|
Gecekondusuz bir Ýzmir hayal edin! Ýþte orasý dünya güzeli BAKU! 20 ocak 1990 Gece yarýsý, uykusunda vuruldu! Azerbaycan baþkentine en aðýr tanklarla otuz bin Rus askeri saldýrdý. Yalnýz cadde ve sokaklarda bulunanlar deðil; tanklarýn ve ateþlenen toplarýn gürültüsüne uyanýp balkonlardan bakanlar da, top ve aðýr makineli tüfek ateþine tutuldu. Ýlk þaþkýnlýkta iki yüz kadar kardeþimiz, çoluk çocuk ayýrt etmeden öldürüldü. Yaralananlar on binlere yakýndý. Hürriyet umuduna vurulan darbe ise; tüm kayýplardan aðýrdý. Dünya bu soykýrýmý hiç umursamadý. Birleþmiþ Milletler, NATO veya baþka uluslar arasý örgütler, ses çýkarmadý. Oysa birkaç kiþinin kazaya uðramasý bile, o örgütlere ve kodaman devletlere önemli görünür. Bildiri yaðdýrýrlar. Güçlerini ispat için, yardým bile gönderirler. Fakat o zamandan planladýklarý Afganistan ve Irak iþgalleri gibi suçlarýyla deðiþ tokuþ etmek; o saldýrýlara da Rusya’nýn ses çýkarmamasýný saðlamak için; zevkle seyrettiler katliamý.
Oradan yeni dönmüþtük, birçok kardeþimizle haberleþmemiz sürüyordu. Ancak tek postaneden yazdýrýlan arama ile beþ altý saat bekleniyordu! Kýsýtlýydý konuþma olanaðý. Biz ve onlar, kesinlikle dinlenildiðimiz için her þeyi söyleyemiyorduk. Bizler komünist sanýlmaktan; onlar komünistlik dýþýnda hürriyetçi hevesleri varmýþ gibi algýlanmaktan korkuyorlardý. Birkaç ayda çok az bir kýsmý ulaþsa da; birbirimize gazete ve dergiler yolluyorduk. Kiril alfabesiyle basýldýðý için biz onlarýnkini; Latin alfabesi olduðu için onlar da bizimkini okuyamýyordu! Gene de aðýr sýkýntý çeken kardeþ kokusunu aldýðýmýz ve resimlerden bazý yorumlar çýkardýðýmýz için seviniyorduk. Ýki aylýk gecikmeyle son gelen dergiler, saldýrýnýn vahþetini gösterdi. Þehitler Hýyabanýnýn resimlerini öperek aðladýk. Sovyet generali rütbesinde ve Parti genel sekreteri olup Sovyetlerde birinci yetkili seçilmesi, Türk olduðu için engellenen rahmetli sayýn Haydar Aliyev oradaydý. Saldýrýyý engellemeye olanak bulamadý. Azeri kardeþlerimiz o günü 20 yanvar olarak anarlar. Fransýzca Janvier sözcüðünden Rusçaya geçmiþ, ocak ayý demek oluyor.
Sayýn prof. Turan Yazgan öncülüðünde 120 kiþilik gözü kara (Her tehlikeyi göðüslemeye hazýr) bir grup olarak, hurda Rus uçaðýyla gitmiþtik Baku’ya. Pilot Rus, Hostesler Azeri Türkü idi. Cennetten muþtular getiren melekler olsaydýk, böyle bir sýcak karþýlanmazdýk. Binlerce kiþi havaalanýnda, on binlercesi AZADLIK MEYDANINDA sevinç gözyaþlarýyla baðrýna basmýþtý bizleri. Sokakta ve her yerde, kadýn erkek herkes kucaklayýp aðlayarak hasret gideriyordu. Günlerce kuþ tüyü yataklarda uyuduk. En cennet yiyecekleriyle aðýrlandýk. 20 yýldan fazla geçti; o güzel cennet lokmalarýný ve özellikle feykuva denen yemiþi unutamadým. Zeytinlerinin tadý bir baþkaydý. Keþke orada yerleþip kalsaymýþým! Birçoklarý “Bizi davet edin, Türkiye’ye gelelim” dediler. Döndükten sonra dýþiþlerine gittim; “Böyle bir yol açýlýrsa hepsi buraya gelir; oradaki Türk Yurdu sahipsiz kalýr” yanýtýný aldým.
Bir süre sonra saldýrý kokusu almýþ olmalýlar ki; bizi gruplara bölerek uzak kasabalarda aðýrlamýþlardý zaten! Dönüþ günü geldiðinde, binlerce kiþi yolcu etti. Aðlaþarak ayrýldýk. Yýlbaþýndan 20 gün sonra saldýrý baþladý. Bunu yazan dergiler geldi postadan. Resimleri gazetelere daðýttým. 20 YANVAR saldýrý ve soykýrýmý, Karabað iþgalinin ön habercisiymiþ meðer! Karabað vahþetini, Türk dünyasý hiçbir zaman unutmamalý.
Azerbaycan parasý deðersizdi. Bir dolarla bile çok þey alýnabiliyordu. Düzenli ordusu yoktu. Savunmayý gönüllü güçler yapýyordu. Karabað saldýrýsýnda kahramanca savaþýp çok þehit verdiler. Ermenistan’ýn böyle bir iþgali yapacak gücü yoktu. Fransa deprem yardýmý bahanesiyle oraya silah yýðdý. Ýþgali, Rus askerleri gerçekleþtirdi.
Þimdi Azerbaycan’ýn güçlü ordusu var. Ekonomisi çok yükseldi. Parasý olaðanüstü deðer kazandý. Türk düþmaný büyük güçler engel olmasa; kardeþ Azerbaycan öz topraklarýný kolayca geri alabilir.
|