|
Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Avusturya ve Macaristan 1-2 milyon nüfuslu Baþkentleri olan; toplamda ise beþ-on milyonu geçmeyen ülkeler. Ýçlerinde yalnýzca Avusturya, daha canlý ve mali durumu iyi! Avrupa ülkelerinin kiþi baþýna düþen gelir bakýmýndan en zengini Norveç’tir; Avusturya onu yakalamaya uðraþýr. Macaristan’da asgari ücret 200-300 Euro olduðu halde; Avusturya’da asgari ücret 900 Euro! Arada üç kattan fazla fark var. Demek ki Anadili Almanca olan bu ülke, Kardeþimiz Macaristan kadar sýkýþtýrýlmamýþ. Avusturya, “Dünyada yaþanacak en iyi ülke” sýralamasýnda, ilk on arasýna girmeyi hak etmiþ. Baþkent Viyana Avusturya’dan daha ünlü ve çekici! Viyana demek, bir yönüyle de Mozart demek oluyor. Viyana’daki birçok konseri dinlemek için ülkemizden bile gidenler oluyormuþ. Operalar, operetler, dans ve müzik davetleriyle tiyatrolar, Viyana’ya dünya çapýnda çekicilik saðlýyor. Kentte her gün en az iki salonda, uluslararasý üne sahip sanatçý ve çalgýcýlarýn konseri var. Grubumuzdaki hem Ýzmir, hem de Ýstanbul’da köþkleri olan bir hanýmefendi, “Viyana’daki hiçbir konseri kaçýrmadýðýný” söyledi.
Viyana’da çok fazla Türk yaþýyor; On milyonluk ülkenin yarým milyondan fazlasý Türkiye’den giden kardeþlerimiz. TÜRKÝZ adlý döner kebap ve diðer Türk yemekleri çýkaran lokantaya gittik; beþ katlý tüm bir binayý ve meydan kadar çok geniþ caddenin kendine ayrýlan bölümüne onlarca masa koyarak kullanýyordu. Baþka müþteriler gibi, Türkler de çok gidiyor. Bizimkiler o bölgede yoðun galiba. Geniþ cadde boyunca konulmuþ banklar ve oturma yerlerinde Anadolu’dan giden kardeþlerimiz yayýlmýþ; dinlenip sohbet ediyorlar. Birçok haným kardeþlerimiz, köylerinde olduðundan daha rahat ve özensiz kýlýklar içindeydiler.
Viyana Ormanlarý, Avusturya’dan da, Viyana’dan da ünlü! Tüm orta Avrupa ülkeleri bol yaðýþ alýyor. Almanya’nýn Kara Orman bölgesinden çýkýp Karadeniz’e dökülen Tuna nehri tüm bölgeye rutubet, ýslaklýk ve yeþillik saðlýyor. Yalnýzca su getirmiyor; tüm Avrupa’nýn kirlerini, pisliklerini ve zehirli atýklarýný da Karadeniz’e taþýyor!
Viyana kuþatmasýnda kendisine emanet edilen cepheyi Kýrým Türklerinin Haný; “Osmanlý gününü görsün!” diyerek terk etmeseydi; bugün dünyanýn ve özellikle Avrupa’nýn haritasý bambaþka olacaktý. Merzifonlu paþanýn kellesinin kesilmesini es geçsek bile; Kýrým’lý kardeþlerimizin baþýna o dayanýlmaz felaketleri sarmaya, Rus çarlýðýnýn ve sonra da Stalin kanlý diktatörlüðünün gücü yetmeyecekti.
Avrupa Birliðinin kurucusu ve patronu olan Fransa’yla Almanya; Avrupa Birliðine, Orta Avrupa ülkeleri gibi minik üyeler istiyor. Bizim gibi toprak ve nüfus bakýmýndan kendileriyle boy ölçüþebilecek bir ülkeyi, kesinlikle istemiyorlar. Hele Türkiye gibi müstemleke haline getirmek, bölmek ve parçalamak istedikleri bir dev ülkeyi, Müslüman olduðumuz için, hiç istemiyorlar. O birliðin temeli, Hitler ve onunla ayný paralelde olan Fransýz Mareþal Peten tarafýndan böyle tasarlanmýþtý. Ýngiltere’ ye bile dirsek çýkarýp kök söktürdüler. Birliðe itilip kakýlarak girebilen Ýngiltere’nin kraliçesi, þimdi bizim girmemize karþý çýkýyor.
Papalýk dünya çapýnda dev bir mali güçtür; Avrupa’daki otoritesi de tartýþýlamaz. O güç de, bize karþýdýr. Hesaplarýmýzý Avrupa Birliðine tam üye olabilecekmiþ gibi yaparsak ve A.B. nin her istediðini yerine getirirsek; sonunda zararlý çýkýp periþan düþeceðimiz kesindir. A.B.’de söz ve oy hakký kazanmadan Gümrük Birliðine girmiþ olmak; zaten ülkemize, tarýmla hayvancýlýðýmýza ve üretim kapasitemize çok zarar verdi. Özelleþtirmelerle satýlan ulusal kurumlarýmýzda söz hakkýmýz ve onlarý bir daha ele geçirebilme olanaðýmýz yok artýk! Sömürgeci ülkelerin açýk pazarý durumuna getirildik.
Sarkozy, Merkel ve Ýngiliz kraliçesinin Türkiye’ye ve Türklere bakýþý ile; Hitler’in Yahudilere bakýþý ve tutumu arasýnda bir benzerlik ve paralellik görüyor musunuz? Böyle olduðunu düþünenler çok! Bu duygular içersinde olduðum bir anda; Terezin zindanlarýnýn çýkýþýndaki deftere; “TARÝH TEKERRÜR EDER!” diye yazýp imzaladým.
Hitler döneminin soykýrým uygulamasýnda sýkça kullanýlan TEREZÝN zindanlarý, Çek topraklarýnýn içinde. Burada binlerce esirler ve Yahudiler, güneþsiz rutubetli dar yer altý izbelerine yýðýnlar halinde týkýlarak yarý aç tutulmuþ. Emir geldikçe de topluca öldürülmüþler.
Macaristan’da ve gördüðüm, görmediðim Avrupa ülkelerinde; aðaç ve hatta dal kesmek bile, resmi izne ve kesin kurallara baðlý. Binalarda en küçük bir deðiþiklik yapmak da öyle! Caný isteyen “Ev boyatýyorum veya tamir ettiriyorum” diyerek, sokaklara bir gram malzeme koyamaz; iþgal edemez. Görüntüyü, temizlik ve güzelliði bozamaz. Her insan, kendi çýkarýný deðil toplumunu ve çevrenin temizliðini ön planda tutuyor. Biz de öyle olalým.
Orta Avrupa çok yaðýþtan ve kýþýn bol kardan nasibini aldýðý için; çatýlar olabildiðince dik! O dik çatýlarýn içinde de odalar bulunduðu, pencereler konulmuþ olmasýndan anlaþýlýyor.
nazifkurucu@hotmail.com
|