|
1876 doðumlu olan dedem, uzun süren askerliðini Antalya çevresinde yapmýþ. 8 yaþýndaki Annem, nenemin yetiþtirdiði sebzeleri satarak bakmýþ kardeþlerine. Dedemin küçük kardeþi iri yapýlý güçlü ve akýllý Kasým Emmi ise; Arabistan’a gönderilmiþ. Deðiþik cephelerde yarý aç savaþmýþ. Ön saflarý çeþitli sömürgelerden toplanmýþ müstemleke askerleriyle güvene alýnmýþ, konforu teçhizatý mükemmel, atlarý bakýmlý, tok Ýngiliz ordularýyla baþa çýkan kahraman Mehmetçikler; Bedevi, Urban ve bir kýsmý düzenli Arap saldýrýlarý da eklenince daðýlmýþlar. Çoðu þehit olmuþ. Kalanlar çöl insanlarýnca hançerlenerek öldürülmüþ. Pek azý trenle Anadolu’ya hareket edebilmiþler. Kasým orada Arapça öðrendiði için, Müslümanlýkla ilgisi olmayan bedevilerle dost olmayý baþarmýþ ve evlenip araziye uymuþ. Yakýn ve uzak çevrede çok dost edinmiþ. Bir çöl delikanlýsýyla, kardeþ gibi olmuþlar. Zaman geçerken, uzaktan gelen biri; “Ya kasým! Arkadaþýn, aðýr hasta! Nasýl bir kardeþsin ki, onu aramýyorsun?” demiþ. Gasým, güneþ altýnda beþ saat yürüyerek varmýþ arkadaþýnýn çadýrýna.
-Ey sevgili kardeþim; hasta olduðunu söylediler. Görmeye koþtum! Neyin var?
-Ya Kasým; ölüyorum! Eðer iyileþir de ayaða kalkarsam; cenbiyemle (Eðri hançer) keserek, BAAL’e (put) üç hacý kurban edeceðim…
Gasým emmi, Bedevilerin ve baþka kabilelerin hacýlarý ve diðer Türkleri öldürüp her þeylerine el koyduktan sonra; karýnlarýný deþip altýn aradýklarýný biliyor. (Bir kerede haraç verilmediði için 27.000 hacýnýn öldürüldüðünü kitaplar yazýyor) Fakat bir puta, hacýlar kurban etmek isteyene, ilk kez rastlamýþ. Koyu Ýslam terbiyesiyle yetiþtiði için, dehþete kapýlmýþ. Gaddaaresini(pala) sýyýrarak putperesti öldürmüþ. “Þimale doðru kaçmasý gerektiðini” akýl etmiþ. Bedeviler gasp ettikleri altýnlarý topraða gömerlermiþ. Acele bir þekilde, topraðý elleriyle “Pat-pat-pat” vurarak kontrol etmiþ. Ýki yerde bulduðu altýnlarý çýkarýp almýþ. “Birileri gelir de, baþým belaya girer” diye acele etmese; belki baþka gömüler de bulabilirmiþ. Kuzeye doðru, koþarak uzaklaþmýþ Aylar sonra Yalvaç’a ulaþtýðýnda babasý çoktan ölmüþmüþ… Evlenmiþ; Pazar mahallesinin Tabaklar yönünde, Keskinlerin evinden önce ana yola bakan, arkasýnda büyük bahçesi olan evi ve uzak mahallede bir eþi daha vardý. Medeni Kanun çýkmadan önce, erkekler imam nikahýyla dörde kadar eþ alabiliyorlarmýþ.
En küçük kardeþ Sabri çavuþ daha iri yarý, duygusal yönü olmayan cahil bir adamdý. Günlük yaþar, esnaflara borç takardý. Üç evliydi. Bir eþinin de, Beyþehir’in köyünde olduðunu duyardýk. 1965 aday yoklamasý için gezerken, o kasabaya vardým. Durumu oranýn delegelerine anlattým. Çoktan ahrete göçmüþ olan Sabri Çavuþu hatýrladýlar; eþinin evine götürdüler beni. Kadýncaðýz “Sýdýka’nýn oðlu musun?” diyerek kucaklayýp aðladý. Bir þeyler yedirmek istedi; vaktimiz yoktu.
Gasým Emmi, küçük kardeþine hiç benzemezdi. Köy imamlýðý yapan ve bahçesinde ürettikleriyle evini geçindiren dedem Mustafa Selçuk’tan da akýllý ve güçlüydü. Dedeleri Köstük köyünden Ýlçeye göçen Þehberli Oðlu Hacý Ýbrahim, kervancýlýk yapan büyük bir tüccarmýþ. Yonca Altý, Unkapaný ve Eskici arastasýný yaptýrýp vakfetmiþ. Vakfýn son yöneticisi Selçuk dayýmdý. Sonra Vakýflar idaresine ve belediyeye geçti. Bu sülaleden bazýlarý, Kocakanat ve Kodaman soyadýný almýþlar. (Prof. Bayram Kodaman gibi.) Dayýmýn ortaokuldaki lakabý olan Selçuk’u; babasýnýn ve Hüyüklü’den gelen ana sülalesinin çoðu soyadý olarak almýþlar. Kasým efendi, dedesinin ticaretini sürdürmüþ. En yakýn tren istasyonu olan Dinar’dan Isparta üzeri Yalvaç’a dönerken; altýn ve paralarýn yüklendiði katýr, Eðridir gölüne uçmuþ. Aramalardan sonuç alýnamamýþ. Maðazasýndan kalan, cincik boncuk ve bin bir çeþit þeyler, dedemin evinin ambarýnda öylece dururdu. Gasým Emmi sað olsa, yüz binlerce askerimizin, yerlilerin hançerlemesiyle þehit olduðu; bizim olmayan topraklar için ülkemizin riske atýlmasýný anlayamazdý. Kendi problemlerimizin son planda tutulmasýný ise; hiç kabul etmezdi.
|