18 Mayýs 2012 Cuma

MEVLÝD-Ý NEBÝ

  Abdullah YADÝGAR

          yadigar@pervasiz.com
         MEVLÝD-Ý NEBÝ
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Mevlid; Doðum zamaný, doðum yeri. Arapça ‘‘ve-le-de’’ kökünden türetilmiþ olup Rasulullah’ýn (s.a.s.) doðumuna, Rebiul-evvel ayýnýn 12. Gecesidir ki buna Mevlid-i Nebi denir. Kâinat’ýn ve beþeriyet’in asýrlardýr yolunu gözlediði Peygamberler Peygamberinin doðum günüdür.
    Merhum A. Hamdi Akseki ‘‘Ýslam Dini’’ adlý eserinde þöyle demektedir; ‘’Her Müslüman kendi peygamberi hakkýnda biraz fazla bilgisi olmasý lazýmdýr. Peygamberimizin adý Muhammed’dir. Babasýnýn adý Abdullah, anasýnýn adý Âminedir. Meþhur rivayete göre, Arabi ay hesabiyle bundan bindörtyüz küsur sene evvel Rebiül-Evvel ayýnýn onikinci Pazartesi gecesi sabaha karþý Mekke þehrinde doðmuþ ve beþeriyetin ufuklarýný nurlarý ile aydýnlatmýþtýr. Miladi (571) inci yýlý Nisan ayýnýn yirminci Pazartesi gecesine tesadüf etmektedir. Kendisi dünyaya gelmezden iki ay evvel babasý, dünyaya geldikten altý sene sonra da anasý öldü. Peygamberimizin sütanasý Halime namýnda bir kadýndýr.’’
    Pek çok Siyeri Nebi kaynaklarýnda da Peygamberimizin (s.a.s.) doðduðu gece meydana gelen bir takým mucizevî (olaðanüstü) hadiseler þöyle sýralanmaktadýr. Kisranýn sarayýndaki burçlar çatlamýþ, bin yýldan beri yanmakta olan ateþgedelerindeki (Mecusi mabedindeki) ateþ sönmüþtü. Ayrýca, doðumu anýnda orada bulunan kadýnlar da bir takým harikuladeliklere þahit olmuþlardý.
    Dünyanýn doðusunu ve batýsýný aydýnlatan bir nur görüldü. Sâve Gölünün sularý bir anda çekiliverdi. Asýrlardýr kupkuru olan Semave Vadisi, seller altýnda kaldý. Gökyüzünde onlarca yýldýz kayýverdi. Kâbe’deki putlarýn pek çoðu devrildi.
    Doðum âný öncesi hane-i saadetleri nurla doldu. Yýldýzlar evin üzerine dökülecekmiþ gibi aktý. Seher vakti bir ara Âmine validemizin kulaðýna bir ses geldi. Korkudan eriyecek gibi oldu. Bu esnada bembeyaz bir kuþ ansýzýn yanýna geldi. Sonrada kanatlarýyla sýrtýný sývazladý. Âmineden korku kayboldu. Kendisine ak bir kâse içinde þerbet sunuldu. Ýçer içmezde bir nur bulutu kendisini sardý. Tam o sýrada mukaddes doðum gerçekleþti. O esnada ebesi Þifa Hatun gizemli bir ses iþitti; ‘’Allah’ýn rahmeti, Onun üzerine olsun!’’ diye.
    Hz. Âdem’den baþlayýp intikal ederek gelen O Biricik Nur, artýk vücut sahnesinde varlýk bulmuþtu. Peygamberimizin (s.a.s.) ‘’Allah’ýn ilk yarattýðý þey, benim nûrumdur.’’ Dediði kendi nûru, beden giymiþ hale gelmiþti. Her çocuk doðunca yere düþerken, o ise ellerini yere dayamýþ, önce secde edip sonra baþýný ve parmaðýný Sema’ya kaldýrmýþtý.
    Doðduðunda sünnetli ve göbek baðý kesilmiþ vaziyetteydi. Sýrtýnda, iki kürek kemiði arasýnda, kalbinin hizasýnda Peygamberlik Mührü-Hâtemi Nübüvvet vardý.
    Dedesi Abdülmuttalip, doðumdan yedi gün sonra Mekke de büyük bir ziyafet tertiplemiþ ve çocuða, Araplarýn o güne kadar kullanmadýklarý bir isim olan Muhammed adýný verdiðini ilan etmiþti. Muhammed; övülen demekti. O’nu Allah (c.c.) övmüþtü. Melekler, cinler ve insanlar da övecekti. Sonra O Nur Topunu alarak Kâbe’ye götürdü ve Allah’a; ‘’ Bana bu temiz çocuðu ihsan eden Allah’a hamdolsun.’’ Diyerek dua etti. Evvelki kutsal kitaplarda Peygamberimizin adý Ahmed olarak geçmiþ Kur’an-ý Kerim’de ise Muhammed olarak yer almýþtýr ki, her ikisi de en güzel iki isimdir.
    Hz. Ýbrahim’in duasý, Hz. Ýsa’nýn müjdesi ve Dedesi Abdülmuttalip ve Annesi Âminenin rüyasý gerçekleþmiþ oldu. Nitekim sevgili Peygamberimiz; ‘’ Ben babam Ýbrahim’in duasýna, kardeþim Ýsa’nýn müjdesine ve annem Âmine’nin rüyasýna eriþmiþimdir.’’ buyurmuþtur.
    Hz. Ýbrahim (a.s.), oðlu Ýsmail ile Kâbe’yi bina ettikten sonra yapmýþ olduðu duanýn bir yerinde; ‘’..Ya Rabbi! Bizim zürriyetimizden sana boyun eðen-itaat gösteren bir ümmet meydana getir. Ey Rabbimiz! Soyumuzdan meydana getireceðin Müslüman ümmet’e kendi içlerinden bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini okusun; kitabýný öðretsin, günahlardan temizlesin..’’ diyordu.
