|
Çocuklar bizi gezdirmek için yarýþa girdi bir kere. Oðlum hýzlý trenden yer ayýrtmýþ, Eskiþehir’e gidip döndük. Vagonlar mükemmel, fakat koltuklar öyle yerleþtirilmiþ ki; yolcularýn yarýsý ters yönde gidiyor. Her iki yöne bakan çift televizyon kulaklýkla dinleniyor. Acayip bir yabancý filmi hem giderken hem de gelirken gösterdiler. Gidiþte birkaç kiþi kulaklýk kullandý; dönüþte hiç kimse seyretmedi. Kent içinde ve bazý yerlerde hýzý saatte 3o km. ye kadar düþüyor. En çok da, 252 km hýzla gidiyor. Giderken hiçbir yerde durmadý; gelirken Sincan’da yolcu indirdi. Temizlik uyarýlarýnýn da Ýngilizce-Türkçe yazýldýðý ekranlar var. Orada Ýngilizceden çevrilen sözcükle, “Yüksek hýzlý tren” yazýlýyor. Yabancý sözcükleri olduðu gibi çevirince yanlýþ anlam çýkabiliyor. Yüksek hýzlý tren yerine, Çok hýzlý tren yazýlmalý.
Eskiþehir beni þaþýrttý. 20 yýl kadar önce gitmiþtim. Odun Pazarý mahallesi, hurda binalardan oluþan bir kasaba çarþýsýydý. Huzur saçan turistik bir ilçe olmuþ. Alaaddin Camisi, daha bir heybet kazanmýþ. Kentin ortalarýndaki sekiz-on katlý yeni yapýlar, yarýþmadan çýkmýþ gibi anlamlý. Hepsi de pozitif ve ihtiþamlý bir hava kazandýrýyor kente. Anakent ve Odunpazarý belediye baþkanlarýný kutlarým. Keþke Baþkente transfer olsalar!
Herkes son derece mutlu ve yiyip içmeye düþkün. Nasýl bu kadar huzurlular, anlamak zor. Ankara insanlarý endiþelidir. Yoldan karþýya yeþil ýþýkta bile geçerken ezilebilirsiniz. Yaya yürünecek kaldýrým yoktur; varsa otomobiller park etmiþtir. Aralardan geçmeye çalýþsanýz bile, biri veya birkaçý harekete geçerek size vurur. Arabanýzla veya taksiyle gitseniz de; varacaðýnýz yere ulaþamazsýnýz. Yollarýn her iki tarafý otopark halindedir. On dakikalýk yere bir saatte varamazsýnýz. Ankaralý mutsuzdur, umutsuzdur; kirli hava solur. Baþkent insanlarý olarak, oy uðruna daðýtýlan isli kömürleri solumaktan ciðerlerimiz hastadýr. Kimi kibar, kimi kaba yüzlerce dilenci yolumuzu keser. Yaþam bezginiyizdir.
Ýstanbul halkýnýn büyük bölümü ise, koþuþturma telaþý içinde. Ýþine ulaþmak için günün yarýsýný yollarda eziyetle geçirir. Gözlerinde huzur ve mutluluk görmek olanaksýzdýr. Eskiþehir’de herkes son derece huzurlu! Dilenci yok denecek kadar az. Yüzlerce kahvaltý salonu hýncahýnç dolu! Dört liradan, 7,5 liraya kadar ücretle sonsuz ikramlarý var. 7,5 lira olanýna oturduk, açýk büfeydi. . Hafta sonunda ücret 11 liraymýþ. Büyük tabaklarýmýzý çeþitli ikramlarla doldurduk. Ayýp olmasýn diye birer tabakla yetindik. Çoklarý iki-üç tabak doldurdular. Meyve sularý, çay ve kahveler bol. Birkaç hocalarýyla gelen kalabalýk üniversiteli grubun neþe ve þamatasý sokaklara taþýyordu. 50 yaþlarýndaki öðretim üyesi, coþkunun baþ rolündeydi. Konuþuyor, þakýyor; öðrencilerini kahkahalara boðuyordu. Mutluluk ve coþku yalnýzca onlarda deðil. Sokaklarda, parklarda, kaldýrýmlarda, yemek salonlarý ve kahvehanelerdeki herkes mutlu görünüyordu. Yalnýz yerliler deðil, günübirlik gelenler de o huzurdan nasibini alýyor. 300.000 nüfuslu kent, neredeyse milyonlarýn neþe içinde yaþadýðý bir cennete dönüþmüþ gibi. Sanki hiç yoksul ve üzüntülü kimse yok! Kimisi iki üniversitedeki 20.000 öðrencinin bulunmasýna yordu bu refah görüntüsünü. Ankara ve Ýstanbul’da ise onlarca üniversite, yüz binlerce üniversiteli var. Onlar da mutsuz, halk da! Bu iþin sýrrý coðrafyada veya çok kirli porsuk çayýnda olamaz. Gondola da, motora da bindik. Çay Ankara’daki birçok ýrmaklar gibi kirli! Bir yerine arýtmalý geniþ havuz yapmýþlar; kýyýsýnda kumsal oluþturmuþlar. Paris’teki Sen nehri ve onun köprüleri kopyalanmýþ. Çayýn üzerine birçok süslü köprüler yapýlmýþ. Köprülerin dört baþýnda altýn gibi parlayan büyük heykeller var. Aslanlar, spor yapan veya baþka uðraþlar içindeki altýn renkli heykeller, canlý gibi.
Ankara’da temiz olduðu halde, kanalizasyon boþaltýlarak kirletilen çaylar ve ýrmaklarda böyle þeyler yapýlsa; belki bizlere de bir parça mutluluk gelir. Yüce Tanrý Eskiþehirlilerin huzur ve mutluluðunu, Ankaralýlara ve Ýstanbullulara da nasip etsin! Amiin…
|