|
Yeni gün, yeni mevsim, yeniden yaþama dönüþ! Karlarýn altýnda kalýp ölerek beyaz kefene bürünmüþ gibi görünen doðanýn; yeniden doðup canlanmasý!
Tüm düþmanlarýn birlik olup saldýrarak demir daðlar arasýna sýkýþtýrdýðý Türklerin, orada çoðalýp güçlendikten sonra; dev ateþler yakarak daðlarý erittiði ve o dev ateþlerin üzerinden atlayarak dünyaya yayýldýðý kutsal günün yýldönümüdür nevruz! Türkler, nevruzu bahar bayramý olarak tarihin eski çaðlarýndan beri, ateþler yakýp üzerinden atlayarak kutlamýþlardýr.
Yalvaç’taki çocukluðumda, mahalle çocuklarýnýn açýk bulduklarý kapýlardan girerek; hayat dediðimiz avluda ve oraya açýlan ahýr ve ambarlarda eski hasýr, çul-çuval, fazla iþe yaramayan ne varsa istediklerini; verilmezse kapýp kaçtýklarýný ve Nevruz günü harmanda direkler dikip asarak yaktýklarýný hatýrlýyorum. Açýk olmayan kapýlarý ise týklayarak; “Yenge, bizim tavuk kayboldu; sizin hayata(avlu) girmiþ mi? Bir bakayým” diyerek, kapýyý açtýrýrlar ve gene de eski hasýrlarý kaçýrýrlardý.
On sekiz mahalleden hangisinin ateþi daha gür ve gösteriþli ise; hangisi çok uzaklardan görülebiliyorsa; o mahallenin azgýn çocuklarý daha üstün sayýlýrdý. Bu itiþme, ateþ yakma gösteri ve yarýþý ile sonlanmazdý. Ertesi gün birbirine yakýn mahallenin çocuk ve gençleri arasýnda sapan dövüþü olurdu. Kuþ sapaný deðil! Yün veya keçi kýlýndan örülmüþ, ortasýnda bir okkalýk taþ yerleþtirilebilecek geniþlikte yuvasý olan; iki ucunda 60-80 santim uzunlukta iki sapý bulunan bir savaþ aletiydi bu. Saplardan biri parmaða takýlacak yuvarlak ve saðlam bir düzenekle son bulur; diðer sap düz olurdu. Yuvarlak tarafý parmaðýna geçiren oðlan; ortaya yumruk büyüklüðünde taþý koyar; öbür sapý da ayný eliyle tutarak kuvvetlice sallardý. En hýzlý anýnda boþ ipi býraktý mý, taþ karþý tarafa top güllesi gibi giderdi. Karþýdaki gruptan birine rastlarsa, onu devirirdi. Cirit de oynanýrdý. Ciritte yaralananlarýn birbirini þikayet etmediði gibi; sapan dövüþü sonunda da þikayet olmazdý. Galip gelen mahalle gençleri; “Sýçýrttýk!” diye baðýrarak, öbür mahallenin evlerine kadar kovalardý. Dedem Korkut, böyle bir sapanla savaþan çobanýn; tüm kafir ordusunu tek baþýna periþan ettiðini anlatýr.
Kaþ mahalle dört büyük mahalleden oluþur; Görgü ise üç mahalledir. Kaþ mahalleler birbiriyle savaþmaz; Görgülüler de birbiriyle sapan atýþmasý yapmazdý. En büyük savaþ bu ikisi arasýnda geçerdi. Diðer 11 mahalle de, koþu mahallelerle sapan atýþýrdý.
Ýzmir’i onuncu asýrda fetheden Çaka Bey’in kardeþinin adý, Yalvaçtýr. Yalvaç diye, Salur boyundan bir Türk oymaðý var. Afganistan, Özbekistan, Ýran, Gazi Antep’le, oranýn güneyinde kalan Suriye topraklarýnda ve Bulgaristan’da kollarý bulunuyor. Yalvaç Bey denen ulu, bir dönem bu çevreyi yönetmiþ. Yalvaç’ta her mahalle ve köye ayrý Türk boylarý yerleþtirilmiþ. Bunlar eskiden ayrý köyler iken; nahiye yapýlýrken birleþmiþler. Selçuklu ve Osmanlý’nýn yerleþtirme geleneði; deðiþik boylarý yan yana getirerek kaynaþtýrma politikasýna dayanýr.
Nevruz Tüm Türk devletleri ve topluluklarýnda kutlanýyor. Doðduðum güzel, tarihi ve temiz ilçede, eskiden böyle büyük ateþler ve savaþ oyunlarýyla anýlýrdý.
***
DEÐERLÝ OKUYUCULARIM.
Sol dizimdeki kireçlenme nedeniyle ameliyat olacaðým. Dualarýnýzý bekliyorum. Yüce Mevla’nýn ve doktorlarýn izin verdiði anda; yazýlarýmý yeniden sürdüreceðim.
|