18 Mayýs 2012 Cuma

MAPUSANE ÇEÞMESÝ

  Av. Nazif KURUCU

          nazifkurucu@hotmail.com
         MAPUSANE ÇEÞMESÝ
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Þarki Karaaðaçta, evimizin karþýsýnda Beþkonaklýlarýn saðýndaki hurda ev, mapus damý imiþ. Korkarak baktým; bir jandarma bekliyor, kýrýk kapýsýndan görünen hayatta birkaç sefil adam duruyordu. Sonra bir kadýnýn da hapse düþtüðü duyuldu; alt kata bir oda çevirip, kadýný oraya(Erkek mahpuslar iliþemesin diye) kilitlemiþler. Yalvaç’taki cezaevi de böyle imiþ. Babamýn Baþkatipliðe yükselip de, Savcý ve Sorgu hakimine vekalet ettiði yýllarda; harabelere doðru uzak bir yere tek katlý hapishane yapýlmýþ. Duvarlarý zýplayýp aþýlacak boyda, duvarlarý kiremitli gülünç bir yerdi. Ben iki yaþýndayken ölen büyükbabamýn ikinci eþi amcalarýmýn evinin karþýsýndaki yýkýk binada, pek akýllý olmayan biri vardý. Bir suç’tan tutuklanýp bir gün sonra kaçmýþ. Yakalanýnca ifadesini alan babama; “Amca, kaçmadým. Duvara çýktým, kiremitleri kýrmadan yavaþça öbür tarafa indim” diye savunmuþ kendisini.

Gelendost Karaaðacýn nahiyesiydi. Ýlçe olunca kaymakam vekili olarak gönderildim. Parka bakan en büyük ahþap evi, Hükümet konaðý yapmýþlar. Zemin kat cezaevi olmuþ. Hanaydaki tahtalarýn aralýðýndan, mahkumlarýn gezindiði görülürdü.

            Akþehir’de en eski hapishane neredeydi bilmiyorum. Kaymakamlýktan istifa edip de orada avukatlýðý baþladýðýmda; eski garajýn karþýsýndaki büyük hapishane vardý. Karaaðacýn aðýr ceza davalarý, Isparta’ya gidiyordu artýk. Fakat Yalvaç’ýn Aðýr ceza davalarý Akþehir’de görülüyordu. Eyuplar köyünden bir delikanlýnýn cinayet davasýný aldým. Oðlan bir senedir tutukluydu. Sonra karþý tarafla sanýðýn babasý, “Davadan vazgeçmeleri ve lehte þahitlikleri” için, bin liraya anlaþmýþlar. Onlara verecek parasý yokmuþ. Benden ödünç aldý. Oðlu üç-dört ay sonra çýktý. Toplam iki yýl hapiste kalmýþtý. Beþ ay sonra, “evlerinde öldüðünü” duydum. “Hapishanede þiþmiþ” dediler. Uzun süre hapiste kalanlar stres ve hareketsizlikten þiþmanlayýp ölüyor. Babasý borçlarýný getirmedi. Yalvaç pazarýnda karþýlaþtýk; gene vermedi. Hapse düþüp bu felaketi hazmedemeyen ve kafasýna takanlar, hareket kýsýtlýlýðý ve stres yüzünden; ölüyorlar. Birçok örneðini gördüm. Yassý Ada’da tutuklu kalanlardan erken ölenler oldu. Tam tersi de oluyor; Yalvaç-Sücüllü beldesinin iki büyük aðasý vardý; biri CHP’li biri Demokrat! Sýrayla belediye baþkaný seçilirlerdi. Ýkisinin de biner koyunlu sürüleri vardý. Birinin küçük oðlu Ali, çok adam vurdu. Akþehir hapishanesinde, aða idi. Kardeþleri öldükten sonra da hayattaydý. Yalvaç çarþýsýnda görüþüp kucaklaþtýk. “Koyunlar duruyor mu?” diye sordum; “Mera kalmadý. Çobanýyla köpeðiyle birlikte sürüleri sattým!” dedi. Beþ yýl önce Sücüllü’ye kitap dolaplarý ve iki bin kitap baðýþlamak için gittiðimde görüþtük. Benden yaþlý olmasýna karþýn, çok saðlýklý ve neþeliydi. Vurmaya vurulmaya, tutuklanýp yatmaya alýþýp aldýrmayanlara, bir þey olmuyor.

