|
Çok þükür vatanýmýzda bir avuç kötü insana karþýn; on milyonlarca iyi, barýþçý, yurtsever ermiþler var. Yaþlýlardan da gençlerden de böyle kutsal insanlarýmýz çok fazla. Onlarýn yaydýðý barýþ ve güzellik ortamýnda, kötülerin emellerine muvaffak olmalarýna Yüce Tanrý olanak vermiyor. Geçmiþte Yunak’ta Musrtafa Erþan, Akþehir’de Yunaklý Raþit Baþak ve Ahmet tepe’yi rahmetle ve minnetle anýyorum.
MUSTAFA ERÞAN
Yunak ilçesi eskiden nahiye olarak, Doðanhisar gibi Akþehir’e baðlýydý. Yunak Demokrat Parti döneminde ilçe merkezi yapýldý. “Bazý köylerinin Yunak’tan daha geliþmiþ ve kalabalýk olduðunu; Yunak’ýn ilçe merkezi yapýlmasýnýn, Mustafa Erþan’ýn hatýrýyla geçekleþtiðini” söyleyenler çoktu. Doðru mu bilmem. Ama Yunak ilçesine baðlý olan Turgut nahiyesinin, çok eskilerde önemli bir Anadolu beyliðin devlet merkezi olduðunu okumuþtum.
Mustafa Erþan, köyünü ilçe yapacak kadar güçlü ve hatýrý sayýlýr bir aða idi. Onun bir sözü þöyle: “Ben büyük bir aðaç olayým, dallarýmýn altýnda on binlerce insan ve gariban barýnsýn!” Bu felsefedeydi; kimseye karþý deðildi, herkese yardýmcýydý. Uzun yýllar belediye baþkanlýðý yaptý; hiç maaþ ve harcýrah almadý. Bölgedeki lakabý eskiden, “Þoför Mustafa” imiþ. Tüm Konya vilayetinde bile otomobil yokken veya birkaç adet iken, onun otomobili varmýþ. Askerde bir generalin makam þoförlüðünü yapmýþ. Çok geniþ arazileri ve benzinliði vardý. O zamanlar, Kör sadýk isimli Yalvaç’lý ve Topal Nurettin adlý Konyalý iki istidacý, vekilliðini alabildikleri vatandaþlarýn davalarýna giriyorlardý. Dayým Tahir Selçuk Yunak’ta avukatlýk yaptýðý için, orayla ilgiliydim. Akþehir’deki davalarýmýn talimatlarý veya cinayet davalarýnýn keþifleri olurdu Yunak’ta. Ona uðradýðýmda çay içirmeden, yemek yedirmeden býrakmazdý. Kendisi iktidar partisinin baþkaný olduðu halde; adayý olduðum muhalefet partisinden seçilmemde, önemli katkýsý oldu. Bizim partinin Akþehir ilçe baþkaný, Avukat Sadri Çakýroðlu ile iyi dost idiler. Avukat olmasýna karþýn; Yüzbaþým lakaplý Sadri Çakýroðlu da, çiftlik sahibiydi ve bir nevi aða idi.
Sýk konuþulan bir rivayet kulaktan kulaða dolaþýrdý: “Rahmetli Baþbakan Adnan Menderes, üç oðlunun sünnet düðününü Ankara’daki en büyük ve pahalý otelde yapmýþ. Partinin ilçe baþkaný ve Belediye Reisi olarak, Mustafa Erþan da davetliymiþ. Düðün daðýlmadan önce, ismini vermeden düðünün faturasýný ödeyip ayrýlmýþ. Kimin ödediðini bilememiþler. Aylar sonra öðrenince, parasýný iade etmek istemiþler; kabul etmemiþ.” Bu sözü çok kiþiden duydum. Erþan Reis’in kendisine sordum; cevap vermedi; yalanlamadý da. Herhalde konuþulan gerçekti.
Seçim sonucu Ankara’ya geldiðimde, onun büyük oðlu Hüseyin Erþan, ticaretini Baþkente taþýmýþtý. Önemli ihracat baðlantýlarý ve büyük bir nakliyat þirketiyle, sayýlamayacak kadar çok dev týr kamyonlarý vardý. Þimdi onun yerini, kardeþi Hacý Bey’in doldurduðunu tesadüfen öðrendim. Çok sevindim. Dedesini görememiþ olan torunu Erkan’la tanýþtým. Keþke rahmetli, bu servi boylu çocuðu görseydi.
|