|
Oðlum, eþim, torunum Bora ve gelinimle üç gün Ýstanbul’da kaldýk. Adým atacak yer yok. Sokak, cadde ve meydanlarýn her noktasý, hýncahýnç dolu! Görmeden anlamak mümkün deðil bu sýkýþýklýðý! “Ýstanbul Halký, Yunanistan’a yürüse bir günde fetheder” diye geldi aklýma; nüfusu oranýn iki katý! Buradaki bazý belediyelerin, Balkanlardaki Türk ve Müslümanlara ilgi ve yardýmlarýný çok takdir ediyorum. Ýnsanlarýmýzý çokluðunu Allah daha artýrsýn. Ýstanbul’da bir o kadar da Ýtalyan, Japon, Yunanlý, Arap, Ýspanyol, Portekizli ve yüzlerce ülkeden insan yaþýyor. Davranýþlarý turist gibi deðil. Basbayaðý yerleþmiþler veya yerleþmek amacýndalar. Bana öyle geldi açýkçasý.
Askerliði burada yaptým. Acemilere þoför eðitimi yaptýrdýðýmýz Yassýviran köyünün baðlý olduðu Hadýmköy nahiyesi, tenha bir köydü. Ýstanbul’un tümünü yürüyerek gezmek mümkündü. Bugünkü yýðýlma çok anormal! Yüce tanrý depremi, baþka her tehlike ve saldýrýyý uzak etsin buradan! Üç imparatorluða baþkentlik yapan bu güzel ve dev kentin öyle yerleri var ki, el ele tutuþsanýz bile birbirinizi kaybedebilirsiniz. Gündüz de öyle; gece yarýsý da sürüyor mahþer kalabalýðý. Her satýcýnýn önünde uzun kuyruklar var. Zor geçilen dar bir sokakta, elli santimetreden daha ince bir dehlizin karanlýk dibine doðru uzun kuyruk oluþmuþ; devamý, sokaðý da geçilmez yapýyor. O derin dehlizin sonuna rastlayan oyuktan, hýzlýca bir þey uzatýlýyor. Yere de düþse, kapan kalabalýða sürtünerek çýkmaya uðraþýyor. “Sýra sendeydi, bendeydi” kavgasý da sürüyor. Zar zor çýkýp, çeyrek pideye sarýlý bir þeyi yalayan kahramana, “Orada ne satýldýðýný” sordum. “-Çið köfte!” diye müjdeledi. Köfteye benzer bir þey yok. Az pidenin içine, cývýk salça görünümünde madde kýstýrýlmýþ. Zevkle ýsýrýyor; parmaklarýna bulaþanlarý da, yalýyor. Ömründe çið köfte yememiþ biri olarak þaþtým kaldým.
“O taraf sýkýþýk olabilir, þuralar tenhadýr” diye bir yer yok. Bayrampaþa’daki akvaryum ve bulunduðu büyük çarþý ile tüm çevresi de öyle! Beykoz’un uzaklarýnda belediye balýk lokantasýnda da sýra var. Daha ilerlerde, yarým Norveç uskumrusunu mangalda yakýp ekmek arasýna sýkýþtýrýlan yüzlerce kayýk ve benzer yerlerde de kýyamet kalabalýðý ve kuyruklar var.
San Faransisko, Ýstanbul, Tokyo ve Tahran, deprem tehlikesi olan yerler sayýlýyor. Ýran, Tahran’dan beþ milyon kiþiyi baþka bölgelere taþýma iþini ele aldý. Üstelik Tahran, ülkenin ortasýnda! Savaþta düþmanýn ulaþmasý zor! Ýstanbul ise, böyle tehlikelerle çok karþýlaþtý. Güzel Ýstanbul’u Allah korusun. Oraya bir þey olursa, Türkiye zor toparlanýr. Yatýrýmlarý iç bölgelere kaydýrarak, Ýstanbul’dan beþ milyon kiþiyi saðlam yerlere taþýmalýyýz.
Hangi taksici ile konuþsam; “Kent nüfusunun 12 veya 15 milyon deðil; 17 milyon olduðunu” söyledi. Hangi caddenin kapalý olduðunu birbirlerine telsizle haber veriyorlar. Gideceðimiz yere ulaþmak üzereyken, yol uzun süre týka basa dolu kaldý. Sonra telsizlerden, “Filanca oyuncunun takýma satýn alýnýp transfer edilmediðine kýzan taraftarlarýn, yollarý kapattýklarý” haberi geldi. Yasak bir yerden dönüþ yapýp baþka yöne çevrilmek de, yarým saati buldu. Ýyi de, sizin baþkan veya kaptan transfer yapmadýysa; bizim gibilerin suçu ne? Milyonla insanýn aktýðý caddeleri kapatmak, eylemi yapanlara ve onlarýn idealine ve tuttuklarý takýma zarar vermez mi? Birkaç saat sonraki maçý kazanamadýklarý zaman, ne yaptýlar acaba? Þunu bilin ki, “Þampiyonluðu Ýstanbul takýmlarýnýn elinden hiçbir Anadolu takýmý, asla alamaz”. Bunun yüzlerce açýk ve gizli nedenleri var. Saymakla bitmez
Hangi ilçe ve ilin belediye baþkaný baþbakan olsa; tüm yatýrýmlarý kendi kasabasýna yýðýp orayý dünya baþkenti yapmak ister. Bu eðilim normal görülebilir. Fakat buradaki bir deprem veya baþka tehlike, bizi çökertebilir. Tüm yatýrýmlarý Ýstanbul’a yýðmak Anadolu’daki tüm kent, köy ve kasaba halklarýný oraya gelmeye mecbur etti. Tarým ve hayvancýlýk öldü. Artýk yatýrýmlarý, Ýstanbul’dan Anadolu’ya kaydýrmak ve oradaki yýðýlmayý seyreltmek gerek.
|