            Ilgýn’ýn köyünde çok zengin ve azgýn sülaleden iki kardeþ; sakallý, saf ve yoksul bir adamýn 15 yaþýndaki tombul ve bebeksi kýzýný kaçýrýp ýrzýna geçmiþler. Kýzýn avukatýydým; sanýklarýn vekili hemþerimdi. “Kýzýn ýrzýna geçilmediðini; tarlada sürüklenirken mýsýr koçanlarýn kýzýn orasýna battýðýný” savunuyordu. Oðlanlardan biri kýzla evlense, dava düþecek! Öyle zengin ve azgýnlar ki, tenezzül etmiyorlar. Hemen kurtulacaklarýna inanýyorlar. Kýzýn anasý efemsi ve tabanca taþýyan bir kadýndý. “Çýkarlarsa onlarý öldüreceðine” yeminliydi. Gerek kalmadý. Akþehir cezaevinde isyan çýktý; müdürü mahkumlar öldürdü. Elebaþý olan o iki kardeþ, Sinop kalesine sürüldüler. Sonra, orada öldüklerinin haberi geldi.

Ankara Ulucanlar cezaevi dehþet bir yerdi. Öðrenci iken bizi gezdirdiler, avukatken yüzlerce kez müvekkillerimle görüþmeye gittim. Ýdam cezalarý orada infaz edilirdi. Önceleri idamlar Saman pazarý yokuþunda olurmuþ. Hiçbir hapishane, ALKATRAS bile, Sinop Kalesi kadar dehþetengiz olamaz. Saatlerce her yerini gezdim. Þair; Dýþarda deli dalgalar-Gelir duvarlarý yalar- Bu sesler seni oyalar-Aldýrma gönül aldýrma! demiþ ama; yedi kat yerin altýndaki rutubetli dehlizlerde kalebentliðe aldýrmamak imkansýz! O ýslak zindan, canlarý bir yýla varmadan alýr. Bu yüzden, giriþ kapýsýnýn yakýnýna gelebildikten sonra tüfekli jandarmalar ve tabancalý gardiyanlarca vurularak öleceðini bile-bile; birçok mahkum dýþ duvara týrmanýp kaçmaya uðraþmýþ ve vurularak can vermiþler. Þimdi orasý müze!

Tüm bunlarý görmüþ ve yaþamýþ olmak bile yüreðimi katýlaþtýrmamýþ ki; Orhan Kemal’in 72. Koðuþ öyküsünden uyarlanan filmi seyrederken, aðlamaktan kahroldum.

nazifkurucu@hotmail.com

2011-09-08 Bu yazý  298  kere okundu

SON YAZILARI

OKUL SÜTLERÝ KARMAÞASI GERÝ KABUL ANLAÞMASI, ÇOK TEHLÝKELÝ! YABANCI SERMAYE GÜZEL ÝZMÝR SÝLAH SATAN ÜLKELER SÝLAH SATAN ÜLKELER KÖPEKLERÝN PARÇALADIÐI VATANDAÞ ÝHRACAT HEDEFÝMÝZ BÝR TRÝLYON DOLAR OLMALI SAVAÞ FELAKETTÝR! TEHLÝKELÝ ve GEREKSÝZ ÝTHALAT

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
ÖZEL REYHAN’DAN REKOR BAÞARI
Akþehir’in adýndan baþarýyla söz ettiren okulu Reyhan Koleji, ayný gün hem b
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır