|
Eðridir gölünün üstündeki kafa gibi bölümün adý; HOYRAN GÖLÜDÜR. Eðridir gölünden dar bir boðazla ayrýlýr. Kumdanlý beldesinin merkez olduðu bucaðýn adý da; eskiden Hoyran Nahiyesi idi. Mülkiyeli Aðabeyim yýllarýn valisi rahmetli Mehmet Aldan, orada Nahiye Müdürlüðü stajý yapmýþ. Kitabýnda anýlarýný, o zamanki koyu particiliði ve mahrumiyetleri anlatýr. Nahiye(Bucak) denen kademe kaldýrýldý. Kumdanlý yeterli nüfusa ulaþarak önemli ve þirin bir belde oldu. Ovasý, geniþ ve çok verimlidir. Bazý mütegallibenin çok büyük çiftlikleri vardý; sattýlar, bölündü. Þimdi, her yer meyve ve özellikle elma bahçesi oldu. Bir keresinde, Bodrum’a giderken Yalvaç’ta kaldýk. Kumdanlý-Senirkent-Uluborlu ve kaymakamlýk yaptýðýn Keçiborlu’dan Dinara uðrayýp geçtik. Marketlerde iki liraya satýlan biraz küçük elmalar, yollarýn kenarýna öylece yýðýlmýþ duruyordu. Toptancýlar irilerini seçerek alýyor; kalanlar yol kýyýlarýna yýðýlýyor. Meyve suyu fabrikalarý da almazsa; öylece çürüyordu. Bir bahçeye uðradýk; seçtiðimiz kayýsýlarý kilosu 25 kuruþtan vermiþlerdi. Yýðýnlardaki elmalarý istersen bedava götür!
Eskiden Yalvaç, Þ.Karaaðaç ve Gelendost’tan, Isparta’ya yol yoktu. Ýle gitmek zorunda olanlar merkeple, atla veya yaya olarak göle uçma tehlikesi olan dik patikadan ulaþýrlar; bazýlarý yuvarlanýp boðulurdu. Gelendost’un girintili bir yerine varýlýp beklenirse; HOBANOÐLUNUN KAYIÐI gelir; yük ve yolcularý Eðirdir’e götürürdü. Gölün donduðu aylarda bazý þoförler kamyonla buzun üstünden giderlerdi. Buradan atýnýn eðerinde altýn dolu heybesi olan bir tüccar geçerken; atý göle uçmuþ. Altýn dolusu heybenin bulunduðu eðer, tüm uðraþlarýna ve dalgýçlar tutup arattýrmasýna raðmen bulunamamýþ. Zavallý, “EÐERÝM! EÐERÝM!” diye aðlayýp çýrpýnmýþ; oranýn adý de “Eðerim Beli” kalmýþ…
Hoyran Gölünün kýyýlarýndan birçok kaynaklar çýkýp gürül-gürül göle dökülür. Güneydeki Eðridir gölünün kýyýlarýndan ise, göle dökülen akarsu pek yoktur. Çay ilçesinde kaymakamlýk yaptýðýmda; kurtuluþ savaþý öncesine ait bir olay anlatýlýrdý. Demir kürek ve bel bulunmayan yýllarda; çevredeki topraklarý tahta küreklerle kazdýrarak ektiren varlýklý bir aða; “Karamýk gölünün sularý acaba nereye gidiyor?” diye merak etmiþ; Karamýða üç büyük geri saman döktürmüþ. Haftalar sonra samanlarýn, Hoyran gölünden çýktýðý görülmüþ.
“Çok eskilerde belki bir-iki bin yýl önce Eðirdir gölünün bulunmadýðýný; Hoyran gölünün taþmasýyla Eðirdir gölünün oluþtuðunu” ileri sürenler var. Bu nazariye doðru da olabilir. Hoyran gölünde eski eserlerin bulunduðu, içinde bir uygarlýk yaþadýðýnýn belirtileri olan Gaziri(Limia) adasý da bulunuyor. Þimdi Çatalca kaymakamý olan meslektaþým Yalvaç’ta görevliyken; Hoyran Gölünün kýyýsýna plaj tesisleri yaptýrdý. Yalvaç’ta isteyene plaj da var!
SALYANGOZ YENÝR MÝ? Batýlýlar ve birçok doðulular yiyor; Fransýz mutfaðýnýn en sevilen yiyeceðidir. Çoktan rahmetli olmuþ bulunan akýllý bir adam sohbet sýrasýnda; “Kumdanlý’da eskiden Rumlar vardý, mübadelede gittiler; salyangoz yerlerdi. Onlardan alýþan bazý Kumdanlýlý’lar da salyangoz yerdi.” demiþti. Gerçek miydi bilmem. Soruþturdum, hatýrlayan yok! Fakat televizyondan Fas ülkesinde salyangoz yendiðini gördüm. Orasý koyu Müslüman! Dünyadaki en büyük ve yüz binden fazla kiþinin namaz kýlabildiði camilerden biri orada! Fas’ta salyangoz yeniyor. Büyük gazocaðýnýn üzerindeki kocaman tencerede salyangoz kaynatan satýcý; isteyene bir tabak haþlanmýþ salyangoz veriyor. Alan, kürdanla kabuklarýn içinden çýkarýp ayakta yiyor. Bazýlarý tasla verilen suyu iþtahla içiyordu. Eti haram kýlýnan hayvanlar; genellikle etle beslenenlerdir. Otla beslenenler helal görünüyor. Salyangoz ise; et ve böcek yemiyor; bitkilerin özsuyunu emiyor. Doyunca da, bir yere yapýþýp aylarca hatta iki yýl uyuyor. Galiba haram olduðundan deðil, “Sümüklü böcek” sözünden tiksindiðimiz için yemiyoruz salyangozu.
Birbirine ekli Eðirdir ve Hoyran gölleri ve çevreleriyle cennete benzer. Ne yazýk, Turizmde henüz deðerlendirilemediler. nazifkurucu@hotmail.com
Hoyran gölünün içinde ADA…………………………………………….
Fas Müslüman
Çay ilçesinde kaymakamlýk yaptým. Demir kürek bulunmadýðý dönemde; tahta kürekle geniþ araziler ektiren zengin bir adamýn: “Bu Karamýk gölünün suyu nereye gider?” diye merak edip; üç büyük geri samaný Karamýk bataklýðýna döktürdüðünü… Haftalar sonra samanlarýn Hoyran Gölünden çýktýðýný” anlatýrlardý. Gerçekten de, Hoyran gölünün tüm kýyýlarýndan, çoðu insan belinden kalýn, bazýlarý onlarýn yarýsý kadar, sayýsýz akar sular ve dereler çýkýp göle dökülür. Eðirdir Gölüne, oradan da Kovada gölüne gidip, Aksu çayýyla birleþerek Akdeniz’e doðru yol alýr.
Bazýlarýna göre 2500 yýl, bazýlarýna göre de bin yýl öncesine kadar, Eðirdir gölü yokmuþ; Hoyran gölünün taþmasýyla oluþmuþ. Gerçek midir bilemem.
Aksu, Eðridir’e baðlý ve eski adý Yenice olan köyden çýkýyordu. Yanýna kaymakamlýk stajý yapmak için maiyet memuru olarak gönderildiðim vali Mustafa Baðrýaçýk; stajýn Nahiye müdürlüðü kýsmýný tamamlamak için beni oraya gönderdi.
Benin stajde Nahiye Müdürlüðü yaptýðým Atabey ve Anamas(Aksu) ilçe oldular.
BÝNBAÞý
ÇÝFTLÝK
Ramazan Topraklý
Köprü𨢁
|