|
Yurt dýþý gezilere Baþkentten katýlmak; baþka bir vilayete yaya gitmekten daha zor ve meþakkatli. Gezi düzenleyen þirketler Ýstanbul’da! Oradan sabah kalkacak uçaklara yetiþmek için, uygun bir saatte baþkentten kalkýþ yok. Sabahki ilk uçakla gitseniz, yetiþilmesi olanaksýz! Gecenin son uçaðý ise, en biçimsiz saatte! Uyku iþi, su musluðunu açýp kapatýr gibi deðil ki! Bir saat uyumaya kalsanýz, “Belki uçaðý kaçýrýrým” endiþesiyle uyku tutmaz. Velhasýl, bir gün önceden yaya olarak yola çýkýlsa ne kadar eziyetli olacaksa; öyle meþakkatli oluyor Ýstanbul’dan kalkacak uçaða yetiþmek.
Bir zamanlar Baþkentten de dýþ gezilere katýlan çoktu ve buradaki þirketler, böyle iþlere kalkýþabiliyordu. Ankara o kadar ihmal edilip geri býrakýldý ki; Baþkentten dýþ gezilere gitmeye kimsenin ne takati ne da parasý kalmadý. Birkaç kiþi bu zahmetli iþi göze alsa da; piþman oluyor.
Ankara, eski taþra kasabalarý gibi düzensiz ve bakýmsýz bir hale getirildi. Yaðmur yaðdýðýnda her yeri seller götürüyor. Tarlalarýndan arsa vergisi alabilmek için mahalle yapýlan çevre köylerin hayvanlarý, sele kapýlýp boðuluyor. Yaya yürümek tümden olanaksýz. Zaten hem yollar ve hem de kaldýrýmlar, belediyenin veya onlarýn kulüplerinin park ücreti alabilmesi için, resmen paralý otoparka çevrilmiþ durumda. Belediye uzun yýllardan beri, yapýlara ruhsat verirken otopark harcý da alýyor. Bu paralarla her mahalle ve bölgeye yeterli otopark yapýlacaktý. Yapýlmadý.
Ýnanýr mýsýnýz; Antalya’ya, Konya’ya, Eskiþehir’e, Ýzmir’e; hatta daha küçük baþka kentlere gidip de döndüðümüz zaman; kötü oluyoruz. Niçin, Baþkentin de oralar kadar düzenli ve huzur verici olmadýðýna üzülüyoruz.
Sanki hoyrat bir el, Ankara’nýn gerilemesi, bakýmsýz kalmasý ve içinin, olabildiðince boþaltýlmasý için büyüler yapýyor gibi! Birçok kurumlar buradan, deprem bekleyen ve dýþ saldýrýlara açýk yerlere götürüldüðü ve daha baþkalarýnýn da götürülerek Baþkentin içinin boþaltýlacaðý ilan edildiði için; birçok iþyerleri kapandý. Baþkentlinin umutlarý, sönükleþip kararýyor. Atatürk buraya geldiði zamanki eski ve küçük Ankara, belki bugünkünden bin kat daha az nüfusluydu. Ama o zaman bir umut ve coþku varmýþ. Þimdi Ankara’nýn ve Ankaralýlarýn umutlarý ve hevesleri kökünden yok edilip söndürüldü.
Beþ altý ay önce en küçük kýzým, bizi de kendileriyle birlikte dýþ geziye götürmek için; Ýstanbul’da adres göstererek internette duyuru yapan bir þirkete yazdýrmýþ. Ankara’dan Ýstanbul’a gideceðimiz biletler de geldi. Uyumaktan vazgeçerek vardýk Sabiha Gökçen alanýna! Ýlandaki þirketin masasýný veya bir iþaretini bulamadýk. Epeyce aradýk, polise sorduk; yok! Çok sonra, kýzým o þirketi arayan birçok kiþiyi bulup toparlamýþ; herkes þaþkýn ve umutsuz. Meydan Müdürünü bulduk; ilgilendi “Suçlu dolandýrýcýlarý bulduracaðýný” söyledi. Dolandýrýlan 30-40 kiþinin imzalarýyla hazýrladýðýmýz þikayet dilekçesinin fotokopi ile çoðaltýlmasýný da saðladý. O belgelerle meydana bakan, fakat epey uzaktaki karakola gidip þikayetçi olmak istedik. Amir bey, “Suçlularýn gösterdiði adresin baðlý bulunduðu ilçenin savcýlýðýna gitmemiz gerektiðini” anlattý. Israrlarým üzerine savcýya telefon etti. Olumlu yanýt gelmiþ olmalý ki; “En çok birkaçýmýzýn þikayetini ifade olarak alabileceðini” söyledi. Topluca yazýp imzaladýðýmýz dilekçeyi de vererek durumu anlatan ifadelerimizi yazdýrdýk.
Kýzým bizi öyle bir duruma getirdiði için çok üzüldü. Biraz teselli olsun diye, otelde yer buldum. Üç gün Ýstanbul’u gezdik. Yüzlerce fotoðraf çekti. Þimdi bile, para kaybetmenin deðil, dolandýrýcýlara kanmýþ olmanýn üzüntüsünü çektiðini hissediyorum. Beþ aydan fazla geçti, bir sonuç çýkmadý. Üç yüz vatandaþtan, birkaç trilyon dolandýrýp yurt dýþýna kaçýrmýþlar. Devlet böyle sahtekarlarý, Avrupa’da da olsalar bulup cezalandýracak kadar hassas ve güçlü olmalý. Böyle bir gücü olduðunu, iyilere de, kötülere de hissettirmeli.
Görevi dolayýsýyla kýzým son gezimize katýlamadý. Diðer çocuklarýn da baþka iþleri var. Eþimle ben, telaþ ve uykusuzlukla yetiþtik Atatürk hava limanýna.. Biz dýþ hatlardayýz; rehber ve oradan katýlacaklar ise, iç hatlarda! Onlarla birlikte olmak üzere iç hatlara geçebilmek için; çek-in yaptýrdýðýmýz biletlerin iptali gerekiyormuþ. O zaman hakkýmýzý kaybedeceðiz. Uykusuz saatlerimiz, telaþ ve hay- huy içinde geçti.
Ankara ve Ankaralýlar, böyle güçlüklere düþmemek için ne yapmalý? Daha da önemlisi Ýzmirliler, Eskiþehirliler, Ýstanbullular ve diðer düzenli, bakýmlý içi boþaltýlmayan geleceði kuþkulu olmayan bir kentte yaþayabilmek için; hangi taþlara baþýmýzý vurmalýyýz?
nazifkurucu@hotmail.com
|