|
Çift haneye doðru yükselen enflasyon karþýsýnda sürekli düþürülen faiz rakamlarý,
eksi faizi ortaya çýkardý. Enflasyon oraný ile faiz oranlarýnýn karþýlaþtýrýlmasý sonucu, böyle bir görünüm oluþuyor. Kontrol altýndaki enflasyonun, ekonomiyi rahatlatacaðý sanýlabilir. Fakat enflasyon kontrol altýnda mý?
Artmaya yönelen bir enflasyon ve bununla gerçekleþen negatif faiz, Türk parasýnýn saygýnlýðýna zarar verebilir. Bu gidiþ hýzlanýrsa Türk Parasýnýn olduðu gibi, Merkez Bankamýzýn itibarý zedelenebilir. Devlet harcamalarýnýn gereksiz olanlarýný kýsmak gerek! Fakat tersi yönde amaçlar görülüyor. ÝMF ile süren tartýþmanýn uzatýlmasý, baskýn seçimde aþýrý harcama yaparak oy toplamanýn hedeflendiði kuþkusunu yaratýyor. Seçim savurganlýðý ekonomiyi çökertir. Örtülü ödeneklerin ve dýþarýya yapýlan yardýmlarýn azaltýlmasý þarttýr. Dolaylý ve dolaysýz vergiler artýrýldýðýnda, enflasyon da artýyor. En doðrusu, harcamalarý kýsarak tasarrufa yönelmektir. Bazý çok güçlü ve üretim potansiyeli yüksek ekonomiler, eksi faizi ýsrarla yürütebilir. Japonya ve Çin Ýhracatlarýný artýrabilmek için paralarýný deðersiz tutuyorlar. Böylece ihracatlarý patlýyor. Bundan rahatsýz olan Batý Dünyasý ve özellikle ABD, bu ülkelere “Paralarýný deðerli tutmalarý için“ baský yapýyor.
Bizim öyle üstün bir üretim gücümüz ve ihracat potansiyelimiz yok. Ýhraç kaleminde görünen rakamlarýn büyük payýný, yabancýlarýn burada ürettikleri otomobiller teþkil ediyor Özelleþtirmeler üretim alanlarýmýzý yok etti. Kendi kurumlarýmýzla iç tüketimi karþýlýyorduk. Bunlar yabancýlara satýldý. Onlar da ülkemizdeki çoðu tesislerini kapatýp, pazarýmýzý dýþarýdan getirdikleri ürünlerle istila ettiler. Ýthalatýmýz arttý; ihracatýmýz geriledi. Ulusal kurumlarý satarken; “Üretime ve istihdam yaratmaya devam etmesi” þartý konulsaydý; böyle güç durumda kalmazdýk. En doðrusu, istihdam yaratan kurumlarýmýzý hiç satmamaktý!
Japonya ve Çin’in iþine gelen negatif faiz uygulamasý, bize zarar verebilir. Çünkü onlar gibi ihracat þampiyonu deðiliz. Ýthalatýmýz her dönemde ihracatýmýzdan fazla! Dýþarýdan aldýðýmýz mallarýn bedeli olarak ödediðimiz döviz; sattýklarýmýzdan elimize geçen dövizin iki katýna çýktýðý zamanlar oldu. Açýklar ekonomiyi mahvetti. Açýklarý, borçlarý tehlikeli düzeylere çýkartarak kapattýlar. Dýþ borçlarýn fazlalýðý; dýþ politikamýza ve hatta iç iþlerimizi kendi çýkarlarýmýza göre yönetmemize engel oluyor; ipotek altýna giriyoruz.
Dýþ ticaret açýklarýna da, bütçe açýklarýna da, dýþ borçlanmalara da son vermemiz þarttýr. Yunanistan, böylesi açýklarla krize girdi. Ýspanya ve Portekiz için ayný tehlikenin belirdiði söyleniyor. Batý dünyasý bu üç ülkenin de, sýkýþacak olan diðer Hýristiyan devletlerin de batmasýna fýrsat vermez. Onlara borç verseler politikalarýna, baðýmsýzlýklarýna ipotek koymazlar. Üstelik Yunanistan ve diðerlerinin kiþi baþý milli gelirleri; bizdekinin birkaç katýdýr. O halklarýn yaþam düzeyi, bizimkinin çok üstünde! Hepsi Avrupa Birliði üyesi! Ýnsanlarý iþsiz kalsa; istediði A.B. ülkesine elini kolunu sallayarak gidip çalýþabilir. Bizim için þartlar o kadar uygun deðil! A.B. de devlet borçlarý, milli gelirin yüzde üçünü aþamaz. Yunanistan’ýnki %11 olmuþ. Bizim borçlarýmýz, milli gelirimizin yüzde kaçý acaba!
Yok olmamýz için, asýrlardýr sürdürdükleri planlý kampanyalar ortada! Avrupa’da çalýþan, hatta orada vatandaþlýk hakký kazanan insanlarýmýzý bile atabilmek için, birçok haksýz bahane icat ediyorlar. Ekonomik durumumuzun Yunanistan, Ýspanya ve Portekiz’den iyi olduðunu sanarak savurganlýða devam etmek, yanlýþ olur.
Tasarruf önlemlerini artýrmak; borçlarý ve dýþ açýklarý azaltmak gerekiyor. Ýthalatýn azaltýlmasý ve ulusal üretimin artýrýlmasý yönünde çalýþmak þarttýr. Þeker fabrikalarýnýn çalýþmasý, pancar ekiminin ve hayvan besiciliðinin yeniden canlanmasý için, teþvikler yapýlmalý. Eski üretim gücümüzü kazanmalýyýz. Satýlan üretici kurumlarýn yerine yenilerinin açýlmasý da iyi bir adým olur.
|