    Hz. Ýsa (a.s.), kendisine inanan kiþilere kendisinden sonra ‘’Ahmed’’ adýný taþýyan son peygamber geleceðini ona baðlanýp inanýlmasý gerektiðini bildiriyor ve tavsiye ediyordu.
    Annesi ise Peygamberimize hamile iken rüyasýnda kendisine; ‘’Sen insanlarýn hayýrlýsýna ve bu ümmetin Efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiðin zaman her hasetçinin þerrinden korumasý için bir ve tek olana sýðýnýrým, de. Sonra ona Ahmed veya Muhammed adýný tak.’’ Denildiðini söylüyordu. Yine Peygamberimizin annesi, rüyasýnda doðu ile batý arasýný aydýnlatan bir nur’un kendisinden çýktýðýný gördüðünü; bu sayede Þam, Busra saray ve çarþýlarýný hatta Busra’daki develerin uzanan boyunlarýný görmek mümkün olduðunu Efendimizin dedesine anlattý.
    Efendimiz Hazretlerinin doðum günü münasebetiyle üzerimize düþen en önemli vazife, Onu her yönüyle daha iyi anlamaya, insanlýða teblið ettiði esaslarý kavramaya çalýþmak olmalýdýr. Dinî ve ahlakî hayatýmýzýn en büyük örnek þahsiyeti, hiç þüphe yok ki, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir.  Âlemlere rahmet olarak gönderilen son peygamber, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in örnek hayatý incelendiðinde; O’nun muhteþem özellikleri, açýkça görülür.
    Rasulullah (s.a.s.), kimsenin ayýbýný yüzüne vurmaz, hoþlanmadýðý ve yanlýþ gördüðü bir davranýþ olursa o davranýþý yapanlarýn kim olduðunu belirtmeden ve kimseyi kýrmadan, yanlýþlarý düzeltir; kimsenin sözünü kesmez, konuþmasý bitinceye kadar dinler, kimsenin gizli hallerini araþtýrmaz, kendini ilgilendirmeyen konularla meþgul olmazdý. Allah’a hürmetsizlik yapýlmadýkça, kendisine karþý yapýlan kötülükleri baðýþlar, eline fýrsat geçse de intikam almayý düþünmezdi. Zengin-fakir, efendi-köle, büyük-küçük ayrýmý yapmadan insanlarý eþit tutardý.
    Rasulullah (s.a.s.) cömertti. Ýkram etmeyi çok severdi. Eline geçen hemen her þeyi muhtaçlara daðýtýr, kimseyi eli boþ çevirmezdi. Bütün iþlerini tam bir düzen ve intizam içinde yapar, vaktini boþa geçirmezdi. O, bütün hayatý boyunca, bizlere Yüce Yaratýcý’ya iman edip O’nu içtenlikle sevmeyi, ona baðlanarak ibadetlerle hayatýmýzý anlamlý kýlmayý, emaneti korumayý, insan haklarýna uymayý, zayýf ve muhtaçlara yardým etmeyi, yetim ve kimsesiz çocuklara kol kanat germeyi, komþuluk ve akrabalýk baðlarýna riayet etmeyi, iyilikte yarýþmayý, yararlý insan olmayý öðütlemiþtir.
    Dürüstlükten ayrýlmazdý. Verdiði sözü tutardý. Þakayla da olsa, asla yalan söylemezdi. Henüz peygamber olmadan Muhammed-ül Emin “güvenilen kiþi” unvanýný kazanmýþtý. Bunun içindir ki, Yüce Allah Kur’an-ý Kerim’de;
    ’’Andolsun, Allah’ýn Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuþmayý uman,  Allah’ý çok zikreden kimseler için, güzel bir örnek vardýr.’’(Ahzap Suresi Ayet:21.) buyurur. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) de ’’Sizin en hayýrlýnýz, ahlâken en güzel olanýnýzdýr’’(Buhari),’’Ben ancak güzel ahlâký tamamlamak için gönderildim’’ (Malik) buyurmuþtur.
    Sevgili Peygamberimizin(s.a.v.) doðum yýldönümü "Mevlid-i Nebi" bize, sevdiklerimize, milletimize, Ýslam âlemine ve tüm insanlýða hayýrlara vesile olmasýný dilerim.
 

2012-02-02 Bu yazý  564  kere okundu

SON YAZILARI

Hadis Ezberleme Müsabakasý Ebedi Gençlik Yolunda 28 Þubat Darbesi Allah Hastahanelere Düþürmesin Mevlid-i Nebi Armutlu Çalýþtayý Ýslami Açýdan Noel Kutlamalarý MÝLLETÝN ÞAÝRÝ: MEHMET AKÝF ERSOY Adâb-ý Muâþeret 1 Muharrem 1433 ve Aþure

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
Haftanýn Röportajý

Çok yakýn zamanda röportajlarla burada olacaðýz
ÇOK OKUNANLAR
ÖZEL REYHAN’DAN REKOR BAÞARI
Akþehir’in adýndan baþarýyla söz ettiren okulu Reyhan Koleji, ayný gün hem b
RSS © 2003 Akþehir PERVASIZ Gazetesi
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır