|
Ülkemizin kuzeyi ve doðusu sellerle, batýsý ve güneyi orman yangýnlarýyla boðuþuyor.
Her yaz ayný felaketleri yaþýyoruz. Hiçbir ders çýkarmýyor; önlem geliþtirmiyoruz. Okyanus ortasýndaki Filipinler gibi, Bengaldeþ gibiyiz. Suyla ayný düzeyde ve çukur olduðu için, tsunamilere mahkum bir ülkeyiz sanki! Hayýr öyle deðiliz. Deniz sularý yükselse bile, boðulmayacak durumdayýz. O halde neden her yaz birçok ilimizi seller götürüyor?
Seller ve orman yangýnlarýnda büyük kayýplara uðramaktan, bizler sorumluyuz. Hiçbir felaketten ders çýkarmýyoruz. Binlerce yýl önce yaþayanlar bile daha tedbirli imiþ. Kentleri, köyleri ve evleri dere yataklarýna kurmamýþlar. Yol ve köprüleri, yüksek yerlere yapmýþlar! Karadeniz sellerinin yollarý yuttuðunu; getirdiði aðaçlarla köprüleri doldurarak baraja çevirerek yýktýðýný iki kez gözlerimle gördüm. Halk, selden odun toplama telaþýndaydý. Bir keresinde arabalarýn Giresun’dan ileri gitmesine izin verilmedi. Sabaha karþý gelen Ankara Vapuru arabalarý ve yolcularý zar-zor limana yanaþýp alarak Trabzon’a götürdü. Þimdi öyle vapur seferleri de yok!
Yollarý, denizin yutacaðý kadar dibine ve alçak yerlere yapýyoruz. Üzerlerindeki köprüler de kavisli deðil; düz! Selin sürüklediði aðaçlar bunlarý hemen dolduruyor. Arkada biriken su köprüyü de, yolu da, çevredeki tüm güzel topraklarla birlikte denize sürüklüyor. O katrilyonluk yollarla köprüler eski insanlarý yaptýðý gibi içerideki yokuþlardan geçseydi ve köprüler eskileri gibi yüksek kavisli olsaydý, hiçbir felaket doðmayacaktý. Camileri, kentleri, evleri ve apartmanlarý dere yataklarýna kurmasaydýk; sel bir þey yapamayacaktý.
Karadeniz’de olduðu gibi Ýzmir’in içinde de; sel yataklarýnda birçok ev var; gecekondularýn ise çoðu derelerin dibinde! Bu kadar inatçý bir tedbirsizliðe karþý; kader ne yapsýn? Aciz kalýyor elbette bizleri korumak için. Yangýnlarý kendimiz çýkarýyoruz; ormanlarýmýzý kendimiz, çoðunu kasten yakýyoruz. Araçlarýmýzý kendimiz kazaya uðratýp yüzlerce cana kýyýyoruz! Dünyada bizim kadar inatla tedbirsiz davranan ve cinayet sayýlacak kazalarý, kadere-þansa yükleyen baþka toplum yoktur. Birçok ülkeye gittim, “Bize bir þey olmaz” sözünü diline dolayýp inatla önlemsiz davranan bir kalabalýða rastlamadým.
Bodrum Torba kavþaðýnda ünlü bir sanatçý arabasýyla çarpýþýp ölmüþtü. O güne kadar da birçok kaza oluyordu, ama önemsenmiyordu. Sonra, ayný yerde yüzlerce kaza oldu. Gene önlem alýnmadý. Her yýl gazeteler “Geçit yapýlacak” diye yazar; yapýlmaz! Karayollarý belediyenin planýný beðenmez, belediye Karayollarýnýnkini…
Ýþin acayibi ayný kavþaðýn karþýsýnda sürekli orman yangýný çýkar. “Çocuklar sigara içti; izmaritten yandý!” denilir, kimse yakalanmaz. Belli mevsimde yangýn çýkarýlacaðý garantili olan buraya, birkaç kamera yöneltilse; suçlular bulunurdu. Bölge, her hafta cinayet iþlenen barlardan daha önemli! Çünkü birileri oraya siteler yapmak istiyor. Denizin karþýsý! Çok kolay sattýracak manzarasý var. Bu suçun orada kesinlikle iþleneceði bilinir. Fakat önlem alýnmaz.
Her yaz Bodrum ilçesinde ve genellikle Pazar yerlerinde yüzlerce yankesicilik ve hýrsýzlýk yapýlacaðý garantilidir. Örgütlerin kalabalýk gruplar halinde gelip kiralýk evlere yerleþtiðini, söyleyenler de çoktur. Gene de önemsenmez bu konu! Zabýtalar, odalarýndan çýkýp dolaþmazlar pazarý. Görevleri, odada muhabbeti kaynatmaktýr!
Evliya Çelebi, “Ankara’dan Konya’ya güneþin görünmesini engelleyen dev aðaçlarýn ormanýndan geçerek gittiðini” yazýyor. Birkaç yüz yýl çok eski sayýlmaz. Timur fillerini Pursaklar “Pür saklar” ilçesindeki ormanlarda saklamýþ. Ne çabuk tüketmiþiz ormanlarý!
Her konuda planlý, dikkatli, önlemli davranmazsak; kendimiz de tükenip gideriz diye korkuyorum.
|