|
Çok enteresan film olmadýkça sinemaya gitmem. Yýl baþýnda Ege Týp’ta Profesör kýzým eþi ve 7. Sýnýfta olduðu halde boyu iki metreye yaklaþan oðluyla geldi. Kýzý zaten ODTÜ’de okuyor. Oðlumla diðer prof. Kýzým Ankara’dalar. On kiþi gezip dolaþtýk. Ailemin altý kiþisi aramýzda deðildi. Çoluk çocuk, kalabalýk hoþ oluyor. Biri beþ, ikisi yedinci sýnýftaki bilgisayar hastasý oðlanlar, sýkça kavga edip barýþtýlar; yeniden kavga ettiler. Analarý çok reklamlý bir yerli film için yer ayýrtmýþ. Ýðrenç küfürler ve anüs þakalarýyla ilgi topladýðýný sanan filmin baþlamasý, ýþýklar söndükten sonra bir saati buldu. Yüksek sesle ve rahatsýz edici ýþýklarla süren reklamlara dayanýp katlanmak çok eziyetli! “Film baþladý” yazýsýndan sonra da, yarým saat reklamlar sürdü. Seyirci azlýðý bu yüzden! Eskisi gibi yüzlerce kiþiyi alabilecek sinema salonlarý yok artýk! Beþ altý parçaya böldüler. Her birinde, deðiþik bir film bazen beþ-on beþ kiþiye gösteriliyor. Çoðu zaman izleyen, birkaç kiþi! “Beter olsunlar!” demek geçiyor aklýmdan. Nemelazým, ekmek paralarý bu yoldan!
1938 yýlýnda, Akþehir’de ilkokula baþladýðýmda Gazi okulunun tüm öðrencilerini sinemaya götürdüler. Balkondaydýk, perdede aðlayan insanlar görünüyordu. Yüce Ata’nýn ebediyete uðurlandýðý töreni izlemiþiz. Þ.Karaaðaçta, sinema yoktu. Ýlçelerimizin yüzde doksanýnda sinema salonu hiç olmadý. Ýyi ki, televizyon çýktý da tüm halkýmýz birçok filmleri izleyebiliyor. Bizim çocukluðumuzda kötü bir radyo bile bulmak olanaksýzdý.
Isparta’da belediyenin sinema solunu vardý. 1954’te (Burdur)Bucak kaymakam vekilliðinden sonra Isparta’ya dönmüþüm. Çarþýda dolaþýrken birisi sýrtýma dokundu; “Vali bey seni çaðýrýyor” dedi. “Beni nasýl tanýdýn?” diye sordum. “Yabancý birini gördünüz mü? dedim; seni gösterdiler” yanýtýný verdi. Çarþý o kadar küçük ki, yeni biri hemen belli oluyor! Vilayete döndüm, kalemdekiler telaþ içinde! “Vali Muavini koltuðuna oturacaksýn! Hiçbir yere gitmeyeceksin! Vali bey ve muavin bey ilçelere gitti” dediler. Dilekçeler geliyor, havale ediyorum. Savcýya havale ettiðim bir belgeyi, kýrmýzý kalemle imzalamýþým. Gelip itiraz etti. Derken merdivenlerde hýzla çýkan kalabalýðýn ayak sesleri duyuldu. Valiyi ve muavin beyi sormuþlar. Yazýcýlar beni göstermiþ. Odanýn açýk kapýsý önüne geldiler; baþlarýnda çok ünlü avukat Tahsin Argun vardý. Beni kapýnýn dýþýndan süzdü. Geri dönüp gittiler. Çocuk görünümündeydim. Vali adýna yetkili olarak gösterilmemin bir oyun olduðunu anlamýþlar. Bir süre sonra baþ odacý, “Vali Bey seni istiyor!” dedi. Makam kapýsýný anahtarla açtý; iç içe iki kapý daha açtý. Vali bey, iktidar milletvekillerinden biriyle oturuyordu. “Ne oldu?” dedi; anlattým. “Muavin beyin odasýnda otur; çarþýda baþka gün dolaþýrsýn!” emrini verdi.
Sinema salonunda ana muhalefetin toplantýsý varmýþ; Kasým Gülek konuþacakmýþ. Belediye, tüm kentin elektriklerini kesmiþ. Salon karanlýk, hoparlör çalýþmýyor! Toplantý iptal! Mazotlu bir motordan üretiliyordu elektrik! Büyük illerle zengin bazý ilçeler de böyle yapýyordu.
Aslýnda o vali üstün kaliteli ve bilgili bir yöneticiydi. Ýktidardan Milletvekili olan eski vali, beni Atabey ve Anamas(Aksu) bucak Müdürlüðüne yollamýþtý. Bakanlýk Burdur’un Bucak kaymakamlýðýna gönderdi. Yeni vali, Gelendost ve Keçiborlu Kaymakamý vekili olarak atadý. Sonra Danýþtay üyeliðine seçildi. Ýdare mesleðinin isim yapmýþ yýldýzlarýndandý. Ýktidar baskýsý, birçok kaliteli yöneticiye beklenmeyen iþler yaptýrabiliyor. Mülki idare amirliði çok fýrtýnalý bir hedef! Ýktidara gelen her partinin ocak bucak baþkanlarýnýn çýkarlarý bile; ülke ve toplum gereklerinin önüne geçirilmek isteniyor. Boyun eðmeyen harcanýyor. Uzun süre kalmadým. Ýki ilçede daha kaymakamlýk görevinden sonra; ayrýlýp avukatlýk yaptým. Yüce yaratan baþka ufuklar açtý önüme.
|