|
Yaklaþýk bir ay kadar önce, bir haným geldi iþyerimize. Arkadaþýna hediye almak istiyordu. Hediyesini seçerken birden; “Siz Ahmet Þener’in kýzý deðil misiniz?” diye sordu. “Evet” dedim heyecanla. “ Biliyor musunuz, ben Ahmet Amca’nýn çok iyiliðini gördüm.” diyerek konuþmasýný sürdürdü. “ Hakkýný hiç ödeyemem. O benim velînimetimdi. Bugün ayaklarýmýn üstünde durabiliyorsam O’nun sayesindedir. Nûr içinde yatsýn!” dedi ve anlatmaya devam etti: Babasýný çok genç yaþta kaybedince, annesiyle birlikte, zor þartlar altýnda yaþamaya baþlamýþlar. Umutlarýnýn tükendiði bir gün annesi “ Gel kýzým gasteci Ahmet Bey’e gidelim, O bize yardýmcý olur.” demiþ.
Birlikte gidiyorlar Pervasýz Gazetesi’ne ve durumlarýný anlatýyorlar. Babam epey bir süre uðraþtýktan sonra genç kýzý iyi bir iþe yerleþtiriyor. Yýllar sonra iþinden emekli olan bu haným,”Ben þimdi O’nun ekmeðini yiyorum sayýlýr. Ahmet Amca’ya hep dua ederim. Allah O’ndan râzý olsun. Mekâný Cennet olsun Ýnþallah!” dedi. Ýkimizin de gözleri dolu dolu olmuþtu. O gittikten sonra da uzun süre söylediklerinin etkisi altýnda kaldým. Gözlerimden yaþlar boþalýyor ama bir yandan da yaralý yüreðime ilaç gibi geliyordu duyduklarým.
Sonra; Ýstanbul’da ve Akþehir’de babamla geçen hastane günlerimiz canlandý gözümde. Yüzlerce insan gelmiþti ziyarete, bir bakýma belki de O’nunla helâlleþmeye. Gelenler arasýnda minnetini ifade ederek, öpmek için babamýn ellerine sarýlanlarýn sayýsý ne kadar çoktu bir bilseniz!
Ýstanbul’da hastaneye yattýðý ilk gün bana; “Beni görmeye gelen herkesin ismini not al!” demiþti. Son günlerine kadar da sýk sýk soruyordu: “Yazýyor musun? Kimseyi unutma, ayýp olur.” Hiç kendisine nedenini sormadan yüzlerce isim yazdým deftere. Nedenini tahmin ediyordum çünkü. Muhtemelen saðlýðýna kavuþtuðunda ziyarete gelen, kendisini mutlu edenlerin hepsinin isimlerini gazetede yayýnlayýp, teþekkür edecekti. Babam böylesine zarif ve nazik biriydi iþte. (Biliyorum aradan çok zaman geçti ama o dönemde bizi yalnýz býrakmayan tüm vefalý dostlara burada bir kez daha binlerce kez teþekkür ediyorum.)
Babam, herkesin yardýmýna koþmaktan, yol göstermekten bir an bile geri durmazdý. Hastalýðýnda ziyarete gelenlerin anlattýklarýndan öðrendiklerimiz o zaman bizi hem þaþýrtmýþ, hem de gururlandýrmýþtý: Kiminin sigortaya veya bað-kura girmesini saðlamýþ, kimine iþ bulmuþ, kimine öðrenciliðinde harçlýk vermiþ, küsleri barýþtýrmýþ, anlaþmazlýklarý çözmüþtü. Ne kadar yaþlý, yalnýz, yardýma ihtiyacý olan insan varsa üstlerine kol-kanat germiþ; maddî ve manevî desteðini onlardan esirgememiþti. Geçmiþ yýllarda, maalesef, yakýn aile çevremizde yaþadýðýmýz felâketlerden sonra da, ne kadar yetim çocuk kalmýþsa hepsine babalýk yapmýþtý.
Babam, baþka türlü bir yüreðe sahipti. Ondaki acýma duygusu, vicdani sorumluluk, insan sevgisi, yardým etme dürtüsü ve þefkati bir baþka türlüydü. Her geçen gün daha çok anlýyorum ki babam yalnýzca bizlerin deðil, O’na ihtiyaç duyan herkesin yanýnda olabilmiþ, özel bir insandý.
Bundan daha fazla mutluluk ve huzur verecek ne olabilir ki babasýný çok seven bir evlât için..
|