlamak zorundalar. Bunu becermezlerse yok ediliyorlar.
Gerek Amerika’nýn ve onun korumayý ilahi görev saydýðý Ýsrail’in ve gerekse Çin ve Rusya ile diðer güçlü devletlerin menfaati; diktatörlerden deðil, halklardan yana çýkmaktadýr. Ülkelerin asýl sahipleri ve geleceði; mutlaka oralarýn vatandaþlarý olacaktýr. Bu kural deðiþmez. Zalim firavunlar, bir süre daha halklarý baský altýnda tutabilseler bile; sonuç halklarýn zaferi olacaktýr. Bu yüzden batý dünyasý ve güçlü devletler; ayaklanan insanlarýn karþýsýnda durarak veya gizli dümenler çevirerek; sonsuza dek sürecek bir nefreti üzerlerine çekmemeli ve o aðýr yükü taþýmamalýlar.
Sömürgecilere ve onlarýn kýþkýrttýðý maþalara karþý þerefli savaþlar vererek baðýmsýzlýðý ve demokrasiyi kazanan Türk milletinin yöneticileri de, dikkatli olmalý. Bize düþen görev sömürgecilerin talimat veya ricalarýný ciddiye alarak; tiranlarý ve diktatörleri korumak veya savunmak olamaz. Zalim diktatörlere karþý, mazlum halklardan yana olmalýyýz. Sömürgeci batýnýn çýkarlarýný korumak, bizi hiç ilgilendirmemeli.
|