|
Türkiye’miz, elektriðin ve akaryakýtýn en pahalý ülkelerden biridir. Belki de bu konuda þampiyonuz. Pahalý elektrik ve akaryakýt kullanarak ucuz ve kaliteli üretim yapýlamaz. Pahalýya mal ettiðiniz ürünleri, dýþarýya satabilmeniz olanaksýzdýr.Aðýr vergiler bindirilmiþ mazot ve benzin ile, tarýmsal üretim de, taþýmacýlýk da iflasa sürüklenir.
Sömürgeci güçler, bugünkü sýnýrlarýmýzý cetvelle çizerken; petrol yataklarýmýzýn bizde kalmamasý için çaba ve özen gösterdiler. O topraklar bin yýla yakýn bizimdi. Bize karþý sürdürülen tahrik ve saldýrýlarýn amacý; tamamýyla yok edilmemizdi. Milletimizin yokluk ve yoksulluða raðmen gösterdiði direnç ve büyük Atatürk’ün dehasý, yaþama olanaðýmýzý saðladý. Enerji yokluðuna raðmen; 1929 dünya krizinin getirdiði bunalýmýn içinde bile, demiryollarýný yapabildik. Sanayileþmede önemli adýmlar atabildik. Ata’dan sonraki, hay huy içinde o atýlýmlarýmýz geriledi.
Ýçine çekildiðimiz ittifaklar da, kalkýnma hamlelerimizi durdurdu. Sömürücü müttefiklerimiz, kamyon ve otomobillerini satabilmek için; “Demiryolu hamlesine son vermemizi” istediler. Karayolu aðlarý kurmamýz için baský yaptýlar. Böylece akaryakýt sarfiyatýmýz dayanýlamaz boyutlara ulaþtý. Demiryolu taþýmacýlýðý, karayolundan on kat ucuzdur. Deniz taþýmacýlýðý ise, daha da ucuz! Fakat biz, birbirine çok yakýn limanlarýmýz arasýnda bile yük ve yolcularý kamyon ve otobüslerle taþýyoruz.
Borca batýp, tefecilerin kucaðýna düþmemiz amaçlanýyordu. O baskýyla silahlý gücümüzü ve Mehmetçiðin kahramanlýðýný kendi kötü amaçlarý için kullanmak istiyorlar. Fakat kalkýnýp zenginleþmemize izin vermiyorlar. Önce; “Manavýmýz ve bakkalýmýz olun! Sanayileþmek için uðraþmayýn” dediler. Sonra, sömürgecilikten saðladýklarý korkunç kaynaklarla; tarým ve hayvancýlýk yapan kendi insanlarýna bire-dokuz destek vererek; bizdekinden on kat ucuz ürünlerini pazarýmýza sokup; BORÇLARA BOÐDULAR ÜLKEMÝZÝ! Deðerli kurumlarýmýz satýldý. O paralar ithalata ve gösteriþlere savruldu.
Þimdi pahalý enerjinin ve dýþarýdan yaðdýrýlan GDO’ lu ürünlerin yarattýðý bir girdabýn içinde debelenip duruyoruz.
Üstelik Gümrük Birliðine, oy ve kararlara katýlma hakkýmýz olmadan sokulduk. Yüz milyarlarca dolar zararlara uðratýldýk. Artýk, dostluk ve müttefiklik görüntüsü altýnda kurulan tüm tuzaklardan kurtulmanýn ve kendimize dönmenin zamaný gelmiþtir.
KÖMÜR KAYNAKLARIMIZI DEÐERLENDÝRMEK ZORUNDAYIZ!
1-Ucuz enerji için tüm olanak ve kapýlarý zorlamamýz gerekiyor.
2-Öncelikle kendi kömürümüzü daha çok kullanarak elektrik üretmeliyiz. Kömür santralleri çoðalmalý. Bunlar kurulurken, çevresinin yapýlaþtýrýlýp kentleþmemesi için kesin önlemler alýnmalý. Daha önce yaptýðýmýz kömür santrallerinin çevresine doluþan gecekondular, kentler halini aldý. Sonra da, “Dumandan boðuluyoruz” diyerek çok pahalýya mal olan kömür santrallerini çalýþtýrmadýlar. O tuzaða bir daha düþmeyelim. Santrallerin otuz kilometre yakýnýna ev ve iþyeri yapmak ve yapýlaþmaya açmak yasak edilmeli.
3-Her evin her ve iþletmenin kendi enerjisini üretebilmesi için projeler geliþtirilmeli. Kendi elektriðini üretenlerden, bunun vergisi alýnmamalý.
4-Üniversiteler ve devlet kurumlarý, güneþ ve rüzgar enerjisi için, deðiþik boyutta sistemleri bolca üreterek halka ucuza ulaþtýrmalý. Çarþý ve AVM lerde, elektrik üretecek bir aleti týpký buzdolabý, çamaþýr makinesi ve televizyon anteni gibi satýn alýp evimizle iþyerimize kurabilmeliyiz.
5-Kemdi enerjisini üreten küçük ve büyük iþletmelere teþvik verilmeli.
Böyle önlemlerle elektrik ve akaryakýt ucuzlarsa; ihraç edilebilir fiyatlarda üretim yapma olanaðýmýz artar. Borçlardan kurtulursak, üzerimizdeki ipotekler ve baský hevesleri de son bulur.
|