|
Týp profesörü olan ortanca kýzým, yýllar önce Ýsrail’de toplanan kongreye katýlmak için ülkenize gitmiþti. “Çýkarken çok ince sorgulardan geçirildiðini; davetli olduðuna dair belgelerini gösterdiði halde; ahret suallerine muhatap edilip küçük düþürüldüðünü” söylemiþti. Hayretler içinde kalmýþtýk.
Ýki ay önce ülkemizdeki bir kurumun elektronik baþmühendisi olan oðlum, yanýna verilen iki mühendisle birlikte “Ýsrail’deki þirketten satýn alýnmýþ olan aletleri kontrol edip, uygun bulursa teslim almak” için ülkenize gönderildi. Yurdunuzu bisikletle de gezip çok beðenmiþler. Fakat çýkarken aðýr hakaretlere uðramýþlar. Çýplak tenleriyle kollarýna ve giysilerine ne olduðunu bilmedikleri çirkin ve tehlikeli maddeler sürülmüþ. Gerekli her türlü belgeleri vardý ve yeþil pasaportluydular. Özellikle baþlarýndaki oðlum, mükemmelin üstünde Ýngilizce yazar ve konuþur. Bu hakaretlerin ve kötü madde sývamanýn; yaþamlarýný tehlikeye düþürmek için yapýldýðýna inanýyorlar. Uðradýðý hakaretlere raðmen; “çölü nasýl yeþillendirdiðinizi öve-öve bitiremiyor” Demek ki kin duygusuna kapýlmamýþ.
Bizzat kendiniz böyle þeyler için emir vermemiþ olabilirsiniz. Fakat bunlarý engellemek ve halklar arasýndaki dostluðu korumak için, daha cesaretli adýmlar atmanýz size de bize de yararlý olur. Bölgemizin Türkiye-Ýsrail dostluðuna ihtiyacý ve hatta mecburiyeti vardýr. Lütfen bu yolda olaðanüstü çaba harcayýnýz.
Þimdi de pediatrik onkoloji profesörü olan en küçük kýzým; gene bir kanser kongresine katýlmak için Ýsrail’den geçecek. “Acaba ona da böyle hakaret ve eziyetler yapýlýr mý?” endiþesiyle kara-kara düþünüyoruz. Eserleri birçok ülkede kapýþýlan en büyük kýzým Nilüfer Tütüncü, ülkenize resim sergisi açamacaktý. Eþimle birlikte biz de gelecektik. Yeþilliði ve kalkýnmýþlýðý çok övülen yurdunuza turistik gezi yapmýþ olacaktýk. Artýk haným gelmekten korkuyor ve beni de býrakmýyor.
Sizin bilimsel kongrelere katýlan profesörleriniz, yabancý ülkelere casusluk amacý ile mi gidiyor? O yüzden mi bizim insanlarýmýz vizeli olarak ve resmi izninizle girdikleri halde; çýkarken hakaretlere ve eziyetlere uðruyorlar? Bizim bilim insanlarýmýz böyle kötü bir þeye ve girdikleri ülkenin zarar görmesine alet olmazlar. Ülkemize gelen Ýsrailli Turistlere sorabilirsiniz; onlarý çok severiz ve hiçbir kötü muamelede bulunulmasýna izin vermeyiz.
*Türkiye’de Yahudi düþmanlýðý hiç olmamýþtýr.
*Yedek subay okulunda iki Yahudi arkadaþým vardý; çok iyi anlaþýyorduk.
*Büyük Ada Anadolu kulübünde de, çok iyi dost olduðum Yahudi vatandaþlarýmýz üyedirler. “Özal’ýn deðiþik amaçlý bir parti kuracaðýný” onlardan biri söylemiþti; ben inanmamýþtým. Sonradan doðru çýktý söyledikleri.
*Hitler’in Romanya’yý iþgalinde, ölüm korkusuyla hurda bir gemiye binip kaçan bin Yahudi, Ege’ye çýksalar gemileri batýrýlýp tümü öldürülecekti. Rahmetli Vehbi Koç’un da teþebbüsüyle (Ülkemizin saldýrýya uðrama riski göze alýnarak) burada korundular.
*Atalarýmýz da bizim gibi Yahudileri korumuþ; Ýspanya’da öldürülmelerini engelleyip gemilerle ülkemize getirmiþlerdi. Þimdi o kurtarýlan Yahudilerin torunlarýnýn, torun torunlarý; vatandaþýmýz olarak ülkemizin kalkýnýp yücelmesine katkýda bulunuyorlar.
Türkiye’ye intikam planlarý yapan ve ülkelerimizin barýþmasýna engel olan bakanýnýzý, deðiþtirmelisiniz.
Türk-Ýsrail dostluðu için daha cesaretli adýmlar atacaðýnýz umudunu korumaktayým. Dünyanýn ve bölgemizin böyle olgun bir barýþa pek çok ihtiyacý vardýr. Saygýlarýmla. nazifkurucu@hotmail.com
|