|
Et fiyatlarý altýn gibi fýrlamakta. Hayvancýlýðýmýz öldüðü için, ithalat gündemde! Eskiden dýþarý satýp döviz kazandýðýmýz tarým ürünlerini, þimdi ithal ederek borçlanýyoruz artýk. “Borç yiðidin sýrtýna inen bir kamçýdýr. Onu þahlandýrýr” derler ama; bizim dýþ borçlarýmýz þahlandýrmadý bir türlü! Uyuþturdu, sömürgeleþtirdi. Yýðýlan dýþ borçlarýn ipoteði, baðýmsýzlýðýmýzý aldý götürdü.
Et ithalatýmýzýn büyüklüðüyle övünürdü bir zaman bazý bilenler. “Doðu Avrupa’nýn hayvanlarýný yedik bitirdik; þimdi sýra batý Avrupa hayvanlarýna geldi” demiþti. Özal döneminde ise, yýllarca evvel dondurulmuþ dev hayvan gövdeleri gelirdi. Gördüðümde, “Bunlar fil mi, yoksa milyonlarca yýl önce yaþadýðý söylenen filden de büyük mamut ölüleri mi?” dedim. Bir kýsmýnýn kanguru ve domuz olduðu söylenirdi, halk arasýnda.
TÜM SANAYÝÝN ÝSTANBUL ÇEVRESÝNE YIÐILMASI, KÖY VE KASABALARIN BOÞALMASINA NEDEN OLDU. Vatandaþlar baba topraðýnda doyabildiði zamanlar; tarým ve baþka iþlerin yanýnda hayvancýlýkla da uðraþýrdý. Tenekecilik, imamlýk, marangozluk, kalaycýlýk, semercilik de yapsa; hayvan besler; tarlasýný ekerdi. O yýllarda, pamuk ve diðer tarým ürünleriyle birlikte, canlý hayvan da satardýk dýþ ülkelere. Anadolu halký, iþsiz kalýp Ýstanbul ve çevresine göçmeye mecbur kalýnca; o ürünleri ithal etmeye mecbur kaldýk. Yanlýþ politikalar, halkýmýzý üretimden caydýrdý, býktýrdý, tiksindirdi. Mazot pahalý! Tarlasýný eken çiftçi, para kazanmadýðý gibi zarar ediyor. Ekip üretme alýþkanlýðýný, bazýlarý sürdürmeye çalýþtý. Borca batýnca, onlar da býraktýlar çiftçiliði, hayvancýlýðý ve üretmeyi.
BELEDÝYELERÝN ÝÞGÜZARLIÐI- Birçok belediye baþkaný, sosyete olma hevesine kapýldý. Bunu kanýtlamak için, o minik kasabalarda bile hayvan beslemeyi yasakladýlar. Otuz yýl önce, Çankaya’nýn Dikmen semtinde inek besleyenler çoktu. Ýnekler otlayarak Ayrancý’ya gelir, akþam memeleri süt dolmuþ olarak yuvalarýna dönerdi. Þimdi birkaç yüz nüfusu olan köyler, hile ile belediye oldular. Issýz ve bakýmsýz köyler bile mahalle yapýldý. Bol bürokrasili, partiden torpilli ve yüksek maaþlý baþkanlar, hayvancýlýðý yasakladýlar.
SADAKA POLÝTÝKASI, ÜRETÝM VE ÇALIÞMAYA DARBE VURDU- Büyük kentlerin varoþ nüfusu, merkezleri geçti. Oy avcýlýðý için daðýtýlan erzak ve diðer rüþvetler, halký çalýþmaktan caydýrdý. Yardýmcý bayanlar ev iþine gelmez oldular. Oðlan belediye spor kulübünde aylýklý, top öðreniyor! Adam, iþe gitmeden maaþ alacak torpili buldu. Kömür, mercimek nohut, un, bulgur torbalarý yaðýyor! Niçin gitsin iþe? Eskiden bir inekle beþ on tavuklarý vardý. Kesip yediler. Devlet parasýyla parti yardýmý, çalýþmaya gerek býrakmadý. Kendi ceplerinden mi veriyorlar? Hayýr devletten! Devletin parasý biterse; topraklarýmýza göz dikmiþ olan yabancý tefeciler hazýr! Faizi katmerli olsa ne çýkar! Gün, bugün!
“-Ne olacak bu melmeketin hali? –Korkma bi þey olmaz, baþtakiler halleder!” Hallettiler elbette. *Bizim havyan besleyip elimizi kirletmemize gerek yok! *Akýlsýz gavurlar besliyorlar nasýl olsa!Üstelik veriyorlar yüksek faizli borçlarý!?
-Peki dýþ borçlar ve onun getirdiði ipotekler ve yüz kýzartýcý baðýmlýlýklar ne olacak? Her kuruluþumuzu sattýðýmýz gibi, topraklarýmýzý da mý satacaðýz?
-Aman sen de! Baþtakiler bilir iþini? Ayaðýný sýcak tut, baþýný serin! Her þeyi dert etme; düþünme derin!” Kýþ geliyor, belediyeden kömür torbalarý yaðacak. Çalýþmaya ne hacet!
***
ÝDDÝA!
2007 yýlýnda, “2008’in falý” diye bir yazý yayýnlayýp; krizi haber vermiþtim. “2009’ yýlýnýn 2008’den daha da kötü olacaðýný da söylemiþtim. Falcýlýk deðil, tahminimdi. Yeni iddiam þudur: 1984-2008 arasýnda doðan bebeklerden birinin bedeninde, Atatürk’ün ruhu canlandý. O çocuk, 2o25 olmadan bizi ve ülkemizi ileri ufuklara taþýyacak.
|