|
Püskevit sözünü garip karþýlayýp eksi puana dönüþtürmeyi uman þaþkýnlar çýktý. Tam tersine, halkýmýz bu doðallýðý sevdi. En çok aranan görüntü, bu sözün geçtiði konuþma oldu. O konuþma milyonlara ulaþtý ve sevilerek takdir topladý.
Bugün Ankara Hukuk Fakültesine yakýn bir yerde, sosyetik havalý bir mekan gördüm. Kocaman levhasýnda PÜSKÜÜ CAFE BÝSTRO yazýlýydý. O tarafa, trafik cezasý yatýrmaya gittim. Ýzmir’de týp profesörü olan kýzýmý, Ankara Týp Fakültesindeki doçentlik sýnavlarý için jüri üyesi seçmiþler. Geri döneceði cumartesi günü ailece son yýllarda iyice güzelleþen ve sularý taþan Gölbaþýna gittik. (Gölbaþý ilçesi çok geliþti. Mogan gölünden-Eðmir gölüne su taþýyan dere; Eskiþehir’deki Porsuk çayýndan daha temiz ve güzel! Ýstanbul’a çakma Boðaziçi yapmaya gerek yok! Burada doðal bir Boðaziçi var; onu iþleyip yararlanýlmalý. Bu konuyu ayrýca yazacaðým) Diðerleri oðlumla orada kaldýlar; kýzýmý çevre yolundan havaalanýna götürdüm; annesi de geldi. Hýz yapmýþým; ceza kesmiþler. Arabanýn birkaç poz resmi de ceza ihbarnamesine iliþik. Yolda ne kamera, ne polis arabasý; hiçbir teftiþ yoktu; çok tenhaydý. Çevrede köy, kasaba ve tek canlý bile varsa, hýz yapmam. Belki iki üç yýlda bir, çok rahat ve tenha yol bulursam hýzlý gittiðim olur. Bu aldýðým ilk ceza! Denizli’ye varmadan “Savaþ zamanýnda kullanmak için yapýldýðý” söylenen, geniþliði yüz metreyi, uzunluðu iki-üç kilometreyi geçen iyi asfaltlanmýþ bir bölüm var! Kýyýlarýnda aðaç, telefon direði filan yok. Ýþte oradan son geçiþimde baþka hiçbir araba yoktu; bir kez 320 kilometreyi buldurdum.
Çevre yolu tenha idi, ama hýz yapmadým. Kýzýmý bileti olandan iki saat önceki uçaða yetiþtirmiþim. Ceza ihbarnamesini eve getirip eþime imzalatmýþlar, Kýzýlay’daki vergi daireleri almýyormuþ. Yürüyerek Cebeci vergi dairesine gidip döndüm (Günde yedi kilometre yürürüm) Hukuk fakültesini geçince, PÜSKÜÜ CAFE BRÝSTO’yu gördüm. Tüm dükkanlar çoktan açýldýðý halde, levhasýyla ve havasýyla seçkinlik iddiasýnda olduðu anlaþýlan o mekan daha açýlmamýþtý. PÜSKÜÜ sözcüðünü, süslü ve kocamanca yazmýþlar; övünürcesine!
BÝS KÜVÝ, yarý piþmiþ, az piþmiþ anlamýna gelir. Halkýmýz bu sözcüðü kendine göre düzenlemiþtir. Biz de püskevit derdik. Üç erkek kardeþ, Alman harbi sonrasýnýn kýtlýk yýllarýnda böyle þeyleri yemeden büyüdük. Þimdi de; iþsizliðe, cari açýklara ve dýþ borçlara gömülüp boðdurulmuþ ekonomik düzenin içinde; yoksul çocuklarý deðil çikolata, püskeviti bile bulamýyor artýk! Ulusal kurumlarýmýz, iþletmelerimiz ve fabrikalarýmýz, yabancýlara satýlýp kapatýlmamýþ olsaydý; tüm babalar iþ bulabilecekti. Çocuklarýna püskevit, çikolata ve baþka þeyler de alabileceklerdi. Samsun’lu iki buçuk aylýk bebek de, açlýktan ölmeyecekti. Annesi yemek bulabilecekti; sütü gelecekti ve bebeðini emzirebilecekti. Seçimde iktidarý milletimiz kime verecekse; ilk icraatý, iþsizliði sýfýrlamak olmalý.
***
ÝTHAL KURBANLIKLAR HELAL MÝYDÝ?
Dost sandýðýmýz ülkeler, GDO’lu ürünlerini bize satabilmek için; tarým ve hayvancýlýðýmýzý yasaklattýrýp baltaladýlar. Avrupa Birliðinin ve diðer sömürgeci ülkelerin baskýsýyla, yöneticilerimiz pancar ve diðer tarýmsal ürünlerimize dar kotalar getirdi. Kendini besleyebilen ender ülkelerden biriydik. Þimdi en çok gýda maddesi ithal eden ülke, biz olduk. Dýþ baskýlar, gýda üretmemeye ve baþkalarýndan yüksek faizlerle borç dilenerek yiyecek ithal etmeye zorladý bizi. Eskisi kadar pancar ekemiyoruz. Kendi kaliteli pancar þekerimizin yerine; mýsýr þurubundan çýkarýlan zararlý ithal þekeri tüketmek zorunda býrakýldýk. Dýþ borçlarýn çoðalmasýyla, sömürgecilerin etki ve baskýlarýna açýk hale geldik. Pancar ekilmeyince köylü ve üreticiler hayvan da besleyemez oldular. Ýki yýldýr, küffarýn haram hayvanlarýný ithal ederek, kurban niyetine kesiyoruz. Ama makbul deðil!Bize et, hayvan ve gýda satan yabancý ülkeler; kestikleri hayvanlarýn kemik ve diðer atýklarýný, yem fabrikalarýnda hayvan yemine çeviriyor. Kutsal dinimizde ve güzel kültürümüzde etleri yenen küçük ve büyükbaþ hayvanlara, hayvan atýklarý yedirilmez. Sömürgeciler ise tersini yapar. HAYVANLARA KENDÝ CÝNSÝNDEN OLAN VE BAÞKA CANLILARIN ATIKLARINDAN YEM YAPIP, YEDÝRÝRLER. Onlarý yamyamlaþtýrýlar. Dinimizde, etle beslenen hayvanlarýn eti yenmez. Dolayýsýyla dýþarýdan getirdiðimiz kasaplýk ve kurbanlýk hayvanlarýn etleri helal deðildir. Ýthal etler de böyledir.
Tehlike bununla kalsa… Kalmýyor iþte! Üç beþ yýldýr domuz çiftlikleri açýlmasýna izin verildi. Özellikle Ýstanbul’da yoðun þekilde domuz besleyen ve bunlardan sucuk-sosis-salam yapan birçok þirket kurulup geliþti. Ülkemiz et üretiminin yarýsýný onlar yapýyor. Ýç piyasaya sürülmeyeceðinin garantisi var mý? YOK!
nazifkurucu@hotmail.com
|